Advertisement

Sparta & Co Kurucu Ortağı Taner Özarslan, Bloomberg HT'ye yaptığı değerlendirmede, Dolar/TL tarafında bir süredir 6.75-85 bandındaki sabite yakın gidişatın piyasaları endişelendirdiğini, fakat o dönem içerisinde kamu bankalarının satışlarıyla kurun dengelendiğini söyledi.

Özellikle son bir aydır yaşanan faizlerin düşmesi kaynaklı ciddi bir tüketim eğilimi başladığını dile getiren Özarslan, araba satışlarının hızla arttığını, hatta Türkiye'nin Avrupa’nın en büyük araba ithalatçısı olduğunun altını çizdi. Tüketim eğilimi üzerine örneklendirmede bulunan Özarslan, “500 bin lira değerindeki bir araba için 10 bin liralık peşinatla o varlığa sahip olunması isteniyor, fakat ülkeden 500 bin liralık bir çıkış gerçekleşiyor. Bu da ülkeye cari açık olarak geri dönüyor. Bu sebeple muhtemelen Temmuz ayında çok ciddi bir dış ticaret açığıyla karşılaşacağız.” dedi.

"Merkez Bankası kısa vadeli acil bir parasal sıkılaştırmaya gitmeli"

Diğer taraftan, “Merkez Bankası’nın gittikçe azalan döviz rezervlerini gören yabancı, Türkiye’ye karşı ciddi bir pozisyon açıyor.” diyen Özarslan, faizin reel anlamda belirli bir normale ulaştırılmadığı sürece ne yerli ne de yabancı yatırımcının TL’ye olan ilgisinin artmayacağını; bu yüzden Merkez Bankası’nın kısa vadeli acil bir parasal sıkılaştırmaya gitmesi gerektiğini söyledi.

Taner Özarslan, 2018 başında 3,50’lerde seyreden Dolar/TL kurunun 5 seviyelerine kadar ilerlediğini ve bu dönemde Merkez Bankası’nın faiz artırımını geciktirdiği için sonraki artırımlarını çok daha büyük tutmak zorunda kaldığını hatırlattı.

“Şu anda yapılması gereken TL’yi korumak ve kalkan oluşturmak” diyen Özarslan, TL’yi koruyabilecek faiz bandının kısa vadede yüzde 14-15 seviyelerinde olduğunu söyledi.

Bloomberg HT’de Akıllı Para programına konuk olan Koç Üniversitesi ve Bilim Akademisi Üyesi, Prof. Dr. Kamil Yılmaz, pandemi sürecinde dövizde yaşanan yükselişi değerlendirdi. Ülke olarak sadece cari açık sorununun olmadığını söyleyen Prof. Dr. Yılmaz, finans kanalından da çıkış başladığını kaydetti.

Türkiye’de son 20 yıldır cari açığın sermaye girişleriyle finanse edildiğini aktaran Yılmaz, bu uygulamanın uzun vadede tercih edilen bir sistem olmadığını ve yapısal sorunlara sebep olduğunu söyledi. Hem kuru, hem de faizi aynı anda kontrol etmeye çalışmanın mümkün olmadığının altını çizen Yılmaz'a göre, son dönemde döviz kurunda yaşanan yükselişin bir uyarı olduğunu ve Merkez Bankası’nın bir ölçüde faiz politikasını devreye sokmasının gerekli olduğunu sözlerine ekledi.

Türkiye’de hala güçlü bir kurumsal yapı olduğunu dile getiren Yılmaz, doğru politikalar uygulayarak yaşanılan ekonomik sorunların çözebileceğini söyledi.

"Kurda istikrar için offshore piyasalarda likidite tekrar azaltılabilir"

Dolar/TL’nin gün içerisindeki yükselişini BloombegHT.com’a değerlendiren Monex Europe FX Piyasaları Analisti Simon Harvey “Ekonomik ve finansal faktörler düşünüldüğünde Dolar/TL’nin piyasa koşullarından dolayı 7.00 seviyelerini geçmesi zaten bekleniyordu. Bugün de o güne denk geldik” dedi.

Pandeminin başlangıcından bu yana rezervlerin Dolar/TL seviyesini 7.00’nin altında tutmak için kullanılmasının ve offshore likidite hatlarıyla sermaye piyasalarına getirilen kısıtlamaların yabancı yatırımcı güvenini zedelediğini söyleyen Harvey, “Tüm bu önlemler döviz piyasasındaki açığa satış hareketlerini kısıtlamak için getirildi, fakat bu önlemler yatırımcıların güvenini de zedeledi” diye ekledi.

Yakın zamanda spekülatif kısa pozisyonları engellemek için tekrardan sermaye kontrolleri kullanılabileceğine dikkat çeken Harvey, “Kuru istikrara kavuşturabilmek için offshore piyasalarda likiditenin tekrardan azaltılabileceğini” beklediklerini söyledi.

“Uzun dönemde ise tek bir çözüm” olduğunu belirten Harvey, bunun da faiz oranlarının tekrardan yükselmesinin gerekliliği olduğunu kaydetti. Son olarak, 2018’deki yükseliş ile bugünü karşılaştıran Harvey, “Eğer 2018 yılı referans alınırsa, Türkiye ekonomisi TL’yi faiz artırımlarıyla savunmaya çalışmanın sonuçlarını hissedecektir” dedi.

"TCMB döviz mevduatları olmadan TL'nin kayıplarına müdahale için rezervleri yeterince hızlı yenileyemeyebilir"

Rabobank Gelişen Piyasalar Kıdemli FX Stratejisti Piotr Matys ise paylaştığı bir notta dolar/TL’deki yukarı yönlü baskının yapısal yüksek enflasyon, halihazırdaki geniş bütçe açığı ve ekonomiyi canlandırmak için kredi kullanılmasından dolayı olduğunu belirtti.

“Merkez bankası kısa vadeli swapları kullanarak ticari bankalardan borçlanabilir” diyen Matys, yerel bankaların kısa dönemde merkez bankasına verebilecek 204 milyar dolar yurt içi yerleşik dolar mevduatları olduğuna dikkat çekti.

Bankalara olan güvenin gelecek aylar, hatta haftalar için çok kritik bir unsur olduğunu belirten Matys, bankalardan dolar mevduatlarının çekilmemesi için bu güvenin yüksek kalmasının gerekliliğinin altını çizdi.

Son olarak ise Matys “TCMB bu döviz mevduatları olmadan TL’nin dolar karşısında önemli ölçüde değer kaybetmesine müdahale etmek için rezervleri yeterince hızlı yenileyemeyebilir” dedi.

Zeynep Bayar & Erol Oytun Ercan BloombergHT.com Editörleri