"Hanehalkı beklentilerinin iyileşmeyi kademeli bir şekilde sürdürmesini bekliyoruz"
-
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), yeni bir blog yazısında, hanehalkı beklentilerinin şekillenmesinde, hissedilen enflasyonun, tüketim sepetinde öne çıkan kalemlerin ve merkez bankası iletişiminin rolünü küresel örneklerle karşılaştırmalı olarak incelendi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) blog sayfasında yayımlanan bir analizde, hanehalkı beklentilerinin şekillenmesinde, hissedilen enflasyonun, tüketim sepetinde öne çıkan kalemlerin ve merkez bankası iletişiminin rolünü küresel örneklerle karşılaştırmalı olarak incelendi.
TCMB'de Uzman olarak görev yapan Furkan Höçük ve Ahmet Bilal Kurtoğlu ile TCMB’de Ekonomist olarak görev yapan Halil İbrahim Korkmaz tarafından kaleme alınan “Hanehalkı Enflasyon Beklentileri ve Hissedilen Enflasyon” başlıklı blog yazısı, Merkezin Güncesi sayfasında yayımlandı.
Yazıda, hanehalkı enflasyon beklentileri dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de yapısal olarak mevcut enflasyonun ve diğer ekonomik aktörlerin beklentilerinin üzerinde seyredildiği ve bu farklılaşmanın temelinde ise hissedilen enflasyon yer aldığı ortaya çıktı. Ayrıca, Para politikasındaki sıkı duruşun devamı ile düşecek enflasyon eşliğinde, hanehalkı beklentilerinin iyileşmeyi kademeli bir şekilde sürdürmesini bekleniyor. Bu süreçte ekonominin tüm kesimleriyle etkin iletişimin sürdürülmesi de beklentilerdeki iyileşmenin istikrarlı şekilde devamı için önemini koruduğu belirtildi.
TCMB'nin blog yazısında şunlar denildi:
Enflasyon beklentileri tüketim-tasarruf kararları, portföy tercihleri ve fiyatlama davranışları gibi çeşitli kanalları etkilediği için enflasyon dinamiklerinde önemli rol oynuyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda ekonomik aktörlerin enflasyon beklentilerini politika belirlemede önemli bir girdi olarak kullanıyor. Bu yazıda, hanehalkı beklentilerinin şekillenmesinde, hissedilen enflasyonun, tüketim sepetinde öne çıkan kalemlerin ve merkez bankası iletişiminin rolünü küresel örneklerle karşılaştırmalı olarak inceliyoruz.
Aylık frekansta kamuoyu ile paylaşılan “Sektörel Enflasyon Beklentileri” profesyonel katılımcıların yanı sıra reel sektör ve hanehalkı kesimlerini de kapsıyor. Son 10 yıllık döneme dair anket sonuçları hanehalkının 12 ay sonrası için enflasyon beklentisinin mevcut enflasyon düzeyinin genel olarak oldukça üzerinde seyrettiğini ortaya koyuyor. Söz konusu fark, enflasyonun tek hane sınırında seyrettiği yıllarda da kendini gösteriyor. Reel sektörün enflasyon beklentisi enflasyonun altında veya üstünde olabilmekle beraber, daha yüksek korelasyon sergiliyor. Piyasa katılımcılarının beklentilerinin ise dezenflasyon öngörüsü ile manşet enflasyondan daha düşük bir seviyede oluştuğu görülüyor. Manşet enflasyonda gözlenen oynaklıklara en az tepkiyi yine piyasa katılımcılarının verdiği dikkat çekiyor.
Buna göre her üç kesimin enflasyon beklentilerinin 12 ay sonra gerçekleşen enflasyonu tahmin etme gücüne baktığımızda, piyasa katılımcılarının en düşük, hanehalkının ise en yüksek hata payına sahip olduğunu görüyoruz. Hanehalkı beklentileri, enflasyonun görece daha düşük seyrettiği yıllarda dahi enflasyonun ortalama 10 puan üzerinde kalıyor. Enflasyonun daha yüksek ve oynak seyrettiği son yıllarda ise hanehalkı beklentileri ile enflasyon arasındaki fark daha da açılıyor.
Hanehalkı ve piyasa katılımcıları başta olmak üzere diğer ekonomik aktörlerin enflasyon beklentilerinin farklılaşması diğer ülkelerde de gözlenen bir durum. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, hanehalkı beklentilerinin mevcut enflasyonun ve profesyonel tahminlerin oldukça üzerinde gerçekleştiği görülüyor. Özellikle enflasyonun uzun süre yüzde 2 veya altında seyrettiği birçok ülkede yüzde 10 düzeyindeki hanehalkı beklentileri dikkat çekiyor.
Söz konusu ayrışmanın nedenlerine baktığımızda ise, hissedilen enflasyonun hanehalkı beklentilerindeki görece yüksek seviyeyi açıklamada öne çıktığı görülüyor. Nitekim gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde hissedilen enflasyon ile enflasyon beklentilerinin oldukça yakın düzeylerde olduğu dikkat çekiyor. Bu resim mevcut enflasyon ve enflasyon beklentileri arasındaki önemli farkın, hissedilen enflasyondan kaynaklandığını ortaya koyuyor. Sonuçlar daha önceki TCMB çalışmalarındaki bulguları da destekliyor. Burada dikkat çeken bir diğer husus ise; ülkelerin değişen enflasyon oranlarına rağmen, hissedilen enflasyon ve enflasyon beklentilerinin yuvarlama etkisiyle yüzde 5, 10 gibi seviyelerde yoğunlaşması.
Sonuçlar hanehalkının hissettiği enflasyonun mevcut enflasyondan daha yüksek olduğunu ve hissedilen enflasyon ile beklentilerin yakın seyrini ortaya koyuyor. Beklentileri ve hissedilen enflasyonu etkileyen faktörleri incelemek de bu noktada önem kazanıyor. Bu doğrultuda, katılımcıların enflasyon beklentilerini oluştururken hangi harcama kalemlerini dikkate aldıklarına ilişkin verileri ele alıyoruz.
Hanehalkı enflasyon beklentilerinde gıda ve enerji gibi düzenli harcama kalemlerinin küresel olarak öne çıktığı görülüyor. Avrupa Birliği özelinde yapılan çalışmalardan elde edilen bulgular da aynı ortak faktörlerin varlığına işaret ediyor. Türkiye’de ise söz konusu kalemlere hassasiyet genel olarak daha yüksek. Ayrıca gıda ve enerjinin yanında kiranın da hanehalkı beklentilerinde etkili rol oynaması dikkat çekiyor. Son dönemde gerilemekle birlikte uzun süredir manşet enflasyonun üzerinde seyreden kira enflasyonu bu ayrışmayı destekliyor. Sonuçlar gıda gibi sık tüketilen ürünler ve kira gibi harcama sepetinde önemli yer tutan kalemlerin hissedilen enflasyonun önemli belirleyicileri olduğunu ortaya koyuyor.
Hissedilen enflasyonu en fazla etkileyen kalemlerdeki fiyat artışları ile manşet enflasyon arasındaki farkın açılması hanehalkı beklentilerini yukarı çekiyor. Hanehalkı beklentilerinin tahmin gücünün zayıflaması ise bu alandaki iletişimin etkin yapılmasının önemini ortaya koyuyor. Nitekim, merkez bankası hakkındaki bilgi ve farkındalığın enflasyon beklentileri ile anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu biliniyor. Bu noktada, hanehalklarının merkez bankaları hakkındaki bilgiyi nereden aldığına da bakmak gerekir. Diğer gelişmekte olan ülkelerle benzer şekilde, Türkiye’de televizyon ve radyonun yanında sosyal medyanın da bilgi edinmede etkili bir mecra olduğu dikkat çekiyor. Bu ise son yıllarda TCMB tarafından farklı kanallar kullanılarak yürütülen iletişim faaliyetinin dezenflasyon süreci açısından önemini ortaya koyuyor.
Özetle, hanehalkı enflasyon beklentileri dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de yapısal olarak mevcut enflasyonun ve diğer ekonomik aktörlerin beklentilerinin üzerinde seyrediyor. Bu farklılaşmanın temelinde ise hissedilen enflasyon yer alıyor. Türkiye’de gıda ve enerjinin yanında kira da hissedilen enflasyonu açıklamada öne çıkıyor. Bu görünüm altında, hanehalkı beklentilerinin seviyesinin yanı sıra eğilimi de önem kazanıyor. Para politikasındaki sıkı duruşun devamı ile düşecek enflasyon eşliğinde, hanehalkı beklentilerinin iyileşmeyi kademeli bir şekilde sürdürmesini bekliyoruz. Bu süreçte ekonominin tüm kesimleriyle etkin iletişimin sürdürülmesi de beklentilerdeki iyileşmenin istikrarlı şekilde devamı için önemini koruyor.