Ali Çağatay/Geleceğe Bakış

Yumurta Tozu

Türkiye, dünyanın 3 numaralı makarna ihracatçısıdır. İtalya ve ABD'nin ardından dünyanın 3 numarasıyız.  Japonya'dan AB'ye, Latin Amerika'dan, Ortadoğu'ya ihracatımız var, Afrika'nın ise neredeyse tamamına makarna satıyoruz. Hatta Afrika pazarında o denli eğemeniz ki, Türk makarnasının girdiği ülkelere bizimle aynı kulvarda olan Brezilya, Rusya, Almanya ürün satmakta zorlanıyor.

Yine Türkiye, yumurta üretiminde de dünyanın sayılı ülkelerinden biri konumunda. Tüm zamanlar ortalaması olarak bakıldığında Türkiye yumurta üretiminde global ilk 5'in içinde. Yıllara göre sapmalarla kimi zaman biraz aşağılara kayıyor ama hiçbir zaman global ilk 10'un altına düşmüyor.

Şimdi, ihracat ve üretim ölçekleri olarak global ligin ilk sıralarında yer aldığımız bu iki ürünü birleştirip, inanmakta zorlanacağınız bir sonuca varacağız.

Yumurta ile Makarna'nın ayrılmaz bir ilişkisi var. Nasıl mı? Şöyle:

Türkiye olarak dünyada Makarna ihracatı ve üretiminde söz sahibiyiz, yumurta üretiminde de öyle ama bir "ara ürün" var ki, orada yüzdeyüz dışa bağımlıyız.

Makarnanın ana bileşenlerinden "yumurta tozu" üretiminde "sıfır" çekiyoruz. Biliyorum, o meşhur "un var, şeker var, yağ var; neden helva yapamıyoruz" sorusu aklınıza geldi.

Helva yapamıyoruz...

Neden?

Yumurta 3 şekilde tüketiliyor: Kabuklu, likit ve toz olarak

Kabuklu yumurta bildiğiniz taze ve marketlerde satılandır. Likit yumurta, yumurtanın ömrünü uzatmak ve kimi zaman başgösteren "kuş gribi" vs gibi salgın dönemlerinde tüketilmek üzere ve daha çok da endüstrinin ihtiyacı için üretilmektedir. Yumurta tozu ise çok amaçlı olarak üretilmektedir:

1) Yumurta stoklarının eritilememesi durumunda, yumurtayı uzun süre saklamak üzere

2) Makarna, kek, puding ve pasta yapımında kullanılmak üzere.

Yazının başına dönüyorum: Dünya makarna liginde 3. sırada bulunan Türkiye, makarna yapımının en elzem bileşenlerinden yumurta tozunu üretemiyor. Neden? Üretim teknolojisi çok zor olduğu için mi, yeterli yumurta üretimi olmadığı için mi yoksa "terzi söküğünü dikemez" sözünü doğrulamak için mi?

Birkaç rakam verip, bağlıyorum:

Türkiye, elde edebildiğim son veriye(2014) göre 444 bin 344 dolar tutarında 105.6 ton yumurta tozu ithal etmiş durumda. Nerelerden? Çin'den, Hollanda'dan, İtalya'dan ve Güney Kore'den.

Biraz araştırınca göreceksiniz, yumurta tozu üretimi öyle zor bir teknoloji gerektirmiyor. Basit bir yumurta kırma düzeneğinden geçen yumurtalar, istenirse akı ile sarısı bir arada(mix), istenirse akı ve sarısı ayrıştırılarak "yumurta sarısı tozu" veya "yumurta akı tozu" olarak bir basit prosesten geçirilip, püskürtme yoluyla kurutulup, tozlaştırılıyor ve paketlenerek satılıyor. Anadolu'da herhangi bir gıda organize bölgesine yapılacak küçük bir yatırımla tüm makarna, pasta, kek sektörümüzün yumurta tozunu kendi imkanlarımızla üretebiliriz.

Ama yapmıyoruz, çünkü kolaycılık yakamızı bırakmıyor.

Bir daha yazıyoruz:

Dünya makarna ihracat liginin 3. sırasındaki ülke, dünya yumurtaüretim liginin ilk 5'i içindeki ülke, makarna üretmek için en temel bileşenlerden yumurta tozunu "ithal" ediyor.

Terzi söküğünü dikemiyor.

Denilebilir ki, "yumurta tozu yerli üretimi ölçek ekonomisine uymuyor, o yüzden dışardan alıyoruz"...

Bu sav, temelsizdir. Zira, dünya makarna liginde başa güreşen bir ülke yumurta tozunu üretmeli ve bunu ihraç da etmeli.

Ama gerek yok, "ört ki, ölem"

Yukarı