"12 milyarderin varlığı tüm dünya nüfusunun varlığını geride bıraktı"
-
Bloomberg HT Araştırma Müdürü Çağlar Kuzlukluoğlu, Davos'ta Oxfam Direktörü Amitabh Behar ile dünya genelindeki ekonomik eşitsizliğin boyutlarını ele alan bir söyleşi gerçekleştirdi.
-
Paylaşılan verilere göre, küresel servet dağılımındaki uçurum daha önce hiç görülmemiş bir seviyeye ulaşmış durumda.
Oxfam raporunun detaylarını paylaşan Amitabh Behar, sadece 12 milyarderin, tüm dünya nüfusunun toplamından daha fazla varlığa sahip olduğunu ifade etti. Geçtiğimiz yıl milyarderlerin servetinin 2,5 trilyon dolar daha arttığını belirten Behar, bu birikimin büyüme hızının geçmişe oranla üç katına çıktığına dikkat çekti.
Behar, bu devasa zenginliğin sadece ekonomik değil, aynı zamanda ciddi bir siyasi tehdit oluşturduğunu vurguladı. Rapora göre:
• Bir milyarderin siyasi bir rol üstlenme şansı, sıradan bir vatandaşa göre 4.000 kat daha fazla.
• Süper zenginler siyasi gücü, medya kuruluşlarını ve siyasi partileri satın alarak bir "oligarki" düzenine yol açıyor.
• Küresel medyanın yüzde 50’si, 10 sosyal medya platformundan 9’u ve 10 yapay zeka sisteminden 8’i yine milyarderlerin mülkiyetinde bulunuyor.
Dünya nüfusunun yüzde 50’sinin yoksulluk içinde yaşadığını ve birçok insanın temel öğünlerine bile ulaşamadığını belirten Behar, hükümetlerin aldığı kararların çoğunlukla "aşırı zenginleri daha da zenginleştirmeye" yönelik olduğunu söyledi.
Bu durumun sıradan vatandaşların özgürlüklerine ve en temel haklarına zarar verdiğini ifade eden Behar; su, gıda ve ilaca ulaşamayan kitleler arasında dünya çapında bir "kızgınlık" ve protesto dalgasının yükseldiğini belirtti.
Gelecek için politika önerileri
Söyleşide, bu karanlık tablonun tersine dönüp dönmeyeceğine dair soruyu yanıtlayan Behar, çözüm için hâlâ umut olduğunu ifade etti. Özellikle Güney Amerika ve Güney Afrika’da çok uluslu şirketlerin ve ultra zenginlerin daha adil vergilendirilmesine yönelik inisiyatiflerin başladığını, Birleşmiş Milletler’in de bu konuda girişimleri olduğunu hatırlattı.
Behar, asıl umut kaynağının ise sıradan vatandaşlar olduğunu vurgulayarak, toplumların hükümetleri ve milyarderleri bu adaletsiz tablodan sorumlu tutacağına ve daha adil bir gelecek inşa edeceğine inandığını belirtti.