Ali Çağatay/Geleceğe Bakış

Amenajman

Yazının başlığını ilgi çeksin diye değil, teknik bir kavram olduğu için ve bu teknik kavramı açıklamak için seçtik.

O halde başlayabiliriz:

Nedir Amenajman? Ormanların ve orman işletmeciliğinin Anayasası'dır. Ekim, dikim, söküm, bakım, seyreltim, tohumlama, sulama, toprak değişimi, besleme gibi tüm aşamaları içerir. Orman Mühendisliği Fakültelerinde de bir anabilim dalıdır.

Orman Mühendisleri için Amenajman; tıp fakültesi öğrencileri için Anatomi dersi kadar önemlidir.

Nasıl mı?

Bir ağacı ektiniz, büyütmeye başladınız, budamalarını yaptınız, toprağını altüst ederek yenilediniz; derken kesim günü geldi. Ağacı keserken Amenajman kuralları dışında hareket edemezsiniz. Hangi ağacın ne zaman, nasıl, hangi mevsimde ve hangi koşullarda kesileceği bellidir. Anayasa neyi öngörüyorsa o olur.

Birazdan, Türkiye ormanlarında amenajman kurallarının nasıl ihlal edildiğini anlatacağız. Ama önce amenajmanın geçmişine dair bir iki bilgi verelim.

Osmanlı'da amenajman uygulamaları bilimsel anlamıyla 1850'de başlamıştır. Planlı ormancılık faaliyetleri ise 1917'den itibaren kamu bürokrasisinin ilgi alanına girmiştir. İlk orman arazisi amenajman çalışması 1918'de Türk-Avusturyalı mühendislerden oluşan bir heyetçe idare edilmiştir.1924'te Cumhuriyet idaresi ile birlikte ormanların amenajman planları ile işletilmesi bir mevzuata bağlanmıştır. 1946 yılına kadar ormanların 1. aşama amenajman planları tamamlanmıştır. Modern amenajman planlarının uygulanması ise ancak 1. ve 2. 5 yıllık kalkınma planları ile hayat bulmuştur. 1972 yılında  3. aşama planlar da yapılarak, Türkiye ormanları "değiştirilemez" ;hadi biraz ironi olsun "değiştirilmesi teklif dahi edilemez" amenajman planlarına kavuşturulmuştur. Yani, Orman Kanunlarının Anayasası oluşturulmuştur.

1972 yılı verilerine göre Türkiye'nin 20 milyon 199 bin 296 hektar orman alanı vardır. 1999 yılına gelindiğinde Türkiye bu orman alanlarına 563 bin 952 hektar ilave yapmıştır. 2000 yılına 20 milyon 763 bin 248 hektar orman alanı ile giriş yapmışız. 2015 yılı itibariyle bu hükümet döneminde orman varlığımızın yüzölçümü 22 milyon 342 bin 935 hektara yükselmiştir. 15 yılda 1 milyon 579 bin 717 hektarlık yeni orman alanı yaratılmıştır ki, bu "övülesi bir başarı"dır.

Fakat bu başarı hikayesi içinde bulunduğumuz yılda, "hazırdan yeme/tüketme" boyutuna gelmiştir.

Nasıl mı?

Şöyle: Türkiye'nin tümünde değilse bile önemli orman alanlarında 2015-2025 amenajman kuralları aşılmaktadır. 10 yıllık amenajman dönemi uyarınca tekdüze olarak kesim kapsamındaki ağaçların her yıl %10'luk bölümünün kesilmesi gerekirken, "bazı bölgelerde" bu sınır önemli ölçüde aşılmıştır. Bir örnek: Sakarya-Balıkesir hattındaki orman bölge müdürlüklerinin sorumluluğundaki bölgelerde kesim oranı 10 yıllık amenajman döneminin daha 4. yılında(yani 2019) %75'i aşmıştır. Bazı bölgelerde bu oran %86'yı bulmaktadır. Böyle giderse, 2025 yılına yani amenajman döneminin sonuna geldiğimizde kesilecek ağaç bulamayacağız ve doğal olarak "kesilmemesi gereken ağaçları" keseceğiz. Buna kesimde "dozaşımı" diyoruz.

Bu ne demek? Şu demek: İçinde bulunduğumuz 2019 yılında 2022 yılının, hatta bazı aşımları da dikkate alırsak 2023-2024 yıllarının ağaçlarını şimdiden kesip tornaya göndermiş durumdayız.

Bunda ne var, diyebilirsiniz; demeyin. Çünkü, orman varlığı kolay oluşmuyor. Her ağacın bir kesim ve gençleştirme yaşı vardır. O yaştan önce kesildiği takdirde, hem ağaçtan daha az verim elde edersiniz, hem de "yaş kesmiş" olursunuz.

Ne diyor, Fatih'in kanunnamesi; "yaş kesen, baş keser."

 

Yukarı