Bloomberg HT Haberler Analiz: Olimpiyatları anlamak
HABERLER

Analiz: Olimpiyatları anlamak

  • Ne kadar "katma değerli ihraç ürünü", o kadar "altın madalya"; inanmayan yazının sonundaki tabloya baksın

Giriş: 14 Ağustos 2012, Salı 10:38
Güncelleme: 06 Ocak 2026, Salı 13:25

Ne Derler; “acısıyla tatlısıyla” bir olimpiyatı daha geride bıraktık mı, derler? Hadi, öyle diyelim ki, daha en başından ağzınızın tadını bozmayalım.

Olimpiyat ne? Spor mu, ülkelerin pazıları en şişkin insanlarının birbirine üstünlük sağlamaya çalıştığı bir arena mı, milli marşlar çalınırken sessiz hıçkırıklarla ağlamak mı, ulusların her madalya ile bir kez daha “trans”a sokulduğu bir “meditasyon” mu, demokrasilerin otokrasilere karşı “mukayeseli üstünlük” yarışı mı; hepsi mi, hiçbiri mi?

Ay’ı yeniden keşfetmeyelim: Citius, Fortius, Altius/En Hızlı, En Güçlü ve En Yükseğe… Bu üç unsurdan oluşmamakta mıdır, olimpiyatlar? Tamam. Hem ne zamandan beri tamam: M.Ö: 776’dan beri.

Algıyı kolaylaştırıp yakınlaştıralım o halde: Olimpiyatlar tıpkı, ülkelerin üniversiteleri gibi, teknokentleri gibi, sanayi tesisleri gibi, silikon vadileri gibi uzun ve zorlu çalışmaların ürünü organizasyonlarının “pazara açıldığı” yerdir. Orası bir pazardır. Ama “haraç-mezat” mal satmaya gelenlere değil; alın teri, göz nuru, akıl ve de zeka ürünü inceliklere açık bir pazardır.