Advertisement

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Fed'in para politikasını sıkılaştırma adımlarının 2017'ye kadar sürebileceğini söyledi. Babacan ayrıca Avrupa Merkez Bankası'nın (AMB) parasal genişleme politikasının Türkiye'yi olumlu etkileyeceğini ve AMB'nin attığı adımların bankacılık sektörünü destekler nitelikte olduğunu belirtti. Babacan, "Yüksek büyüme oranları büyük riskleri beraberinde getirir" dedi.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Dünya Ekonomik Forumu kapsamında düzenlenen "Bölgesel Kalkınma için Kaynakların Harekete Geçirilmesi" konulu oturumun açılışında konuştu.

Babacan G20 Zirvesi ile ilgili olarak, "G20 başkanlığı dönemimizde sözlerin uygulamasının takipçisi olacağız Kobi'lerin potansiyelinden yararlanılmamasını G20 gündemine taşıyacağız. Kobi'lerin potansiyelinin yeterince değerlendirilmediğine inanıyoruz" şeklinde konuştu.

Hukuk sisteminin iyileştirmek üzere reformlar yapmanın bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Babacan, eğitimde yapılacak reformların gelecek 10 yıl için belirleyici olacağını ifade etti.

Babacan, Suriye ve Irak'ta artan gerilimin petrol fiyatlarını artırıcı etki yapabileceğini sözlerine ekledi.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, 2008 - 2009 krizi gelmeden önce Türkiye'nin bankacılık alanında yapısını sağlamlaştırdığını, borç stokunu ve bütçe açığını düşürdüğünü belirterek, "Krizden en az etkilenen ülkelerden birisi olduk ve en hızlı çıkan Avrupa ülkesi olduk. Sonuçta baktığımızda krizden sonraki yüksek büyüme oranlarımız bizim gelişmiş ülkelerle aramızı kapattı, farkımızı azalttı" dedi.

Dünya Ekonomik Forumu'nun "Bölgesel Kalkınma için Kaynakların Ortaya Çıkarılması" temalı özel toplantısının ikinci gün açılışında konuşan Babacan, açılış panelinin konusunun Avrupa, Ortadoğu, Kuzey Afrika, Orta Asya, Kafkaslar ve bu coğrafyanın tam merkezinde yer alan Türkiye olduğunu vurguladı.

Babacan, batından başlayıp doğuya doğru yolculuk yapıldığında, 2008-2009 yıllarında tüm dünyayı etkisi altına alan küresel krizin olumsuz etkilerinin Avrupa'da hala derin bir şekilde devam ettiğinin görüldüğünü söyledi. Avrupa'da her ne kadar bu yıl bir miktar toparlanma olsa da bu toparlanmanın zayıf, kırılgan ve ülkeden ülkeye çok değişen farklı hızlarda bir toparlanma olduğuna dikkati çekti. Kamu borcunun tarihi yüksek seviyelere çıktığını, işsizliğin yükseldiğini ve finans sektörüyle ilgili sorunların hala belli ölçüde de olsa devam ettiğini anımsatan Babacan, sorunların tam olarak geride kalmadığının görüldüğünü anlattı.

"AMB'nin son dönemdeki kararları, bir bakıma Fed'i dengeliyor"

Başbakan Yardımcısı Babacan, şu anda borçlanma ve harcamaların sürdürülebilir olmadığına değinerek, hem para politikası hem mali politikalar hem de makro ihtiyati tedbirler anlamında hükümet olarak artık çok daha ciddi durduklarını dile getirdi.

Kredi hacmi geçen yıl yüzde 35 artarken bugün yüzde 16 arttığına işaret eden Babacan, "Ayrıca karışımla da oynuyoruz. Daha az tüketici kredisi, daha fazla KOBİ ya da yatırım kredisi verilmesini sağlıyoruz. Bankaların KOBİ kredisi vermesini, tüketici kredisi vermesine göre daha cazip hale getirdik" diye konuştu.

Babacan, G-20 ülkeleri içerisinde bu tedbirleri en iyi kullanan ülkenin Türkiye olduğunu belirterek, "Biz ilk kez birçok yeni politika deneyen ülke olduk ve çok da iyi sonuçlar aldık. Bu yılın büyüme kompozisyonuna bakarsanız büyümenin bir kısmı iç tüketimden geliyor ama bir kısmı da ihracattan geliyor. Bu çok sağlıklı bir karışım" değerlendirmesini yaptı.

ABD Merkez Bankası'nın (Fed) bundan sonraki adımlarının küresel likiditeyi etkileyeceğine dikkati çeken Babacan, genel beklentinin bu oranların belirli takvime göre ilerleyeceği yönünde olduğunu ifade etti.

Babacan, Avrupa Merkez Bankası'nın (AMB) da hafif bir gevşetme başlattığını anımsatarak, "Türkiye Avrupa'yla özellikle finansman konusunda yakın ilişkide. ECB'nin gevşetme politikası belki bize yarayacak, net etkisini şu an göremiyoruz ama ECB'nin son dönemdeki kararları bizim işimizi kolaylaştırıyor ve Fed'in sıkılaştırmasını bir bakıma dengeliyor" şeklinde konuştu.