Advertisement

Fed, ABD ekonomisini desteklemek için, aralarında borçlanma maliyetlerini düşük tutmak için sınırsız tahvil alımı ve özel sektöre ve yerel yönetimlere kredi akışını sağlamak için programlar oluşturmak dahil geniş çaplı ikinci dalga tedbir paketi açıkladı.

Ekonomistler, Fed’in açıkladığı bu paketin 2008 küresel krizinde kullandığı yöntemlere ek yeni düzenlemeler de içerdiğini ve olumlu bir gelişme olduğunu belirtirken, önümüzdeki çeyreklerde yaşanacak daralmadan önce ortamı hazırlamak için yapılan tedbirlerden olduğunu söylediler.

Ekonomistler, Fed’in açıkladığı ikinci tedbir paketinin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerini Bloomberg HT’ye değerlendirdi.

Ata Yatırım Direktörü Cem Tözge, Fed’in ikinci tedbir paketinin Türk varlıklarına önemli ölçüde destek vereceğini belirterek şunları söyledi:

“FED’in açıkladığı açık uçlu tarihi varlık alımı ile piyasalarda yaşanan dolar likitidesi probleminin önüne geçmek ve piyasalara moral vermek amaçlanmakta. Kısa vadede piyasalardaki yangını ve panik ortamını yatıştırmaya yönelik bu karar eğer önümüzdeki 2-3 ay içinde virüsün yayılma hızının engellenmesi ve tedavi sürecinin başarıya ulaşması olarak gerçekleşirse piyasalarda muazzam bir dolar likitidesi yaşanmasına sebep olacak. Kısa vadede Türk piyasaları üzerinde limitli bir iyimserlik yaratmaya aday bu haber eğer piyasalarda bu toz bulutu kalkarsa gelişmekte olan ülkeler ve Türk varlıklarına önemli oranda destek verecektir. Ama piyasalardaki ilk olarak yaşanan panik satışlarının sakinleşmesi ve durulması gerekmekte.  Piyasaların en fazla duymak istediği haber ise virüsün yayılma hızının ve ölüm oranlarında kontrolün sağlanması. Bu taraftan gelecek olumlu haberler Türkiye’nin en büyük sorunu olan dolar fonlama ihtiyacının FED’in devasa bilanço büyütme hamlesinden destek bulabilir”

Bürümcekçi Araştırma ve Danışmanlık’tan Haluk Bürümcekçi Fed’in yeni paketi hakkında “Beklenen gelişmeler diyebiliriz. Daha önce farklı mekanizmaları devreye almıştı, şimdi de küresel krizde kullandığı yöntemlerle hem de yeni düzenlemeler geliştirerek her kesimden tahvil alımına yönelmiş durumda. Miktar konusunda da eli açık davranıyor önemli ve olumlu bir gelişme olarak nitelendirilebilir” dedi.

Bürümcekçi ayrıca bu tedbirlerin Türkiye’yi nasıl etkileyeceğine dair şunları söyledi:

“(Önceki) Hamlelerle dolarda daha çok ciddi kıtlık hissedildiği, hamlelerin, bütün farklıklara satış getirdiği ve dolara belirgin olarak değer kazandırdığı görüldü. Bu durum Amerika’nın çok istediği bir şey değil. Artı diğer ülkelerde çok olumsuz etkileri oluyor, başta EM’ler olmak üzere. Bu durumu düzeltmek amaçlı hamleler geldi. Tam işe yaramış gibi durmuyor, hala bir değer kazanma durumu devam ediyor. Ama en azından burada işlerin biraz daha kötüye gitmesini önleyecek, daha fazla panik olmasına engel olacak bir adım atılmış oldu. Belki gelişmekte olan ülkeler sınırlı dâhil olmuş oldu ama yine de Amerika’nın ticareti açısından önemli olanlar ve riskleri açısından önemli olan ülkeler kapsandı. Önümüzdeki günlerde faizlerdeki yakınsama diğer ülkeler açısından çok kolay olmayacaktır. Çünkü birçok EM ülkesinde portföy çıkışları devam ediyor. Bizde zaten uzun süredir devam ediyor. O yüzden faiz farklarını, biraz daha risk primleri ve buradaki satışlar belirleyecektir. Bunların da yüksek kalması kısa süre içinde olası duruyor”

Ata Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Cemal Demirtaş ise bu alınan tedbirin 2008 küresel krizini hatırlattığını, o zaman da varlık alımlarının başladığını ve bu tedbirlerin aslında durumun vahametini gösterdiğini söyledi. Demirtaş ayrıca şunları söyledi;

“Fed’in yaptığı hareketle biz her türlü önlemi aldıklarını görüyoruz. Virüsten dolayı ekonomiler kilitlenme noktasına gelebilir. Bu durumun bir maliyeti olacaktır. Fed ameliyata girmek üzere olan bir dünyaya/hastaya her türlü tedbiri alıyor. Bu tedbirler geçmiştekilerden de etkili. Hastayı iyileştirmek için ortam hazırlamaya yönelik tedbirler bunlar. Biz bunu nasıl yorumluyoruz. Türkiye hala nereye varabilir diye bir değerlendirme sürecinde ama bir ihtimal Çin’e benzer bir durum yaşanarak, bir iki ay içerisinde ileriye dönük olarak bir işaret alınması isteniyor.  Birçok kurum büyüme beklentilerini aşağı çekiyor. İkinci çeyrekte Mart’ta dâhil olmak üzere bir daralma görülecek ve bunun hazırlığı bu yapılanlar. Ama uzar mı konusunda belirsizlik hala devam ediyor. Türkiye özelinde Borsalar açısından da genelde daha pozitif taraftayız ki bu görüşümüzü değiştirmiyoruz. Ama vaka sayısı Nisan ayında Mart ayına göre daha çok artarsa yani 3 ay değil de 6 -9 ay ve daha ilerisi görünmez hale gelirse daha “koruyucu” hale geçmek zorunda kalınacak. Zaten şu an bütün piyasalarda bunun trade’inin olduğunu görüyoruz. Çin’deki ve Asya’daki gelişmeler ve Merkez Bankaları’nın yaptığı bütün önlemler göz ardı ediliyor. Bu yüzden özellikle Nisan bizim için belirleyici olacak. Bütün dünyada varlık sınıflarında ve hisse senetlerinde yüzde 50 bir daralma var. Biz yine en korunaklılarından bir tanesiyiz”

 

Hilal Dinçer Eker/ Bloomberght.com