Advertisement

Koç Üniversitesi Ekonomik Araştırma Forumu (EAF) araştırmacılarından Sumru Öz tarafından hazırlanan “Dünyada ve Türkiye’de Enflasyon: Türkiye Neden Ayrıştı?” başlıklı araştırma raporunda Türkiye’nin enflasyon ligindeki tarihsel konumu ve bu sonucun nedenleri tartışıldı.

Dünya Bankası tarafından kullanıma açılan ve araştırmada kullanılan veriler, son 50 yılda yüzde 17 ile 1974’te en yüksek düzeyine ulaşan küresel enflasyonun, gelişmiş ülkelerde 1982’de, orta ve yüksek gelirli gelişmekte olan ülkelerde ise 1990’ların ortasında kalıcı olarak tek haneye indiğini gösteriyor.

Araştırmaya göre, 2010’dan itibaren dünya çapında düşük bir düzeyde istikrar kazanan enflasyonda, son on yılın ortalaması gelişmiş ülkeler için yüzde 1,4; orta ve yüksek gelirli gelişmekte olan ülkeler için yüzde 3,2; düşük gelirli gelişmekte olan ülkeler içinse yüzde 6. Türkiye’de enflasyon 34 yıl sonra 2004’te tek haneye inse de bu kalıcı olmadı.

Türkiye’nin son on yılının enflasyon ortalaması yüzde 10,2 ile dahil olduğu orta ve yüksek gelirli gelişmekte olan ülkeler ortalamasının üç katından fazla bir seviyede bulunduğuna dikkat çekiliyor.

Araştırmada, birçok gelişmekte olan ülkede 1990’ların sonunda enflasyonun yüzde 4 civarına düşmesini sağlayan serbest döviz kuru rejimini, mali disiplinin sağlanmasını, merkez bankasının bağımsızlığını ve fiyat istikrarına öncelik veren para politikasını içeren istikrar programı, Türkiye’de daha geç, 2001 krizinin ardından uygulanmaya başlandığı vurgulandı.

TCMB, 2002-5 döneminde hedefleri tutturmayı başararak enflasyonun tek haneye inmesini sağladığı belirtilirken 2006 yılından sonra hedeflerin çoğunlukla tutturulamamış olmasının TCMB’nin kredibilitesini zedeleyerek enflasyonun yüzde 5’in altında olan dünya ortalamasına inmesini engellediği belirtildi.

Araştırmaya göre, 2018’den itibaren Türkiye’de enflasyonun dünya ortalamasından tamamen ayrışmasında ise TCMB bağımsızlığının fiilen ortadan kalkması yatıyor.