Advertisement

Salgın sürecinde “Lojistik” sektörünün ekonomiler ve insan yaşamı üzerindeki kritik önemi, geçmiş krizlerde olduğu gibi, bir kez daha, çok net bir şekilde ortaya çıktı.

Coronavirüs tehdidinin Türkiye sınırlarına ulaştığı ilk zamanlardan itibaren teyakkuza geçen UND hemen bir kriz masası kurdu. Tüm gelişmeler bu kriz masasından takip edilerek sürücüler ve firmalar anlık olarak bilgilendirilmektedir. Bu süreçte ticaretimizi yurtdışına ulaştıran nakliyecilerin ve sürücülerin mağduriyetlerini en aza indirmek üzere ilgili tüm resmî kurum ve kuruluşlarla doğrudan bağlantıya geçtik, yetkilileri sektörün ihtiyaçları konusunda bilgilendirdik ve yetkililer ile sektör arasında koordinasyonu sağladık. UND olarak bu dönemde çok önemli önerilerimiz ve çözümlerimiz oldu ve bunu yetkili birimlere ve bakanlıklarımıza ilettik. Ortak hareket edince neleri başarabileceğimizi de gördük. Bunun en güzel örneği Habur ve Kapıkule’de başarıyla uygulamaya konan Temassız Ticaret modeli oldu. Virüs nedeniyle bir anda taşımalar durma noktasına gelmişti. UND’nin desteği ile treyler ve sürücü değişikliği yapılarak taşımaların sürmesi sağlanırken, ortaya inanılmaz bir performans ortaya çıktı ve kapılardan çıkış adetleri normal günlerdeki sayılara döndü. Ticaret Bakanımız Sayın Ruhsar Pekcan da vermiş olduğumuz destek için bizlere teşekkürlerini iletti. Bizler de kendilerine; almış olduğu kararlar, uygulamalar ve gösterdikleri olağanüstü gayretlerden dolayı teşekkürlerimizi sunuyoruz.

COVID 19 salgını, dünya çapında olduğu gibi, ana ihracat pazarımız olan Avrupa ulaşım ağında da ciddi aksamalara yol açtı. Avrupa’nın tedarik zincirlerini besleyen bu ulaşım ağının sürekliliği ve kesintisiz olarak tüm modlarda ulaşımın sağlanmasının tüm AB ülkeleri, ekonomileri ve insanları için yaşamsal önem taşıdığı AB Komisyonu ve AB hükümetleri tarafından defalarca dile getirildi.

Avrupa’nın tedarik zincirlerinin % 75’i karayoluna dayanıyor ve bu süreçte iç kara sınırlarında yaşanan kısıtlamalar, sürücülere yönelik yasaklar bu zinciri olumsuz etkiliyor. Tıbbi ürünlerin tedariğinde dahi aksamaların yaşanması, 24 saati aşan beklemeler gibi sorunlar AB yönetimlerini alarma geçirirken, AB ülkelerine ve AB içindeki mal hareketlerinin kolaylaştırılması için AB Komisyonu tarafından birbiri ardına tebliğler yayınlandı. Bu tebliğlerde dikkat çeken husus,sınır geçişlerinde uygulanacak kolaylıkların “yük veya milliyet ayrımı” veya taşıma modu ayrımı yapılmadan uygulanmasının istenmesiydi. UND olarak her zaman dile getirdiğimiz husus, malların serbest dolaşımının “malları taşıyan araç ve sürücülerden bağımsız düşünülmemesi gerektiği ve aynı şekilde kısıtlanmaması gerektiği” idi. Bugün yaşadıklarımız bu gerçeği açıkça gözler önüne seriyor.

Bu konuda Avrupa Birliği’nin pandemi nedeniyle “kıtlık” riski ile karşı karşıya kalınmasına karşı geliştirdiği etkin bir yanıt olan “Yeşil Hatlar – Hızlı Sınır Geçişleri” mekanizması ve ilkelerinin, salgın sonrasında da ve AB dışı ülkelerle olan taşımacılık ilişkilerimiz için de geçerli olacak şekilde “kalıcı” hale getirilmesi büyük önem taşıyor.

Koronavirüsün etkileri küresel çapta yayılırken; küresel tedarik haritası yeniden çiziliyor. Ticaret savaşları, Brexit ve jeopolitik gerginlikler ile sarsılan dünya ekonomisinde uzun süredir yeni açılımlar arayışında olan küresel tedarik zincirleri, koronavirüs salgınının risklerinin artarak sürmesiyle birlikte Çin seçeneğini gözden çıkarırken, Türkiye’nin üretim ve lojistik gücü yeniden gündeme geldi.

Türkiye coğrafi konumu, lojistik ağ bağlantıları, üretim kapasitesi, insan kaynağı, bilgi ve becerisi gibi birçok yönüyle yeniden kurulacak tedarik zincirlerinde yerini almak için avantajlı bir konumda bulunmaktadır.

Virüse karşı ülke olarak büyük başarı sağladık. Bunda katkısı olan tüm yetkililere, karar alıcılara ve bunu uygulayan tüm kesimlere teşekkür etmek gerekiyor. Ortak hareket edince neleri başarabileceğimizi görmüş olduk ve bunu herkese de gösterdik. Covid-19’a karşı savaşı kazanacağız ve ondan sonra oturup neler yapabileceğimizi konuşacağız. Ulusal bir strateji oluşturabilmemiz çok önemli. Bu stratejinin temelinde de lojistik sektörü olmalıdır. Böylesi zor bir dönemde, canla başla çalışan, bizler evimizde kalalım diye yola çıkan sürücülerimizle, her türlü sıkıntıya, zorluğa rağmen ülkesi için çalışan firma sahiplerimizle, sektörün tüm çalışanları ve temsilcileriyle her türlü desteğe hazırız. Dünya değişecek, üretim, satış ve pazarlamada dijital bir sistem oluşacak. Ancak malların hep olduğu gibi bundan sonra da fiziki olarak hareket etmesi gerekecek. O halde yapmamız gereken, bunu nasıl daha iyi ve sürdürülebilir şekilde gerçekleştirebileceğimizi araştırıp, en son Temassız Ticaret modelinde olduğu gibi, kamu-özel sektör işbirliğinin en güzel örneklerini hayata geçirecek projeler geliştirmek olacaktır.

Dünyadaki toplam üretimin %40’ını yapmakta olan Çin ile Batı Dünyasının gözden geçirerek yeniden kuracağı dış ticaret ilişkisinde ülkemize yeni fırsatların doğacağına inanıyoruz. Çin’e nazaran birçok avantajı barındıran ülkemizin bu süreçten kazançlı çıkacağını öngörüyoruz. Hükümetimizin koymuş olduğu ihracat hedefleri doğrultusunda ihracatçılarımız ile omuz omuza çalışmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin 24 Milyar USD Döviz getirisi ile en büyük hizmet ihracatçısı olan sektörümüz bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da mal ihracatımızın itici gücü olmaya devam edecektir.

Pandemi sürecinde tedarik zincirinde yaşadığımız sıkıntılardan dersler çıkarılarak yeni stratejilerin belirlenmesi ve buna bağlı senaryoların ortaya konulması gerekmektedir. Gerçekleştirilecek olan senaryo analizleri ile, farklı gelecek senaryolarında ülkemizin lojistik altyapısı, kuvvetli ve zayıf yönlerinin ve kurumların karşılaşacağı fırsat ve tehditlerin belirlenmesi faydalı olacaktır.

Çetin NUHOĞLU

UND Yönetim Kurulu Başkanı