Advertisement

İLAYDA KILIÇAY

Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut, Türkiye’nin yeşil mutabakata uyum sürecinde yapması gerekenlerin başında devlet, özel sektör ve vatandaşların birlikte çalışması gerektiğine dikkat çekti.

Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması’nı onaylamasıyla hükümetin anlaşmadaki hedeflere ulaşmak için gerekli eylemleri öncelikli planına alması gerektiğine dikkat çeken Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut, hedeflere ulaşmada özel sektörün katkısının gerekliliğine vurgu yaptı. Meyer-Landrut “Devlet, özel sektör ve vatandaşların herbirinin birlikte çalışması gerekli” diye konuştu.

“Enerji kaynaklarındaki kısıtlılık dönüşümün önemini gösteriyor”

Meyer-Landrut, dünya genelinde yaşanan enerji krizinin Yeşil Mutabakat sürecine nasıl etki edeceğine ilişkin ise şunları söyledi: “Fosil enerji kaynaklarındaki kısıtlılık dönüşümün önemini gösteriyor. Aynı zamanda enerji konusunda başka ülkelerden gelebilecek fosil kaynaklara bağımlılığı da azaltacak bir durum. Ülke içerisinde yenilenebilir olarak üretilen enerji hem enerji güvenliği açısından faydalı olacakır, hem de bağımlılığı azaltacaktır.”

“Yeşil mutabakat için Türkiye, ekonomisinde dönüşüm yaşamalı”

Meyer-Landrut, yeşil mutabakatın Türkiye ekonomisi için önemine de şu sözlerle değindi: “Yeşil mutabakat bir AB politikası ve Avrupa genelinde hem iç hem de dış politikaları dönüştürebilir. Türkiye de Avrupa pazarıyla çok bağlantılı bir ülke olduğu için ekonomisi açısından bu dönüşümü yaşamalı ki iş birliği devam etsin ve gelişerek yeni boyutlar kazansın”

AB’nin yeşil mutabakata uyum sürecinde Türkiye’deki üreticilere ve KOBİ’lere yönelik desteğin nasıl olacağına ilişkin ise Meyer-Landrut, “Birlikte çalıştığımız ortak ülkelere sağladığımız mali yardımlarda bazı değişiklere gitmeye çalışıyoruz, bu Türkiye’ye özel bir yaklaşım değil genel bir yaklaşım” diye konuştu.

Türkiye'de çok ciddi bir yenilenebilir enerjinin kurulmakta olduğunu gördüklerini belirten Meyer-Landrut mali yardımlara ilişkin ise şunları söyledi: “Geçmiş yıllarda Türkiye'ye AB'nin sağladığı destekler daha önce hibe şeklinde verilen desteklerdi. Şimdi yeni sisteme göre bu desteği de krediler şeklinde vermek istiyoruz ve AB mali araçları vasıtasıyla yapmak istiyoruz. Bunlar garantiler aracılığıyla, faiz destekleri şeklinde olabilir; yani bu desteği biraz daha rahat sağlayacak mekanizmaları hayata geçirmek istiyoruz.”

“Sürdürülebilir finansman notlarına dönmek istiyoruz”

Türkiye için bir platform oluşturmaya çalıştıklarını söyleyen Meyer-Landrut AB’nin de altından kalkabileceği daha sürdürülebilir finansman notlarına dönmek istediklerini belirtti.

Meyer-Landrut, “Kalkınma bankaları, özel bankalar, Avrupa’nın kalkınma bankaları gibi bankalar yeşil dönüşüm projelerini finanse edilebilirler. Ama bunun için de Türkiye'nin elinde kredilerle desteklenebilecek projelerin bir listesi olması gerekiyor. Öyle bir proje olmalı ki hem destekten yararlanabilsin ancak sonrasında da desteği ödeyebilecek parayı çıkarabilsin” dedi.

“Yeni dönemde sürdürülebilir projelere destek vermeye çalışıyoruz”

Yeni dönemde sürdürülebilir projelere destek vermeye çalıştıklarını belirten Meyer-Landrut , “Bu çok daha fazla fonun mobilize edilebileceği anlamına geliyor. Bir paradigma değişikliği olacak. Burada ana destek hibeler üzerinden değil krediler üzerinden olmuş olacak” diye konuştu.