Advertisement

Yatırımcılar arasındaki en sıcak tartışmalardan biri de şirket kar marjlarının mevcut yüksek seviyelerde kalıcı olup olamayacağı ya da marjların kaçınılmaz olarak düşmek zorunda kalıp kalmayacağı sorusu oluyor.
Örneğin, S&P 500 Endeksi'ndeki şirketlerin son 25 yıldaki kar marjlarına baktığımızda, marjlar tarihsel standardlara göre yüksek kalıyor.

Goldman Sachs Group tarafından yayınlanan bir rapor kar marjları tartışmasında boğa ve ayı görüşlere göz atıyor.

Goldman Sachs analisti Sumana Manohar kar marjlarındaki büyümede üç ana trend olduğunu söylüyor: güçlü emtia fiyatları, gelişmekte olan piyasalarda maliyet arbitrajı (şirketlerin gelişmekte olan ülkelerde daha ucuz üretim yapması) ve gelişmekte olan piyasalarda talep büyümesi, ve yeni teknoloji kullanımının şirket verimliliğini artırması. Goldman Sachs, geçtiğimiz aylarda belli başlı analitik temalarından biri olan kar marjı konusundaki tartışmayı devam ettiriyor. Goldman, piyasaların satın alma ve birleşme ve hisse geri alımı yapan şirketleri, iç kaynaklarla yatırım yapan şirketlere göre ödüllendirdiğini ve marjların bu şekilde desteklendiğini söylüyor.

Öyleyse, kar marjlarındaki bu trendin tersine dönmesi kaçınılmaz mı?

Goldman, tartışmanın her iki tarafına da değiniyor. Boğa tarafta, sektörler genelinde devam eden konsolidasyon, maliyet deflasyonu ve harcamalardaki daralma marjlar için bir alt taban oluşturuyor. Ancak, Goldman, belirtilen trendler ile birlikte talebin zayıf seyretmesi ve genel olarak endüstriyel arz fazlası bulunması gibi gelişmelerin en nihayetinde kar marjlarının aşağı hareket edeceği anlamına geldiğini söylüyor.

Peki kar marjları yüksek seviyelerde kalırsa ne olur? Bu da mümkün, ve sonuçları rahatsız edici olabilir.

Goldman raporunda, "Ortalamaya yönelme konusuna tabii ki dikkat ediyoruz. Ancak, eğer hatalıysak ve kar marjları önümüzdeki bir kaç yıl boyunca da yüksek kalmaya devam ederse (özellikle de küresel talep büyümesi trendin altındayken), kapitalizmin etkinliği konusunda daha geniş çaplı sorular sorulabilir." dedi.

Başka bir deyişle, kar marjları normalde ortalamaya yönelmeli ve ortalamanın etrafında dalgalanmalı. Kabarık kar marjlarının varlığı yeni rakipleri cesaretlendirmeli ve bu marjlara yol açan fiyatlama döngüsü zayıflamalı. Tam tersine döngünün dibindeyse, düşük kar marjları, zayıf piyasa oyuncularının piyasayı terketmesi ve daha güçlü oyunculara daha fazla nefes alma alanı bırakması beklenir. Eğer bu döngü devam etmezse, o zaman garip bir durum mevcut demektir. Büyük bir yatırım bankasının, kapitalizmin daha geniş çaplı bir şekilde sorgulanmaya başlanması gerektiğini söylemesi çok sık rastladığımız bir durum değil.