Bloomberght
SON DAKİKA
Bloomberg HT Görüş "Biz bu ilişkiyi yürütemiyoruz"

"Biz bu ilişkiyi yürütemiyoruz"

11 Mayıs 2012, 07:53 Güncelleme :

6 Mayıs Pazar günü yapılan seçimlerin sonuçları, Avrupa'da ne zamandır akması korkuyla beklenen kanı akıtmaya başladı. Fransa'da cumhurbaşkanı, şu zamana kadar bir şekilde “kemer sıkın” diye bağıran Euro Bölgesi ülkelerinin istemediği, büyüme yanlısı Sosyalist François Hollande oldu. Yunanistan'daki genel seçim sonuçları ise halkın ne zamandır istediği “isyana” resmiyet kazandırdı ve memorandum karşıtlarının desteğiyle, “oyunbozan” radikal sol partisi Syriza sandıktan ikinci çıktı.

Şimdi Avrupa, Almanya başbakanı Angela Merkel'in istemediği bir ortak ve “kemer sıkmayacağız, sıktırtmayacağız” diye bağıranların korkusuyla baş başa kaldı. Başta Fransa'daki sonuç daha fazla endişeye neden olsa da, çok geçmeden korku ibresi Yunanistan'dan yana kaymaya başladı ve Euro Bölgesi'nde bir can kaybı olacağı şüpheleri arttı. Avrupa'nın para birliği artık eşiğe daha yakın.

Euro Bölgesi ülkeleri, para birliklerinin bozulabilme ihtimalinden çok huzursuz; peki bu birlik aslında ne kadar gerçekçi?

Yukarıdaki JP Morgan Varlık Yönetimi'nin Küresel Rekabet Raporu'nda yer alan tablo, Euro Bölgesi'nin kendi içinde herhangi bir farazi para birliğinden daha tutarsız olduğunu gösteriyor. Kuruluşun raporunda Latin Amerika'daki piyasa ekonomileri, İngiltere ve İngilizce konuşan eski sömürgeleri, Osmanlı İmparatorluğu, İngilizce yazılımında M ile başlayan rastgele seçilmiş 13 ülke gibi varsayımsal para birliklerinin ekonomik benzerlikleri, Euro Bölgesi ile kıyaslanıyor.

Ve sonuç; Euro Bölgesi'ndeki ayrımlar bu farazi ya da eski birliklerin hepsinden daha fazla. Euro Bölgesi ülkeleri her ne kadar “Biz birliğiz!” diye haykırsa da, analitik veriler bunun tam aksini söylüyor.

Bu rapor ve diğer ekonomik verilerden, borç krizinin ışığında yola çıkılırsa, Euro Bölgesi'nin acilen dostça “ Biz bu ilişkiyi yürütemiyoruz” diyerek ayrılması ve kendi yollarında mutluluğu aramaları gerekiyor. Arada birbirlerini gördüklerinde maziyi de yad edip, “Ah o eski Avrupa..” efkârına da kapılabilirler. Ayrılmış hâllerinde daha iyi olacaklarını belki de içten içe onlar da bilse bile, bunu kabul etmiyor ve acı çekme pahasına “Biz ayrılamayız” diyor. Peki neden?

Zamanında Almanya Başbakanı Helmut Kohl ve Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterand, İtalyan başkan Giulia Andreotti'nin de eşliğinde Maastricht'te masaya oturduğunda, para birliğini, hiçbir mali birlik öğelerine dayandırmadan, yalnızca yüzde 3'lük borç/GSYH oranı ve Avrupa kültürü kriterlerleriyle kurma hayaline kapılmıştı. Bu sebeple Euro Bölgesi ülkeleri her zaman birbirinden farklı olmayı sürdürdü. Ancak finansal krize kadar büyük sorun ile karşılaşılmadığından, ülkeler, yaptıklarının ve kriterlerinin, birlik için yeterli olduğuna inanabildi. Ancak küresel krizle birlikte evdeki hesabın çarşıya uymadığı anlaşıldı ve etrafa farklılıklar saçıldı. Hem kendileri, hem de başkaları açık ve net bir şekilde gördü.

Bu afişe olmaya rağmen Euro Bölgesi yine inadını bu zamana kadar korudu; korumaya da devam ediyor. Çünkü aslında birlik, yalnızca bir “para birliği” olmadığının farkında. Eğer Avrupa Birliği ve Euro Bölgesi yalnızca bir para birliğinden ibaret olsaydı, işler bozulduğunda, yollarını ayırırdı. Ancak Avrupa'nın inadı, 2. Dünya Savaşı'na, dolayısıyla siyaset ve kültüre dayanıyor. Çünkü Avrupa Birliği ülkeleri aslında para birliklerin bozulmasından değil, yine 2. Dünya Savaşı'ndaki gibi paramparça, bir başına kalmak ve güçsüz görünmekten korkuyor.

Euro Bölgesi dağılırsa, hatta tek bir ülke bile çıkarsa, dünyaya “Avrupa aslında birbirini yiyor ve aslında ülkeler birbirinden nefret ediyor” mesajı yayılabilir ve birliğin baştan başarısız olacağını söyleyenler "Biz demiştik" diyebilir.

İşte tam da bu yüzden her ne kadar Almanya Maliye bakanı Wolfgang Schaeuble, “Yunanistan isterse çıkabilir, zorla tutacak değiliz” dese de, aslında kendisi de içten içe “Hayır, gitme!” diye bağırmak istiyor.