En yüksek getirili yatırım
-
Nobel ödüllü ekonomist James Heckman'ın araştırmaları, yaşamın ilk yıllarına yapılan yatırımların ilerleyen dönemlerde yüksek ekonomik ve toplumsal geri dönüş sağlayabileceğine işaret ediyor. Bu çerçevede, yaşamın ilk altı yılında yapılan her bir birimlik yatırımın ilerleyen yıllarda yaklaşık yedi kat ekonomik geri dönüş yaratabildiği hesaplanıyor.
-
Fırsat eşitliği okul kapısında değil, çocukların yaşamının ilk yıllarında başlıyor. Araştırmalar erken çocukluk dönemine yapılan yatırımın uzun vadede ekonomik ve toplumsal getiriler sağladığını ortaya koyarken, Yapı Kredi'nin Prof. Dr. Selçuk Şirin tarafından yürütülen Yarınlara Kartopu projesi bilimsel bilgiyi ücretsiz içerikler ve saha çalışmalarıyla ailelere ulaştırıyor.
OLCAY BÜYÜKTAŞ
Erken çocukluk eğitimi, yalnızca çocukların okula daha hazır başlamasını sağlayan bir eğitim politikası olmaktan çıkarken, fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi ve ülkenin beşeri sermayesinin geliştirilmesi açısından stratejik bir yatırım alanına dönüşüyor.
Nobel ödüllü ekonomist James Heckman’ın araştırmaları, yaşamın ilk yıllarına yapılan yatırımların ilerleyen dönemlerde yüksek ekonomik ve toplumsal geri dönüş sağlayabileceğine işaret ediyor. Bu çerçevede, yaşamın ilk altı yılında yapılan her bir birimlik yatırımın ilerleyen yıllarda yaklaşık yedi kat ekonomik geri dönüş yaratabildiği hesaplanıyor.
Erken çocukluk döneminin önemi yalnızca ekonomik getirilerle sınırlı değil. Bu dönemde çocukların bilişsel, sosyal ve duygusal gelişiminin temelleri atılırken, dil becerileri, problem çözme, öz denetim ve öğrenme kapasitesi gibi yaşam boyu kullanılacak beceriler de şekilleniyor.
REKLAM
REKLAM
Fırsat eşitsizliği okula başlamadan önce oluşuyor
Prof. Dr. Selçuk Şirin’e göre eğitimde fırsat eşitsizliğinin önemli bir bölümü çocuklar okula başlamadan önce ortaya çıkıyor.
Çocuğun evinde kitap bulunması, ebeveynleriyle kurduğu iletişim, hikaye dinlemesi, oyun oynaması ve günlük yaşamda karşılaştığı uyaranlar gelişim sürecinde önemli rol oynuyor. Bu nedenle erken çocukluk döneminde ailelerin doğru ve güvenilir bilgiye erişebilmesi, çocukların başlangıç koşullarındaki farklılıkların azaltılması açısından önem taşıyor.
Şirin, çocukların gelişiminin temelinin ilk yıllarda atıldığına dikkat çekerken, bu dönemde çocuğun yalnızca okul öncesi eğitim kurumlarıyla değil, öncelikle ailesiyle kurduğu ilişkinin belirleyici olduğunu vurguluyor.
Bilimsel araştırmalar da beynin gelişiminde ilk yılların kritik rolüne işaret ediyor. Kaynaklarda yer alan bilgilere göre insan beyninin yaklaşık yüzde 90’ı ilk üç yılda, yüzde 95’i ise altı yaşına kadar gelişiyor. Bebeklik döneminde saniyede yaklaşık bir milyon yeni sinir bağlantısı kurulurken, çocuğun yaşadığı deneyimler beynin gelişimini şekillendiriyor.
REKLAM
REKLAM
Bu nedenle erken çocukluk dönemine yönelik politikalar, yalnızca eğitim sistemine hazırlık olarak değil, uzun vadeli insan kaynağı yatırımı olarak değerlendiriliyor.
Yatırımın getirisi yalnızca eğitimle sınırlı değil
Erken çocukluk yatırımlarının ekonomik karşılığı, çocukların ilerleyen yıllardaki eğitim performansından daha geniş bir alanı kapsıyor.
Heckman’ın araştırmalarında daha yüksek üretkenlik, daha düşük sağlık harcamaları, kadınların iş gücüne katılımının desteklenmesi ve daha güçlü sosyal uyum gibi sonuçlar da erken çocukluk yatırımlarının uzun vadeli getirileri arasında değerlendiriliyor.
Bu nedenle erken çocukluk eğitimi, bir yandan çocuklar arasındaki başlangıç farklarını azaltırken diğer yandan geleceğin işgücünün niteliğini artıran bir yatırım olarak öne çıkıyor.
Özellikle dil gelişimi bu süreçte kritik başlıklardan biri olarak değerlendiriliyor. Çocukların okul öncesi dönemde maruz kaldıkları dil ve iletişim ortamı, sonraki yıllardaki öğrenme süreçlerini etkileyebiliyor. Günlük sohbetler, birlikte kitap okuma, oyun ve çocuğa sorular yöneltme gibi basit uygulamalar, gelişim sürecinde önemli katkılar sağlayabiliyor.
REKLAM
REKLAM
Dolayısıyla fırsat eşitliğini yalnızca okulda verilen eğitimin kalitesi üzerinden değil, çocuğun okula başlamadan önce sahip olduğu gelişim fırsatları üzerinden değerlendirmek gerekiyor.
Bilimsel bilgi ailelerin günlük yaşamına taşınıyor
Erken çocukluk döneminin bu öneminden hareketle geliştirilen projeler, kamu politikalarının yanı sıra toplumsal fayda alanında da dikkat çekiyor.
Yapı Kredi’nin Cumhuriyet’in 100. yılında erken çocukluk döneminde fırsat eşitliğini desteklemek amacıyla hayata geçirdiği Yarınlara Kartopu, dijital eğitim platformunu saha uygulamalarıyla bir araya getiriyor.
Prof. Dr. Selçuk Şirin ve uzman proje ekibinin katkılarıyla geliştirilen proje, bugüne kadar yaklaşık 620 bin kullanıcıya ulaşırken, yaklaşık 320 bin çocuk ve ebeveynin yaşamına dokundu.
Platformda alanında uzman akademisyenler tarafından hazırlanan, toplam süresi 18 saati aşan 212 eğitim videosu, podcast'ler ve eğitim materyalleri ailelerin kullanımına ücretsiz sunuluyor.
REKLAM
REKLAM
Projenin etkisini ortaya koyan göstergelerden biri de ailelerin platformda geçirdiği süre. Her kullanıcı çocuklarının gelişimini desteklemek amacıyla platformda ortalama 32 saat zaman ayırdı.
Belirli sayıdaki eğitim videosunu tamamlayan ailelere sunulan eğitim setleri de bugüne kadar yaklaşık 110 bin aileye ulaştı.
Dijital içerik sahada karşılık buluyor
Yarınlara Kartopu’nun dikkat çeken yönlerinden biri ise dijital eğitim içeriklerini yüz yüze çalışmalarla desteklemesi.
Bugüne kadar bin Yapı Kredi Gönüllüsü proje kapsamında eğitim alırken, farklı şehirlerde 200’ü aşkın atölye gerçekleştirildi. Böylece erken çocukluk gelişimine ilişkin bilimsel bilgiler, yalnızca dijital platform üzerinden değil, çocuklar ve ebeveynlerle doğrudan buluşan saha çalışmaları aracılığıyla da aktarılıyor.
Projenin son duraklarından biri de Kars oldu. 30 Temmuz’da düzenlenen etkinlikte Prof. Dr. Selçuk Şirin ve okul öncesi eğitmeni Derya Şirin, çocuklar ve ailelerle bir araya geldi. Etkinlikte oyun temelli öğrenme, çocukların bilişsel, sosyal ve duygusal gelişimi, ebeveynlerin rolü ve günlük yaşamda uygulanabilecek gelişim destekleyici yöntemler ele alındı.
REKLAM
REKLAM
“Cumhuriyetin ikinci yüzyılına miras, geleceğe yapılan yatırımdır”
Çocukların yaşamın ilk yıllarında eşit fırsatlara erişmesinin toplumun geleceği açısından kritik önem taşıdığına dikkat çeken Yapı Kredi Kurumsal İletişim Direktörü Arda Öztaşkın şunları söyledi:
“Yapı Kredi olarak kuruluş misyonumuz doğrultusunda yalnızca faaliyet alanımızda değil, toplumsal kalkınmaya katkı sağlayacak projeler üretmeyi de sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Kurucumuz Kâzım Taşkent’in, ‘Bizim gibi büyük kuruluşların iki görevi vardır. Birincisi, kendi iştigal konuları ile ilgili görevleri; ikincisi ise topluma karşı olan görevleridir’ sözü bugün de bize yol göstermeye devam ediyor. Yarınlara Kartopu da bu anlayışın en güçlü yansımalarından biri. Çünkü biliyoruz ki güçlü bir toplumun temeli, çocukların hayata eşit fırsatlarla başlayabilmesinden geçiyor.
Bugün Yarınlara Kartopu, yüz binlerce aileye ulaşan, bilimsel bilgiye erişimi kolaylaştıran ve sahadaki uygulamalarla desteklenen güçlü bir sosyal etki platformuna dönüştü. Platformumuzda sunulan içeriklerin milyonlarca dakikalık öğrenme deneyimine dönüşmesi, ailelerin çocuklarının gelişimi için ortalama 32 saat ayırması ve Yapı Kredi Gönüllülerimizin katkısıyla bu bilginin Türkiye’nin dört bir yanına taşınması, projenin yalnızca ulaştığı kişi sayısını değil, ailelerin hayatında yarattığı gerçek etkiyi de ortaya koyuyor.
Bizim için çocuklarımızın potansiyelini ortaya çıkaracak her yatırım, ülkemizin geleceğine yapılan yatırımdır. Bu nedenle erken çocukluk döneminde fırsat eşitliğini güçlendirecek çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürmeye ve daha fazla aileyi bilimsel ve güvenilir içeriklerle buluşturmaya devam edeceğiz.”
Öztaşkın, ailelerin platformda geçirdiği sürenin ve gönüllülerin sahadaki katkısının projenin yalnızca ulaşılan kişi sayısıyla değil, ailelerin hayatında yarattığı etkiyle de değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Prof. Dr. Selçuk Şirin ise erken çocukluk dönemine yapılan yatırımı Türkiye’nin geleceği açısından kritik bir alan olarak değerlendiriyor. Şirin’e göre doğurganlık oranlarının gerilediği ve nüfusun yaşlandığı bir dönemde Türkiye’nin sahip olduğu insan kaynağını daha nitelikli hale getirmekten başka bir alternatifi bulunmuyor.
Bu çerçevede erken çocukluk eğitimi, yalnızca çocukların geleceğini değil, ülkenin gelecekteki ekonomik kapasitesini de şekillendiren bir yatırım alanı olarak öne çıkıyor.
Bir çocuğun yaşamının ilk yıllarında aldığı destek, yıllar sonra eğitim başarısı, üretkenlik, sağlık, istihdam ve toplumsal uyum gibi çok farklı alanlarda karşılık bulabiliyor. Bu nedenle erken çocukluk için ayrılan her kaynak, yalnızca bugünün çocuklarına değil, geleceğin Türkiye’sine yapılan uzun vadeli bir yatırım olarak değerlendiriliyor.