Advertisement

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özetinde, "Ham petrol fiyatlarındaki gelişmelerin etkisiyle enerji enflasyonu gerilerken Türk lirasında gözlenen değer kayıpları enflasyondaki düşüşü sınırlamıştır" denildi.

Kurulun, 23 Temmuz 2015 tarihli toplantısına ilişkin yayımladığı toplantı özetinde, haziran ayında tüketici fiyatlarının yüzde 0,51 azaldığı ve yıllık tüketici enflasyonunun yaklaşık 0,9 puanlık düşüşle yüzde 7,20'ye gerilediği anımsatıldı.

Gıda fiyatlarındaki düzeltmenin sürmesiyle bu grupta yıllık enflasyondaki düşüşün belirginleştiği belirtilen özette, "Ham petrol fiyatlarındaki gelişmelerin etkisiyle enerji enflasyonu da gerilerken Türk lirasında gözlenen değer kayıpları enflasyondaki düşüşü sınırlamıştır.Temel mal grubu enflasyonu döviz kuru etkilerine bağlı olarak sınırlı bir oranda yükselirken hizmet enflasyonu yüksek seviyesini korumuştur. Bu doğrultuda çekirdek enflasyon göstergelerinin yıllık enflasyonu ve ana eğilimi yatay bir seyir izlemiştir" ifadelerine yer verildi.

Gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yıllık enflasyonun haziran ayında 3,54 puan azalarak yüzde 9,28'e gerilediği, bu düşüşte işlenmemiş gıda grubu fiyatlarının temel belirleyici olurken işlenmiş gıda yıllık enflasyonundaki yavaşlama eğiliminin sürdüğü belirtilen özette, mevsimsellikten arındırılmış işlenmemiş gıda fiyatlarında mayıs ayında kaydedilen taze meyve-sebze kaynaklı düşüşün, ürün arzındaki artışla birlikte, bu dönemde belirginleşerek devam ettiğine işaret edildi.

Özette, buna karşılık kırmızı et fiyatlarının yüksek artış eğilimini sürdürerek işlenmiş gıda ve yemek hizmetleri gibi ilişkili olduğu gruplarda enflasyonu olumsuz etkilemeye devam ettiği kaydedildi.

Haziran ayında enerji fiyatlarının şubat ayından bu yana sergilediği yukarı yönlü seyrin aksine yüzde 0,17 azaldığı ve grup yıllık enflasyonunun 0,6 puan gerileyerek yüzde 2,78 olduğu hatırlatılan özette, enerji fiyatlarının aşağı yönlü seyrinde tüpgaz ve akaryakıt fiyatları belirleyici olurken temmuz ayına ilişkin göstergelerin enerji fiyatlarındaki düşüşün devam ettiğine işaret ettiği bildirildi.

Özette, şu ifadelere yer verildi.

"Hizmet fiyatları haziran ayında yüzde 0,88 artmış ve grup yıllık enflasyonu yüzde 8,85 seviyesinde sabit kalmıştır. Bu gelişmede lokanta otel ile diğer hizmet kalemleri etkili olurken kira ve ulaştırma gruplarında yıllık enflasyon gerilemiştir. Gıda fiyatlarında son iki aydır gözlenen belirgin düzeltmeye rağmen kırmızı et fiyatlarında devam eden yukarı yönlü seyrin de etkisi ile lokanta otel grubu yıllık enflasyonu yükselişini sürdürmüştür. Bu dönemde diğer hizmet grubu enflasyonu ise paket tur fiyatlarındaki hızlı artış ile yükselmiştir. Neticede, hizmet enflasyonu ana eğilimi yatay seyrini sürdürerek yüksek seviyesini korumuştur."

"Haziran ayında temel mal grubu yıllık enflasyonu 0,09 puanlık artışla yüzde 5,97'ye yükselmiştir" denilen özette şunlar da kaydedildi:

"Bu dönemde yıllık enflasyon dayanıklı tüketim mallarında baz etkisiyle yükselirken diğer ana gruplarda gerilemiştir. Beyaz eşya ve otomobil gibi Döviz kuru gelişmelerinin fiyatlara nispeten hızlı bir şekilde yansıtıldığı gruplarda nisan-mayıs döneminde gözlenen belirgin fiyat artışlarının haziran ayında yavaşladığı görülmüştür. Bu dönemde otomobil fiyatlarında sınırlı bir artış gözlenirken mobilya ve elektrikli/elektriksiz alet fiyatları gerilemiştir. Öte yandan Türk lirasındaki birikimli değer kaybının yansımaları 'giyim ve dayanıklı dışı' temel mal grubunda hissedilmeye devam etmiştir. Bu gelişmelerle birlikte temel mal enflasyonu ana eğilimi haziran ayında sınırlı bir artış kaydetmiştir"

- "Yurt içi özel kesim talebi ikinci çeyrekte büyümeye ılımlı düzeyde katkı yapacak"

Sanayi üretiminin mayıs ayında aylık bazda yüzde 2,0 oranında gerilediği, bu düşüşün önemli ölçüde mayıs ayında otomotiv sektöründeki grevlerin yol açtığı üretim kaybından kaynaklandığı belirtilen özette, taşıt üretimindeki daralmanın sanayi üretimi üzerindeki düşürücü etkisinin sonraki aylarda geri alınacağının öngörüldüğü aktarıldı.

Özette, çeyreklik olarak, nisan-mayıs dönemindeki üretim seviyesinin bir önceki çeyrek ortalamasının yüzde 1 üzerinde olduğu, PMI ve İYA verileri ile beraber değerlendirildiğinde, yılın ikinci çeyreğinde sanayi üretiminde güçlü bir toparlanma beklenmediği kaydedildi.

Harcama tarafına ilişkin verilere göre, nisan-mayıs döneminde önceki çeyrek ortalamasına kıyasla tüketim malları üretimi ve ithalatının arttığı belirtilen özette, "Söz konusu dönemde iç piyasaya yapılan beyaz eşya satışları yükseliş kaydetmiştir. Benzer şekilde, ikinci çeyrekte otomobil satışları da 2015 yılı ilk çeyrek ortalamasının üzerinde yer almıştır. Tüketici güveni ise jeopolitik riskler ve küresel piyasalardaki belirsizliklerin de etkisiyle azalmaya devam etmiştir" ifadeleri kullanıldı.

Yatırımlara ilişkin göstergelerden makine-teçhizat üretimi ve ithalatının nisan-mayıs döneminde önceki çeyrek ortalamasına kıyasla gerilediği bildirilen özette, aynı dönemde, inşaat yatırımlarına ilişkin verilerden mineral maddeler üretimi ve ithalatının arttığı bilgisine yer verildi.

İnşaat istihdamının nisan döneminde yatay seyrettiği, yatırım eğiliminin 2015 yılı ikinci çeyreğinde de zayıf seyrini sürdürdüğü kaydedilen özette, bu çerçevede, yurt içi özel kesim talebinin 2015 yılı ikinci çeyreğinde büyümeye ılımlı düzeyde katkı yapacağı değerlendirildi.

- "Yılın ikinci çeyreğine ilişkin veriler iktisadi faaliyette ılımlı bir seyre işaret etmektedir"

Özette, altın hariç ihracat miktar endeksinin, ilk çeyrekteki daralmanın ardından nisan-mayıs döneminde önceki çeyreğe göre düşük oranda artarken, altın hariç ithalat miktar endeksinin artış eğilimini sürdürdüğü ifade edildi.

Bu gelişmenin dış talebin büyümeye katkısının ikinci çeyrekte sınırlı kalabileceğine işaret ettiği belirtilen özette, "Küresel ekonomideki zayıf seyir ve süregelen jeopolitik gelişmeler ihracat büyümesini sınırlandırmaktadır. Öte yandan, dış ticaret hadlerindeki olumlu gelişmeler ve tüketici kredilerinin ılımlı seyri cari dengedeki iyileşmeyi desteklemeye devam etmektedir" değerlendirmesi yapıldı.

Bu yılın nisan döneminde, toplam ve tarım dışı işsizlik oranları sırasıyla 0,1 ve 0,2 puan azaldığı anımsatılan özette, tarım dışı sektörlerde istihdam artışı yaşanması ve işgücü artışının sınırlı olmasının işsizlik oranının gerilemesine neden olduğu belirtildi.

Özette, şunlar kaydedildi:

"Bu dönemde sanayi ve hizmetler istihdamı artarken inşaat istihdamı gerilemiştir. 2014 yılının son çeyreğinden itibaren tarım dışı istihdam artışı hizmetler sektörü kaynaklı olmuş, sanayi ve inşaat sektörleri istihdamı yatay bir eğilim etrafında dalgalanmıştır. Sanayi üretimi ve anket göstergeleri, sanayi sektörünün istihdama katkısının önümüzdeki dönemde de sınırlı olacağına işaret etmektedir. Hizmetler istihdamının artış oranında, turizm sektöründeki durağanlığın da etkisiyle, önümüzdeki dönemlerde bir yavaşlama olabileceği öngörülmektedir. Bu çerçevede, yılın geri kalan döneminde işsizlikte belirgin bir gerileme beklenmemektedir. İktisadi faaliyetin mevcut seyri ve yatırım eğilimindeki zayıf gidişat istihdam üzerinde aşağı yönlü risk oluşturmaktadır."

Yılın ikinci çeyreğine ilişkin veriler iktisadi faaliyette ılımlı bir seyre işaret ettiği vurgulanan özette, "Bu dönemde dış talep zayıf seyrederken, iç talebin büyümeye ılımlı düzeyde katkı verdiği düşünülmektedir. Öte yandan, jeopolitik riskler ve küresel piyasalardaki belirsizliklerin yanı sıra tüketici ve yatırımcı güvenindeki zayıf seyir önümüzdeki dönemde büyüme üzerinde riskler oluşturmaktadır" ifadelerine yer verildi.

2015 yılı ikinci çeyreğinde enflasyonun Nisan Enflasyon Raporu tahminlerine yakın gerçekleşirken, çekirdek enflasyon tahminin üzerinde kaldığı kaydedilen özette, bu dönemde gıda enflasyonundaki düşüşün enflasyondaki iyileşmenin ana belirleyicisi olurken çekirdek enflasyonun büyük ölçüde döviz kuru etkileriyle yükseldiği ifade edildi.

Enflasyon tahminlerine esas oluşturan varsayımlar ve dışsal koşullar bir arada değerlendirildiğinde; ithalat ve gıda fiyatları gelişmeleri ile çekirdek enflasyonda gözlenen döviz kuru kaynaklı yükseliş göz önüne alınarak 2015 yıl sonu enflasyon tahminin sınırlı bir miktar yukarı yönde güncellendiği anımsatılan özette, kurulun, gıda fiyatlarında öngörülen kısmi iyileşme ve temkinli para politikasının katkısı ile enflasyon görünümündeki bozulmanın sınırlı kalacağını ve enflasyonun orta vadede hedefe ulaşacağını değerlendirdiği dile getirildi.

- "Para politikası kararları enflasyon görünümündeki iyileşmenin hızına bağlı olacaktır"

Özette, yılın ilk çeyreğinde oldukça olumsuz seyreden ve enflasyonun yüksek gerçekleşmesinde belirleyici olan işlenmemiş gıda grubu enflasyonunun yakın dönemde önemli bir düzeltme yaparak enflasyonu olumlu etkilediği aktarılarak, şu ifadelere yer verildi:

"Benzer şekilde son dönemde petrol fiyatlarında görülen gerileme enflasyonu düşürücü yönde katkı vermektedir. Öte yandan, döviz kuru hareketleri özellikle temel mal grubu üzerinde etkili olarak çekirdek enflasyon eğilimindeki iyileşmeyi geciktirmektedir. Bu çerçevede, küresel piyasalardaki belirsizlikler ile enerji ve gıda fiyatlarındaki oynaklıklar da dikkate alındığında, para politikasındaki temkinli yaklaşımın sürdürülmesi gerekmektedir. Bu değerlendirmeler doğrultusunda Kurul, faiz oranlarının sabit tutulmasına karar vermiştir.

Önümüzdeki dönemde para politikası kararları enflasyon görünümündeki iyileşmenin hızına bağlı olacaktır. Enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlar yakından izlenecek ve enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar getiri eğrisini yataya yakın tutmak suretiyle para politikasındaki temkinli duruş sürdürülecektir. Para politikasındaki temkinli yaklaşımın yanı sıra, döviz kuru hareketlerinin enflasyondaki düşüşü geciktirmeye devam etmesi halinde ilave döviz likidite önlemleri uygulanabilecektir."

- "Kredi büyüme hızları makul düzeylerde seyretmektedir"

Sıkı para politikası duruşunun ve alınan makro ihtiyati önlemlerin etkisiyle kredi büyüme hızlarının makul düzeylerde seyrettiği kaydedilen özette, ticari kredi büyümesi yakın dönemdeki güçlü seyrini devam ettirirken, tüketici kredisi büyüme hızında özellikle konut dışı kalemler kaynaklı bir yavaşlama gözlendiği belirtildi.

Özette, bunların yanı sıra, kredi bileşiminde arzu edilen şekilde ticari kredilerin, tüketici kredilerine kıyasla daha yüksek bir hızda büyüdüğü vurgulanarak, son dönemde finansal koşullarda yaşanan kısmi sıkılaşmanın da etkisiyle yılın ikinci yarısında toplam kredi büyümesinin bir miktar yavaşlayacağının tahmin edildiği ve kredilerdeki bu görünümün bir yandan orta vadeli enflasyon baskılarını sınırlarken diğer yandan cari dengedeki düzelmeyi desteklediği dile getirildi.

Dış talep zayıf seyrini korurken iç talebin büyümeye ılımlı düzeyde katkı verdiği belirtilen özette, şunlar aktarıldı:

"Avrupa ekonomisinde gözlenen toparlanma dış talebi olumlu etkilese de süregelen jeopolitik gelişmeler ve küresel ticaretteki yavaşlama ihracat büyümesini sınırlandırmaktadır. Öte yandan, petrol fiyatlarının düşük seviyesini koruması durumunda birikimli enerji ithalatı azalmaya devam edecektir. Sonuç olarak, dış ticaret hadlerindeki olumlu gelişmeler ve tüketici kredilerinin ılımlı seyri cari dengedeki iyileşmeyi desteklerken ihracatın göreli olarak zayıf görünümü bu iyileşmeyi sınırlamaktadır.

İç talep ise temelde tüketim kaynaklı olarak ılımlı bir artış eğilimi sergilemektedir. Güven endekslerindeki zayıf seyir ile iç ve dış belirsizlikler özel kesim nihai talebinin büyümeye yaptığı katkıyı sınırlayabilecek risk unsurlarıdır. Bu bağlamda, iktisadi faaliyetteki toparlanmanın kademeli olacağı ve toplam talep koşullarının enflasyona düşüş yönünde katkı vermeye devam edeceği öngörülmektedir."

- "Sözle yönlendirme politikaları sayesinde uzun vadeli faiz oranlarındaki oynaklık kalıcı olarak düşebilecektir"

Küresel piyasalara dair risklerin önemini koruduğuna dikkati çekilen özette, küresel ekonomiye ilişkin azalan öngörülebilirlik ve gelişmiş ülkelerin para politikalarındaki farklılaşma ile birlikte artan belirsizliklerin küresel piyasaların veri akışına duyarlılığının yüksek seviyelerde kalmasına neden olduğu belirtildi.

Bütün bu gelişmeler sonucunda, risk iştahının ve sermaye akımlarındaki oynaklığın sürdüğü ifade edilen özette, şunlara yer verildi:

"Kurul, sermaye akımlarına yönelik dengeleyici konjonktürel politikaların yanı sıra finansal sistemin dayanıklılığını artırmaya yönelik yapısal tedbirlerin de önemli olduğuna dikkat çekmiştir. Bu doğrultuda, son dönemde döviz likiditesini, çekirdek yükümlülükleri ve uzun vadeli borçlanmayı destekleyici yönde atılan adımların ekonominin dayanıklılığını artırdığı değerlendirilmiştir. Kurul, gerekli görülmesi halinde aynı doğrultuda ilave önlemler alınmaya devam edilebileceği belirtmiştir. Küresel kriz sonrası dönemde, özellikle ABD para politikasının çıkış sürecinde gelişmekte olan ülkelerde uzun vadeli faizler küresel para politikalarına aşırı duyarlı hale gelmiştir.

Bu süreçte TCMB'nin uyguladığı geniş faiz koridoru ve sıkı likidite politikası ekonomimizin küresel şoklara karşı dayanıklılığını artırmıştır. Önümüzdeki dönemde, küresel para politikalarının normalleşmeye başlamasından sonra sözle yönlendirme politikaları sayesinde uzun vadeli faiz oranlarındaki oynaklık kalıcı olarak düşebilecektir. Bu baz senaryo altında ülkemizde de geniş bir faiz koridoruna olan ihtiyacın zaman içerisinde azalabileceği değerlendirilmektedir. Böyle bir durumda, TCMB faiz politikasının operasyonel çerçevesinin de kademeli olarak sadeleştirilmesi söz konusu olabilecektir. Kurul üyeleri teknik birimlerden bu yöndeki hazırlıkların ağustos ayındaki toplantıda sunulmak üzere tamamlanmasını istemişlerdir."

- "Kazanımların korunarak daha da ileriye götürülmesi önem taşımaktadır"

Özette, maliye politikasına ve vergi düzenlemelerine ilişkin gelişmelerin enflasyon görünümüne etkileri bakımından yakından takip edildiği ifade edilerek, para politikası duruşu oluşturulurken, mali disiplinin korunacağı ve yönetilen/yönlendirilen fiyatlarda öngörülmeyen bir artış gerçekleşmeyeceğinin varsayıldığı vurgulandı.

Maliye politikasının söz konusu çerçeveden belirgin olarak sapması ve bu durumun orta vadeli enflasyon görünümünü olumsuz etkilemesi halinde para politikası duruşunun da güncellenmesinin söz konusu olabileceği aktarılan özette, şu değerlendirmede bulunuldu:

"Son yıllarda mali disiplinin sürdürülmesi Türkiye ekonomisinin olumsuz dış şoklara karşı duyarlılığını azaltan temel unsurlardan biri olmuştur. Küresel belirsizliklerin yüksek olduğu mevcut konjonktürde bu kazanımların korunarak daha da ileriye götürülmesi önem taşımaktadır. Mali disiplini kalıcı hale getirecek ve tasarruf açığını azaltacak her türlü tedbir makro ekonomik istikrarı destekleyecek ve uzun vadeli kamu borçlanma faizlerinin düşük düzeylerde seyretmesini sağlayarak toplumsal refaha olumlu katkıda bulunacaktır."