Advertisement

KPMG Türkiye'nin "Sektörel Bakış 2020-Bankacılık" raporuna göre, 2018-2019 dönemindeki sarsıntıdan büyük hasar almadan çıkan ve sınavını başarıyla veren bankacılık sektörü 2020 için güçlü sinyaller veriyor.

KPMG Türkiye'nin yayımladığı rapora göre, sektörün bu yıl odağı, güçlü aktif kalitesini korumak olacak.

Eylül 2019 itibarıyla sektörde 51 banka faaliyet gösteriyor. Personel sayısı hem teknolojik gelişmelerin hem de etkin maliyet yönetiminin sonucu azalıyor.

Eylül 2018'de 207 bin 870 olan yurt içi personel sayısı Eylül 2019'da 204 bin 374 kişiye geriledi. Bankalar bu dönemde yurt içinde 158 şube kapatırken yurt dışında 3 şube açtı.

 - "Bankalar dış fonlama kaynaklarına erişim konusunda daha rahat konumda"

Açıklamada görüşlerine yer verilen KPMG Türkiye Finansal Hizmetler Sektör Lideri Kerem Vardar, şunları kaydetti:

"Zorlu geçen 2018'in ardından ikinci yarısı itibarıyla dengelenme sürecinin hız kazandığı 2019 yılında bankalar dış fonlama kaynaklarına erişim konusunda daha rahat konumdalar. 2018 yılına kıyasla yaklaşık 50 baz puan daha az maliyetle yenilenmeye başlayan sendikasyon kredileri, bu iyileşme sürecinin en önemli göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor.

Bankacılık sektörü, doğası gereği ekonomik faaliyetlerin canlanması noktasında kritik bir rol oynadığından; buradaki koşulların iyileşmesi ülke ekonomisi genelindeki toparlanmanın temel taşlarından biri olarak belirginleşiyor."

Vardar, sektörün güçlü sermaye yapısını ve kriz yönetimi konusundaki başarısını bir kez daha kanıtladığına dikkati çekerek, "2018-2019 sınavını başarıyla atlatan sektörün 2020 yılının ana odağı aktif kalitesinin korunması olacak. Diğer yandan, risk iştahının tekrar artmaya başlaması ile birlikte ekonomik aktivitenin, ertelenen talepleri de karşılayacak şekilde desteklenmesi karlılığa önemli katkıda bulunacak." ifadelerini kullandı.

Açıklamada verilen bilgilere göre, "2020 Sektörel Bakış-Bankacılık" raporundan öne çıkan başlıklar şöyle sıralandı:

"Dünya genelindeki enflasyon, istihdam görüntüsü ve küresel resesyon yorumları arasında Türkiye’de 2018’in ardından atılan adımlarla 2019 yılında beklenen daralma, yıl başındaki negatif büyüme öngörülerinden uzaklaşarak sınırlı kaldı. Türkiye ekonomisi, yıl içinde yaşanan politik gerilimler ve Barış Pınarı Harekatı'nın ardından oluşan uluslararası baskıya rağmen, beklenenden daha iyi bir performans gösterdi.

2019'da resesyondan çıkan ve dengelenme adımlarına devam eden ekonominin maruz kaldığı riskler azalmamakla birlikte, kırılganlığının azaldığı gözleniyor. Küresel bankacılık sektörü, hem dışarıdan gelen değişimlere hem de rekabet koşullarına uyum sağlamaya çalışırken Türkiye’de de sektör küresel trendleri takip etmenin yanı sıra aktif kalitesini korumak için de önemli bir performans gösterdi."

 - Aktif büyüklük korundu

2018 yılında oluşan hasarın etkileri devam ederken yıl boyunca yaşanan iç ve dış kaynaklı belirsizlikler sebebiyle zorlanan bankacılık sektörü 2019 üçüncü çeyrek sonu itibarıyla aktif büyüklüğünü aynı seviyede tutmuş görünüyor. Reel anlamda küçülmeye işaret eden bu veriye göre Türk bankacılık sektörünün toplam aktifleri 4 trilyon 273 milyar TL'ye ulaştı.

Yılbaşından bu yana yüzde 16 büyüyen sektör mevduat stoku, Eylül 2019 itibarıyla toplamda 2 trilyon 362 milyar TL'ye ulaştı. TL'deki yüksek mevduat getirilerine rağmen bu dönemde TL mevduat hacmi yüzde 9, yabancı para mevduatlar ise yüzde 22 arttı. Büyütülmesi arzulanan kıymetli maden mevduatlarında ise grafik yükseldi ve 66,4 milyar TL'ye ulaşan hacimle yüzde 61'lik artış görüldü.

- Takipteki alacaklar kritik önemde

Bankacılık sektöründe kredi artış hızının yavaşlaması ve ekonomik aktivitedeki durgunluk sürdüğünden takipteki alacaklarda geçen yıl başlayan hızlanma 2019 yılında da devam etti.

BDDK da sektörün takipteki alacak oranının yıl sonunda yüzde 6 seviyelerine ulaşabileceğini duyurdu. Ancak sektörün bu konudaki ihtiyatlı yaklaşımı, bankaların ayırdığı karşılıkların önemli ölçüde artışından görülebiliyor.

Bankacılık sektörü 2019 yılının 9 ayında 36 milyar TL seviyesinde kar etti. Bu rakam geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 13'lük azalışa işaret ediyor.

2018'de düşme trendine giren sermaye yeterliliği standart rasyosu ve çekirdek sermaye yeterlilik oranları 2019 itibarıyla tekrar yükselmeye başladı.

2018 sonunda yüzde 17,7 olan bankacılık sektörü standart sermaye oranı eylül sonunda yüzde 18,4'e yükselirken, çekirdek sermaye yeterlilik oranı yüzde 14,2 olarak gerçekleşti. Sektörün tarihi zirvelerde bulunduğu sermaye yeterlilik rasyosu, halen yüksek olan güven algısını daha da destekleyen en önemli unsurlardan.

- Türk bankaları, dijital şampiyonlar arasında gösteriliyor

Dijital dönüşüm, Türk ekonomisinin amiral gemisi olan bankacılık sektörünün gündeminde en üst sırada yer alıyor. Türk bankaları pek çok alanda "dijital şampiyonlar" arasında gösteriliyor.

Bankalar, yatırım harcamalarına ve bütçelerinin giderek daha büyük kısımlarını dijital mecralarını geliştirmek için tahsis etmeye devam ediyor. Bu durum, iştahın büyüklüğünü ve bu alandaki büyümenin kısa vadede yavaşlamayacağının kanıtı niteliğinde.

Türkiye'de "dijital bankacılığı" sadece "geliştirilmiş internet bankacılığı" gibi görmemek gerekiyor. Bankaların iç süreçlerini otomatik hale getirerek operasyonel giderlerini optimize etmesi mümkün.

Diğer yandan veri analitiği araçlarını kullanarak müşterilerine daha iyi temas etmeyi hedefleyen finansal kurumlar orta vadede çok önemli avantajlar elde edecekler.

Rapora göre, bankacılık sektöründe 2020'de şunların olması bekleniyor:

"Toparlanma süreci hız kazanacak. Bankalar bir yandan bilançolarındaki varlıkların kalitesini korumaya ve takipteki alacaklarını yönetmeye diğer yandan karşılaşacakları talebi karşılayarak büyüme sürecine odaklanacaklar. Fonlama anlamında hem alternatifleri hem de maliyetleri iyileşecek. Bu tabloda tekrar büyüme kanalına girecekler. Uzun süredir yatırım yaptıkları dijitalleşme ve operasyonel süreç optimizasyonuna odaklanmaya devam edecekler."