Advertisement

Alternatif Bank Genel Müdürü Kaan Gür, bankacılık sektörünün güçlü kurumsal ve regüle yapısı, yüksek sermaye yeterliliği ile belirsizlik dönemlerini yönetme kabiliyetine sahip olduğunu vurguladı.

Anadolu Ajansı ile yaptığı söyleşide Gür, kamu bankaları öncülüğünde başlayan, sonrasında da tüm bankacılık sektörünün katılımıyla güçlü kredi desteklerinin sağlandığını kaydetti.

Salgının etkilerini sınırlamak amacıyla gündeme gelen ekonomik önlemler ve düzenleyici kurumların öne çıkardığı aktif rasyosu gibi yeni oransal düzenlemelerin etkilerini yakından takip ettiklerini aktaran Gür, bu dönemde bankacılık sektörünün hem menkul alımları hem de güçlü kredi verme eğilimiyle ön plana çıktığını söyledi.

Gür, kasım sonu itibarıyla Türk bankacılık sektörünün yüzde 35 oranında oldukça güçlü bir kredi büyümesi elde ettiğini ve bunun tamamının TL kredilerle sağlandığını bildirdi.

Kredi büyümesinin payda etkisi ve ertelemelere ilişkin düzenlemeler sonucunda takipteki kredi rasyosunun düşüş göstermiş olsa da önümüzdeki dönemde dikkatle yönetilmesi gereken bir konu olmaya devam edeceğinin altını çizen Gür, "Aynı dönemde bankacılık sektörünün net karı ise yüzde 21 arttı. Bu süreç bize güçlü varlık ve öz kaynak büyümeleri ile aslında karlılık oranlarının yıllık bazda yatay seyrettiğini gösteriyor. Ekonomik perspektifte bunlar yaşanırken, 2020 yılı iş sürekliliği açısından da önemli bir test oldu diyebilirim. Dijital kanalların kullanımı önemli bir hızda artarken, bankacılık gibi uzaktan çalışmanın pek gündemde olmadığı bir sektörde bu çalışma disiplininin kazanılması ve yaygınlaştırılması adına önemli kazanımlar oldu." şeklinde konuştu.

"Öz sermaye getirilerinin iki haneli seviyelerde gerçekleşmesini bekliyoruz"

Alternatif Bank Genel Müdürü Gür, Türkiye'nin, salgın sürecini hem sağlık hem de ekonomi alanında iyi yöneten ülkelerden biri olduğunu söyledi.

Özellikle bankacılık sektöründe alınan önlemlerle reel ekonomiye verilen desteğin, bu dönemde birçok işletme için can suyu olduğunu ifade eden Gür, 2021'de sektörde TL ağırlıklı olarak yüzde 15'in üzerinde bir büyüme beklediklerini kaydetti.

Takipteki kredi rasyosunda bir miktar artış, yatay seyreden net faiz marjı ve varlık büyümesine paralel bir kar artışı öngördüklerini aktaran Gür, öz sermaye getirilerinin de iki haneli seviyelerde gerçekleşmesini beklediklerini söyledi.

Gür, 2021'de sektörün kredi büyümesinin genel anlamda büyüme potansiyeliyle uyumlu bir şekilde nispeten daha düşük kalabileceğini, burada yüzde 15 civarında bir büyüme düzeyi öngördüklerini belirtti.

Sektör içinde yılın başlarında düşen karlılığın kademeli olarak senenin geri kalanında dengeleneceğini ifade eden Gür, şu değerlendirmelerde bulundu:

"2021'in başlarında ekonomik aktivitede Kovid-19'a bağlı görülebilecek düşük performansın ardından kademeli güçlenme bekliyoruz. Bu anlamda ekonomik performansın güçlenecek seyri sektörün yılın ortalarına doğru kredi verme gereksinimlerini destekleyebilir. Türkiye özelinde ise hukuk ve diğer öne çıkan süreçlerde reform beklentileri oluştu. Bu reformların gerçekleşmesi TL'nin daha öne çıkan bir para birimi olmasına ve TL varlıkların tercih edilmesine imkan sunabilir. Yeni yılda özellikle aşılanma sürecinin erkene çekilmesi halinde büyümede beklentiler daha da belirginleşebilecek. Bu anlamda özellikle yurt içinde reform ve sıkı para politikası tavrının sürmesiyle TL bazında yabancı yatırımcı girişleriyle büyümeyi daha fazla destekleyebilecek bir süreç oluşması mümkün olabilir."