Advertisement

ALİ ÇINAR/CİNER MEDYA GRUBU ABD TEMSİLCİSİ

Amerika Birleşik Devletler Başkanı Joe Biden 24 Mart Perşembe günü Avrupa'da, NATO, G-7 ve Avrupa Birliği Konseyi toplantılarına katılacak.

Toplantıların ana gündem maddesi Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ve olası Rusya'ya karşı yeni aşamaların planlanması olacak. Bilhassa, Biden yönetiminin, G-7 ve Avrupa Birliği ile birçok konuda Rusya'ya karşı ortak karar aldığını görüyoruz.

Amerikan Sayım Bürosu'na göre, Rusya 2021'de ABD ile 24. ticaret ortağıydı ve ABD, Rusya'dan yaklaşık 29,7 milyar dolar değerinde mal ithal etti ve yaklaşık 6,4 milyar dolar ihraç etti. Rusya'dan ithal edilen malların çoğu, petrol ve diğer enerji ürünlerinin yanı sıra gübre, nikel, çelik ve diğer endüstriyel malzemeleri içerdiğini biliyoruz. Hatırlanacağı üzere geçen yıl Amerika'nın petrol ve petrol ürünleri ithalatının yüzde 8'i Rusya'dan yapmıştı. Başkan Biden’nın son üç haftada açıkladığı ekonomik ağır yaptırımların Amerikan ekonomisine, Avrupa kadar büyük etki etmeyeceği biliniyor ancak Fed Başkanı Jerome Powell'ın, Ukrayna savaşı nedeni ile ekonominin belirsizliğe doğru gittiği itirafını da unutmamız gerekiyor. Biden yönetiminin, oligarklar ve aile üyelerinden, Rusya'nın seçilmiş bankalarına kadar bir dizi yaptırım kararı ile birlikte karşılıklı üst düzeyde diplomat sınır dışı kararlarını da son bir ayda görmüş bulunuyoruz.

ABD'nin Çin ile krizi gündemde değil

Sözün özü, tekrar ABD-Rusya arasında soğuk bir savaşın olduğu kaçınılmaz. Üstüne, Biden yönetiminin, Rusya'ya Çin'in yardım etme ve yaptırımları delme ihtimali üzerine Başkan Biden ile Çin Devlet Başkanı Şi ile tatlı sert iki saatlik görüşmenin olduğunu biliyoruz. Başkan Biden ve ekibinin Rusya ile büyük bir gerilim var iken, 670 milyar dolarlık bir ticaret hacmi olan Çin ile de başka bir kriz yaşayacağını tahmin etmiyorum. Zira, Çin'in Rusya ile yakın ticari ve diplomatik ilişkisine ABD'nin direkt müdahale etmesi ihtimallerden şimdilik uzak.

Açıkçası, Rus Devlet Başkanı Putin'in Avrupa'dan gelen "Ukrayna'ya saldırırsanız ağır yaptırımlar olur" açıklamalarını çok ciddiye almadığını görüyoruz. 2014 Kırım ilhakı sonrasında 10 Avrupa Birliği üyesi Rusya'ya 346 milyon euroluk silah satmış durumda. Satışın neredeyse yüzde 90'ı Fransa ve Almanya'ya ait. Rusya'ya askeri destek verenler sıralamasında üçüncü İtalya, dördüncü Avusturya ve beşinci Bulgaristan olmuş. Yani, ABD ve AB, Rusya'nın Kırım ilhakı sonrası verdiği sembolik yaptırımları umursamadan, Rusya ile ilişkilerini devam ettirmiş durumda.

Drexel Üniversitesi, Küresel Yaptırımlar Veri tabanına göre, 1950 yılından beri uluslararası alanda yaptırım ülkelerin bir analizi ortaya çıkarmış. 1950'den bu yana yürürlükte olan 1.100 yaptırımın yüzde 42'si ABD'den. Ardından yüzde 12 ile Avrupa Birliği ve yüzde 7 ile Birleşmiş Milletler geliyor. 1950'den 2020'lere zamanla yaptırımlar da giderek daha spesifik hale gelmiş. Amaç genellikle sorumlu tarafları doğrudan cezalandırmak ile beraber hedef ülkenin vatandaşlarına zarar vermeden yaptırım kararlarının alındığını görüyoruz.

Yaptırımların yüzde 35'i başarılı

Ekonomik yaptırımlar, uzun süredir uygulanan en yaygın biçim olmuştu. Veri tabanlarındaki yaptırımların başarısını değerlendiren araştırmacılar, her yaptırım için belirtilen politika hedeflerini, hedefe ulaşılıp ulaşılmadığına ilişkin hükümet veya Birleşmiş Milletler gibi resmi kaynaklardan alınan tespitlerle bir karşılaştırma yapmışlar. 1950'den beri 1100 yaptırımın sadece yüzde 35'inin ise tamamen istenilen hedefe ve başarıya ulaştığını tespit etmişler. Yanlış duymadınız sadece yüzde 35'i. Genele baktığımızda, yaptırımların belirtilen hedeflerin yaklaşık yarısının en azından kısmen başarılı olduğu da analiz raporunda eklenmiş

Mevcut yaptırımların, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalini engellemediği ve dayatılan yaptırımların savaşın sonunu teşvik etmeye yardımcı olup olmayacağı çok tartışılabilecek bir konu. Ama net olan, yaptırıma uğrayan ülkenin başka ülkelerle yakın ticari-askeri-ekonomik ilişkiye girerek başka alternatifler ile yaptırımları delmeye çalıştığı. Örneğin, geçen sene Çin'in İran'la yaklaşık 400 milyar dolarlık anlaşma yapması bunun sadece bir örneği. O nedenle de ABD, Çin'e diplomatik kanallardan "Rusya ile özel ilişkin yüzünden" yaptırımı delme uyarısında nazikçe bulunuyor.

Faturayı Rus vatandaşı ödeyecek

Rusya'nın Kırım ilhakı ve batıdan gelen bazı yaptırımlar sonrası, Rusya büyümesi yaklaşık yüzde 2 daraldı. Ama 2014 yaptırımlarının Putin'i de durduramadığını son 8 yılda görmüş durumdayız. Dünyanın en çok yaptırım uygulanan ülkesi durumdaki İran'ı geçerek birinci sırayı alan Rusya'nın, Batı'dan gelen 2014'e benzemeyen daha ağır yaptırımlara nasıl direneceğini orta ve uzun vadede göreceğiz. 2014'te yapılan yaptırımları şu anda uygulanan yaptırımlardan ayıran bir başka özellik ise Amerikan iş dünyasının tamamen Biden yönetimi ile hareket etmesi. Finans dünyasından, eğitime tüm alanlarda birçok Amerikan firması ya operasyonlarını durdurdu ya ortaklıktan çıktı ya da bulundukları yönetim kurulu üyeliklerinden istifa ettiler. Şimdi olmasa da uzun dönemde Rus halkının bu devlet ve özel sektör tarafından yaptırımlar ile çok büyük ağır darbe yiyeceğini söyleyebiliriz.

Putin yönetimde kalmaya devam eder, Rusya çok daha otoriter, daha tecrit edilmiş olarak, en çok maliyeti ise ortalama Rus vatandaşı ödeyecektir.