Advertisement

Zeynep Bayar

Amerika Birleşik Devletleri’nde 3 Kasım 2020 tarihinde gerçekleşen 59. başkanlık seçimleri sonucu Demokrat Parti adayı Joe Biden, ülke genelinde 306 delegenin oyunu alarak, rakibi Cumhuriyetçi Parti adayı Donald Trump’ı geride bıraktı. 8 Aralık’ta tüm eyaletlerin seçim sonuçlarını bildirmesi bekleniyor. Resmi sonuçlar ise, ABD Seçim Kurulu üyelerinin 14 Aralık 'ta bir araya gelmesinin ardından kesinleşecek.

ABD ekonomisinin, Kovid-19 salgını nedeniyle Büyük Buhran’dan bu yana tarihinin en zor zamanlarını geçirdiği düşünüldüğünde, Amerikan halkı için ardımızda bıraktığımız başkanlık seçimi kritik bir öneme sahipti. Seçim kampanyası boyunca, Trump yönetimine Kovid-19 salgınıyla mücadelede ve dış ekonomik ilişkilerde sert eleştiriler getiren Biden, başkan olması durumunda vergilendirme, asgari ücret artışı, sürdürülebilirlik ve Çin ile ilişkiler üzerine birçok vaatte bulunmuştu.

Ekonomik ve sosyal alanda izlenmesi planlanan adımlar

Eski bir avukat olan 77 yaşındaki “Seçilmiş Başkan” Joe Biden, kariyerini ekonomi ve ticaretten daha çok dış politika üzerine konumlandırdı. Bu nedenle, Biden’ın ülke maliye politikasını reformcu bir liderden daha ziyade pragmatist bir yaklaşımla ekonomik konjonktüre göre yönetmesi bekleniyor. Ayrıca, hayatının uzun bir dönemini Delaware eyaletinde geçiren Biden’ın, Amerikan “orta sınıfına” olan düşkünlüğünün de buradan geldiği düşünülüyor.

- Orta sınıfın yeniden yapılandırılması

Biden, seçim manifestosunda “orta sınıfı” güçlendirmeyi hedeflediğini açıklamasının ardından, “Buy American” (Amerikan ürünü satın al) kampanyasıyla yerli üretimi destekleyeceğini dile getirdi. Biden başkan olması halinde, üretimi ABD’de gerçekleştirilen mal ve hizmetlerin hükümet tarafından satın alınması için 400 milyar dolarlık bir fon ayıracağını ve 5 milyon kişilik yeni iş alanları yaratacağını söyledi. Küçük işletmelere devlet olarak destek olacağı sözünü veren Biden, ayrıca saati 7,25 dolar olan asgari ücreti 15 dolara çıkaracağı vaadinde bulundu.

Biden seçim kampanyası boyunca, ABD halkının en çok yakındığı konu olan eğitim ve sağlık masraflarını hafifletebilmek için eğitim ödeneklerinde artışa gidileceğini, yıllık geliri 125 bin doların altındaki aileler için üniversite bursu verileceğini ve sağlık sigortalarının kapsamının genişleteceğini açıkladı.

- Vergilendirmede yapılması beklenen değişiklikler

Biden’ın değişiklik getirmeyi hedeflediği alanlardan biri de kurumlar vergisinin yüzde 28’e çıkartılmasıydı. ABD’li şirketlerin “offshoring” stratejisini tercih etmesi durumunda “havuç ve sopa” taktiğini uygulamayı amaçlayan Biden, üretimini yurt içinde gerçekleştirecek olan ABD’li şirketlere yüzde 10 vergi avantajı sağlamayı planlarken, operasyonlarını yurt dışına taşıyan şirketlere de yüzde 10 vergi yükü getireceğini açıklamıştı. Diğer bir seçim vaadi ise, Trump yönetiminin aksine en yüksek dilimdeki gelir vergisi oranının yüzde 37’den yüzde 39,6’ya yükseltilmesiydi.

Ayrıca, Biden seçim çalışmaları boyunca ABD’nin Paris İklim Anlaşması’na yeniden katılacağını dile getirerek, 2050 yılına kadar sıfır karbon salınımlı bir sanayi üretim modeline geçileceğini ve sürdürülebilir altyapı yatırımları için 2 trilyon dolar kaynak ayıracağını belirtti.

Biden'ın dış politika stratejisi

Başkanlık seçimlerinde ipi göğüsleyen “Seçilmiş Başkan” Joe Biden, seçim kampanyası boyunca yapmış olduğu değerlendirmelerde, ABD’nin NATO’ya taahhüdünü pekiştireceğini, Avrupa Birliği ve İran’la olan politik ilişkilerinde iyileşmeye gideceğini ve Trump’ın diğer ülkelere getirmiş olduğu seyahat yasaklarını kaldıracağını söyledi.

En çok merak edilen konulardan biri olan ABD-Çin ilişkisinin nasıl ilerleyeceğine dair senaryolardan biri de, Biden’ın Çin’e uygulanan tarifeleri hızla değiştirmeyeceği yönündeydi. Sosyolog Nicol Turner Lee ve Siyaset Bilimci Darrell M. West’ göre, son yıllarda Amerikan halkının Çin’e karşı negatif tutumu ve Biden’ın ülke genelinde kullanılan ürünlerde “Buy American” politikasını benimsemesi sebebiyle, ABD-Çin arasındaki ilişkilerin kısa vadede düzelmeyeceği tahmin ediliyor.

ABD-Türkiye arasındaki ilişkilerin geleceği hakkında değerlendirmede bulunan Piri Reis Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, ilk aşamada iki ülke arasında zorlu bir süreç yaşanma ihtimali bulunduğunu, özellikle Türkiye’ye yönelik CAATSA yaptırımlarının tekrar gündeme gelmesinin büyük sorun yaratabileceğini söyledi.

Arslanoğlu Bloomberg HT’ye verdiği demeçte, “Biden’ın uzun vadede AB ve NATO ile ilişkileri güçlendirme çabasının, NATO üyesi ve AB ile gümrük birliği anlaşması olan Türkiye açısından olumlu sonuçları olması beklenebilir. Diplomatik yollarla iki ülke arasında bir süre sonra istikrarlı bir ilişki oluşması durumunda, 15-20 milyar dolar arasında seyreden ticaret hacminin ilk aşamada 2-3 katına çıkarılması yönünde bir çaba gerçekçi olabilir. Ayrıca, Biden’ın altyapı yatırımlarını önemli oranda artırma planı olduğunu biliyoruz. Bu çerçevede, Türkiye’nin güçlü olduğu müteahhitlik hizmetleri alanında ABD’de iş olanaklarını artırma çabası belli bir sonuç verebilir.” dedi.

Biden’ın vaatlerini yerine getirmesi durumunda ABD’de ve küresel çapta hangi dönüşümler yaşanabilir?

- Biden yönetiminin, aktif bir sanayi politikası ve yüksek kamu harcamaları üzerine kurulması hedeflendiğinden dolayı, yönetimin diğer Demokrat Parti başkanlarına göre politik spektrumda sol kanada daha çok yaklaşacağını söyleyebiliriz.

- En yüksek dilimdeki gelir vergisi oranının artırılması, orta sınıfın asgari ücret rakamlarında iyileşmeye gidilmesi ve sağlık harcamalarının düşürülmesi, ABD genelinde gelir dağılımı eşitsizliğini azaltabilir.

- Eğer Biden söz verdiği üzere, vasıflı işçiler için vize kurallarını hafifletebilirse, ABD’li teknoloji şirketlerinin AR-GE çalışmalarına büyük katkısı olan göçmenleri tekrar ülkeye çekmeyi başarabilir.

- Biden’ın sürdürülebilirlik konusunda radikal kararlar alması durumunda ise, uzun vadede yenilenebilir enerji ve yeşil altyapı üzerine çalışan şirketlerin sayılarının artacağını, piyasalardaki fosil yakıtlı enerji firmalarının hisselerinin düşeceğini ve temiz enerji hisselerinin rağbet göreceğini öngörebiliriz.

Fakat unutulmaması gereken bir konu daha var. Biden’ın vaatlerini gerçekleştirebilmesi için Kongre’nin engeline takılmaması gerekir. Senato’da çoğunluğu temsil edecek olan partinin hangisi olacağı Ocak ayında yapılacak olan Georgia eyaletindeki ikinci tur seçimiyle belli olacak.

Konu hakkında Bloomberg HT’ye değerlendirmede bulunan Politika Analisti Alastair Newton, Demokrat Parti’nin Senato’da çoğunluğu sağlayamaması durumda, Senato Çoğunluk Lideri Mitch McConnell'in her fırsatta Biden yönetimini engellemeye çalışacağını söyledi. Newton, bu türden bir siyasi çıkmazın federal bütçe kararları üzerinde olumsuz etkilerinin olacağını düşünüyor.

İş Yatırım Uluslararası Piyasalar Direktörü Şant Manukyan ise, Biden’ın dış ilişkileri yönetmesinden daha çok ülke içindeki sorunları çözümlemede zorlanacağını dile getirdi. “Senato büyük ihtimalle Cumhuriyetçilerin elinde kalacak.” diyen Manukyan’a göre, Biden’ın vadettiği 2 trilyon dolarlık yatırım ve sağlık alanındaki düzenlemeler muhtemelen gerçekleştirilemeyecek.