Davos'ta 2. günün gündemi
-
Bloomberg HT ekibi Davos'un ikinci gününden gündeme dair temel başlıkları aktarmaya devam ediyor.
Bloomberg HT Genel Yayın Yönetmeni Açıl Sezen ve Araştırma Müdürü Çağlar Kuzlukluoğlu Davos’un ikinci gününden zirvenin temel başlıklarını aktarmaya devam ediyor.
Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) ikinci günü, ABD Başkanı Donald Trump’ın zirveye gelişiyle hareketlilik kazandı. Zirvenin ana teması olarak öne çıkan “diyalog ruhunun”, Trump’ın daha çok “monolog” ve “ekonomik tahakküm” odaklı yaklaşımıyla geri planda kaldığı gözlendi.
Zirvenin en çok tartışılan başlıklarından biri, Trump’ın yaklaşık 20 ülkeden her birinin 1 milyar dolar katkı sağlamasını öngören ve toplamda 20 milyar dolarlık bir hacme ulaşması planlanan “Barış Planı” oldu. Plan kapsamında, Gazze’nin yeniden inşası için Birleşmiş Milletler’e alternatif bir yapı oluşturulması hedefleniyor.
Ancak Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un söz konusu plana katılmayı reddetmesi üzerine Trump, Fransız şarap ve şampanyalarına yüzde 200 gümrük tarifesi uygulanabileceği tehdidinde bulundu. Bu gelişme, küresel risk raporlarında ilk sırada yer alan “ekonomik gücün silah olarak kullanılması” senaryosunun somut bir örneği olarak değerlendiriliyor.
Kaynaklar, Avrupa’nın Trump’ın sert çıkışlarına karşı güçlü ve ortak bir liderlik sergileyemediğine dikkat çekiyor. Macron’un görev süresinin sonuna yaklaşması, Almanya Başbakanı’nın daha çok diyalog yanlısı bir tutum benimsemesi ve İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın ABD’ye karşı yumuşak bir dil kullanması, Trump’ın Davos’ta daha baskın bir profil çizmesine zemin hazırlıyor. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in ise ülkesindeki tren kazası nedeniyle zirveye katılamayacak olması, Avrupa’nın sesini yükseltebilecek bir diğer ismin de devre dışı kalmasına neden oldu.
Amerikan tahvilleri ekonomik bir koz olabilir mi?
Zirvede, olası bir ekonomik savunma mekanizması olarak uluslararası yatırımcıların ve özellikle Avrupa ülkelerinin elinde bulunan yaklaşık 3,3 trilyon dolarlık Amerikan tahvillerinin satılması ihtimali de gündeme geldi. Teorik olarak Trump yönetimine karşı bir koz olarak görülse de, bu büyüklükte bir satışın alıcısının bulunmasının zor olduğu ve piyasalarda ciddi belirsizlik yaratabileceği ifade ediliyor. Bu nedenle, ABD Hazine Bakanı Scott Huntington’ın zirvede yapması beklenen konuşma yakından izleniyor.
Jeopolitik gerilimlerin gölgesinde kalsa da, zirvede uzun vadeli gelecek projeksiyonları da ele alınıyor. Katılımcılar arasında yapılan bir ankete göre, 2050 yılına yönelik en önemli başlıklar; yüzde 37 ile iklim değişikliği, yüzde 29 ile uzay ve teknoloji, yüzde 20 ile geleceğin gıdası ve yüzde 14 ile insan ömrünün uzaması (longevity) olarak sıralandı. Yapay zekânın sağlıklı ve uzun yaşamı nasıl destekleyebileceğine ilişkin 30’dan fazla oturum planlanmasına rağmen, Trump’ın gündemi domine etmesi bu başlıkların geri planda kalmasına yol açtı.
Davos’taki uzmanlar ayrıca, küresel güç dengelerinde yaşanan yapısal dönüşüme ilişkin tarihsel bir uyarıda bulunuyor. Son 500 yılda hegemon gücün zorlandığı 16 örnekten 12’sinin savaşla sonuçlandığı hatırlatılırken, mevcut sürecin ne kadar sert bir dönemece işaret ettiği vurgulanıyor. Zirvede, yeni küresel düzenin daha az yıpratıcı bir şekilde nasıl inşa edilebileceği sorusuna yanıt aranıyor.