Advertisement

EROL OYTUN ERCAN

10 yıl vadeli ABD Hazine tahvili faizi Şubat ayı başından bu yana 50 baz puandan fazla artış kaydederek neredeyse salgın öncesi seviyelerde seyrediyor. Yabancı kurumlar ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) politika çerçevesini basit tutarak faiz artırımı yoluyla bir sıkılaştırmaya gitmesinin alınabilecek en iyi önlem olduğu kanaatinde.

Medley Global Advisors Gelişen Piyasalar Direktörü Nick Stadtmiller, TCMB’nin artan tahvil faizine karşı yapabileceği pek bir şey olmadığını belirterek, “Türkiye’deki faizler ile ABD faizler arasındaki fark halihazırda çok yüksek. Yapılması gerekenden fazla 100-200 baz puanlık bir artış çok fark yaratmayacaktır. TCMB enflasyonu düşürmeye odaklanmalı” dedi.

Gelecek aylardaki 100-200 baz puanlık faiz artış beklentisini koruduğunu belirten Stadtmiller, “ABD Hazine tahvili faizindeki görünüm Türkiye için para politikası değerlendirmemi etkilemedi” dedi.

"Artan tahvil faizleri sonrasında beklentimi revize ettim"

Credit Agricole Gelişen Piyasalar Araştırma Müdürü Sebastien Barbe de küresel piyasalarda yaşanan gelişmelerin TL’de yaşanan düşüşte etkili olduğunu ve TCMB’nin buna cevap olarak faiz artırımı dışında pek bir şey yapamayacağını düşünüyor.

“Faiz artırımı enflasyon ile mücadelede TCMB’nin kararlı olduğunu gösterir ve piyasaları geride kalmak istemediği konusunda ikna eder” diyen Barbe, küresel tahvil faizlerindeki yükselişten sonra Mart ayındaki toplantı için tahminini revize ettiğini ve gelecek haftaki toplantıda 100 baz puan faiz artırımı beklediğini belirtti.

"400-500 baz puanlık bir artışından kaçınmak için 200 baz puanlık bir faiz artırımı gerekli"

ADM ISI Baş Ekonomisti ve Küresel Stratejisti Marc Ostwald ise TCMB’nin tahvil faizleri ve petrol fiyatlarındaki artışı beklemediğini söyledi.

“TCMB’nin Rusya’da Nabiullina’nın yaptığı gibi enflasyonu bitirene kadar pervasızca faiz artırmasına izin verilmeyebilir. Piyasalar da rezerv kırılganlığından dolayı Türkiye için daha yüksek risk primleri öngörüyor” diyen Ostwald sonraki aylarda 400-500 baz puanlık bir artışından kaçınmak için şu an yapılacak 200 baz puanlık bir faiz artırımının gerekli olduğunu belirtti.

"Dağınık müdahalelerden kaçınılmalı"

Societe Generale Gelişen Piyasalar Strateji Müdürü Phoenix Kalen, TCMB’nin Mart ayındaki toplantıda bir değişikliğe gitmesini beklemediklerini ve enflasyon verisi ya da ABD Hazine tahvili faizindeki artıştan sonra beklentilerini revize etmediklerini söyledi.

“TCMB için en önemli şey enflasyonu düşürmeyi ve kredibiliteyi artırmayı hedefleyen bir politika çerçevesi olmalı” diyen Kalen, para politikasının mümkün olabildiğince basit tutulması ve dağınık düzenleyici müdahalelerden kaçınılması gerektiğini belirtiyor.

"Politika çerçevesi basit ve etkili tutulmalı"

Deutsche Bank Ortadoğu ve Doğu Avrupa Araştırma Müdürü Christian Wietoska ise yılın ilk yarısında 100 baz puanlık bir artış daha beklediklerini ve bunun büyük ihtimalle Nisan’dan ziyade Mart ayında olacağını dile getirdi.

Wietoska, tahvil faizlerindeki yükselişin politika çerçevesini nasıl etkileyebileceğiyle ilgili, “Politika çerçevesi basit ve etkili tutulmalı. Sıkılaşma faiz ile yapılmalı. Çerçevenin daha da karmaşık hale gelmesi uzun dönemli yatırımları çekmeyi de zorlaştırır. Artan tahvil faizleri nedeniyle rezervlerin yeniden onarılması şimdilik yılın ikinci yarısına ertelendi” dedi.

Rabobank Gelişen Piyasalar Kur Stratejisti Piotr Matys de artan tahvil faizlerine karşı TCMB’nin gelecek toplantıda 100 baz puan faiz artırmasını beklediğini belirterek, “Eğer piyasalar önümüzdeki toplantıda bir artırım öngörüyorsa, TCMB’nin politika faizini artırmaması Türk Lirası’nın yükselen tahvil faizlerine karşı daha kırılgan hale gelmesine neden olabilir” dedi.

TL'de düşüş nasıl başladı?

Tahvil faizlerinin piyasaları rahatsız edecek derecede yükselmeye başladığı Şubat ayı başından bu yana, dolara karşı en çok değer kaybeden gelişen ülke para birimi yüzde 5,8 düşüşle Türk Lirası olurken ikinci sırada yüzde 5,1 düşüşle Meksika Pesosu bulunuyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın zorunlu karşılıkları artırma kararı da piyasalarda kafa karışıklığı oluşturmuştu.

Yükselen ABD Hazine tahvili faizleri ve hükümet tarafından yapılan açıklamalarla, Türk Lirası 22-26 Şubat haftasında dolar karşısında 2018 Ağustos ayından sonraki en kötü haftalık performansını sergilemiş, Dolar/TL 6,97 seviyesinden 7,48’e yükselmişti.

TCMB Başkanı Naci Ağbal 5 Mart’ta bankanın blog sayfasında yayımlanan yazısında fiyat istikrarı vurgusunu yinelemiş, “Güven, ekonomi yönetiminin temel kurumlarından biri olan merkez bankaları için de büyük önem taşır. Para politikasına güven duyulduğunda daha etkin olur, beklentileri iyileştirme gücü artar.” demişti.

Dolar/TL’de açıklamalar sonrasında biraz düşüş görülse de ABD Hazine tahvil faizinin yüzde 1,60’ın üzerine çıkmasıyla bu düşüş bir eğilime dönüşmedi.

JP Morgan faiz beklentisini revize etmişti

JP Morgan yayımladığı bir araştırma raporunda, yıl sonu enflasyon tahminlerini revize ettiklerini belirterek Mart ayında 100 baz puanlık bir faiz artışı beklediklerini söylemişti.

Art arda dördüncü ayda da enflasyonun beklentilerden fazla geldiğini belirten kurum, 2021 sonu için enflasyon beklentilerini yüzde 10,5’ten yüzde 11,2’ye revize ettiklerini belirtmişti.

Enflasyondaki yukarı yönlü eğilimin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın elinde olmayan faktörlerden dolayı oluştuğunu söyleyen JP Morgan, yine de enflasyondaki artışın devam etmesinin zor kazanılan kredibiliteye zarar verebileceğini ifade etti.