Advertisement

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), daha düşük faiz isteyen politikacılar ve TL'de istikrar isteyen yatırımcılar arasında sıkışmışken, borçlanma maliyetlerini düşürme arayışında her iki tarafı da memnun etmeyi deneyebilir.

Mart ve Nisan'daki faiz indirimlerine rağmen banka kredilerinin maliyeti 4 yılın en yüksek seviyelerine ykın seyrederken, Türkiye'de likidite hala düşük bulunuyor. Öte yandan, Türk lirasında son dönemde yaşanan düşüş, henüz yeni başlayan genişleme döngüsünün sürdürülmesini giderek zorlaştırıyor. Merkez Bankası bu durumda faiz indirimi yerine zorunlu karşılık oranını düşürerek likiditeyi artırma yolunu seçebilir.

Londra'da Rabobank gelişmekte olan ülke para birimleri stratejisti Piotr Matys, "Merkez Bankası, agresif bir şekilde faiz indirmeden kredi büyümesini destekleyecek alternatif genişlemeci politikalar arayabilir çünkü faiz indirimi TL'yi korunmasız bir konumda bırakabilir." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın faiz indirimi çağrılarının yanında Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun partisini kongreye götürerek aday olmayacağını açıklamasının ardından TL'nin değer kaybı karşısında yeni TCMB Başkanı Murat Çetinkaya piyasanın tolere edebileceği kadar bir faiz indiriminin yanında ilave politika araçları da kullanabilir.

TCMB, bu para politikası stratejisine yabancı değil. Geçtiğimiz ay görevden ayrılan eski TCMB Başkanı Erdem Başçı, 2011 yılında zorunlu karşılık oranını yüzde 16'ya yükselterek kredi büyümesini yavaşlatmayı amaçlamıştı. Başçı ayrıca, faiz koridorunu başlatarak küresel finansal kriz döneminde Merkez Bankası'na daha fazla esneklik sağlamayı amaçlamıştı.

Lira Mevduat

Zorunlu karşılıklar Çetinkaya için bir başlangıç noktası olabilir. Zorunlu karşılıkların mevcut ağırlıklı ortalaması yüzde 11.1 ile 2011'deki tepe noktasının gerisinde olsa da 6 yıl öncesinin neredeyse 2 kat üzerinde bulunuyor.

Akbank'ta trader olan Mehmet Gençtürk e-mail yoluyla yaptığı yorumda, "Zorunlu karşılıklarda indirim, bankalar için iyi haber anlamına gelebilir çünkü maliyetlerini düşürebilirler." dedi. Gençtürk, zorunlu karşılık oranında indirimin bankaların günlük borçlanma maliyetlerini düşüreceğini ve bunun da zaman içinde müşteriye yansıyacağını düşünüyor.

Ancak, TEB stratejisti Erkin Işık'a göre, kredi faizleri bu durumdan ne kadar etkileneceğinden emin olmak zor. Işık'a göre, zorunlu karşılıklar bankacılık sektörünün fonlama açığının yüzde 20'sine denk geliyor ve bu nedenle zorunlu karşılıklarda yapılacak bir indirimin büyük bir etkisi olmayabilir.

Işık, Türkiye'de doların tasarruf aracı olarak kabul edilmesinin ya da artan dolarizasyonun yanında bankaların artan takipteki kredilerinin, zorunlu karşılıklarda yapılacak bir indirimin etkisini kısıtlayabileceğini söyledi.

Işık, zorunlu karşılıklarda indirim yapılmasının Merkez Bankası'nın dolar rezervlerine de olumsuz yansıyabileceğini düşünüyor. Işık, zorunlu karşılıkların bir kısmının altın ve dolar cinsinden tutulabildiğini hatırlatarak, yapılacak bir indirimin bankaların karşılık olarak tuttukları Dövizin bir kısmını çekmelerine neden olabileceğini hatırlatıyor.

Öte yandan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Merkez Bankası'na yaptığı döviz rezervlerinin artırılması yönündeki çağrı karşısında zorunlu karşılıklarda indirim sonucunda döviz rezervlerinde düşüş yaşanması yeni bir gerilim yaratabilir.

Bloomberg News