Advertisement

BLOOMBERG HT ARAŞTIRMA

2021 yılında havacılık sektöründe toparlama emareleri sürmeye devam ediyor. Dünya genelinde aşılama oranın yükselmesi, yeni varyantlara rağmen tedavi seçeneklerinin artması ve ülkelerin kısıtlamaları kaldırması sektörün toparlanma hızına pozitif katkı sağlıyor.

Küresel kuruluşlar ve sektörde yer alan firmalar 2023 yılının sonları veyahut 2024 yılının başlarında küresel hava trafiğinin pandemi öncesi seviyeye ulaşmasını tahmin ediyor.

Pandemi ile yaşamaya adapte olma, hükümetlerin sektörü destekleyici politikaları ve ekonomik toparlanma sektörü desteklerken, virüsün yeni varyantları operasyonların volatil seyretmesine sebep oluyor.

2020 yılı Ekim ayında ilk defa Hindistan’da tespit edilen Delta varyantı, pandemide ikinci dalga olarak nitelendirilirken 2021 yılının ilk yarısında kapanmalara sebep oldu. Yine 2021 sonlarında ilk defa Güney Afrika’da görülen Omikron varyantının bulaş oranının daha önceki varyantlara göre yüksek seyretmesi ülkelerin uçuş yasaklarını beraberinde getirdi.

Pandemi süreci içerisinde gerek yeni varyantların, gerekse vaka sayılarında ciddi oranda artışın başverdiği dönemde havacılık hisseleri doğrudan negatif etkileniyor.

En son olarak Omikron varyantı küresel tarafta rekor vaka sayılarına sebep oluyor. Omikron varyantı öncesinde dünya genelinde ortalama 500 bin civarında günlük yeni vaka sayısı görülürken, son günlerde bir günlük vaka sayısı 2 milyonun üzerine çıkmış durumda. Kısa süre zarfında günlük vaka sayıları 4 katına çıksa da hastaneye yatış oranı ve ölümcüllüğünün düşük kalması olumlu denebilecek başlık olarak öne çıkıyor. Omikron varyantı ile ülkelerin uçuş kısıtlamalarının geçiçi kalması havacılık sektörü tarafında pozitif algılanıyor. Ayrıca İngiltere’nin ülkeye girişten 48 saat önceki test zorunluluğunu kaldırması pandemide ayrı bir evre olarak okunuyor.

Havacılık sektörü süreçten nasıl etkileniyor?

Omikron varyantı ile birlikte Türkiye’de vaka sayılarında yeni rekorlar kırıldı. Test başına vaka oranı yüzde 15’i aşarken, 1 günlük yeni vaka sayısı 60 binin üzerinde kalmaya devam ediyor. Vaka sayısı başına ölüm sayısı yüzde 0,3 civarında kalması olumlu gelişme olarak görülürken, yeni önemler alınmaması havacılık aktivitesinin sürmesine sebep oluyor. Yurtiçerisinde havacılık sektöründe aktivite devam ederken, mevsimsellik etkisiylede birlikte yurtdışı uçuşlar zayıf kalıyor.

Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü’nden alınan verilere göre, Türkiye havacılık sektörü 2021 yılını 128,4 milyon yolcu ile kapatırken, bu rakam geçen yıla göre yüzde 57 artışa işaret ediyor. Fakat pandemi öncesi döneme bakarsak 208.4 milyon yolcu trafiği ile 2019 yılındaki rakamın yüzde 38 altında kaldı. 2021 yılının son ayları incelendiğinde daha önceki yıllarda olduğu gibi mevsimsellik etkisiyle yolcu sayısında gerileme görülüyor.

2021 yılının son çeyreğinde yolcu sayılarında iyileşme hızı yavaşlasa da sürdü.

Dünya genelinde Omikron varyantı havacılık sektörüne talebi ciddi oranda vurmasa da arz noktasında problemler yarattı. Noel arefesinde Omikron varyantı rekor vaka sayılarına işaret ederken, yılbaşı tatili haftasonunda dünya genelinde 6 binden fazla uçuş iptal oldu. Uçuşların iptal olmasının en önemli sebeplerinden biri kabin ekiplerinde artan vaka sayıları oldu. BNEF’in derlediği verilerden haftalık bazda uçuş sayılarına baktığımızda yeni varyantın çıktığı dönemlerde ciddi oranda azalma görülürken, Omikron varyantının çıktığı süreçte uçuş iptali oldukça az gerçekleşti. 2022 yılının ilk yarısında dünya genelinde düzenli olarak haftalık uçuş rakamlarında artış beklenirken, yaz aylarına doğru burdaki ivmenin artması tahmin ediliyor.

Havacılık hisselerinde görünüm

Pandemi sürecinden en net şekilde etkilenen sektörler arasında yer alan havacılık sektörü pandemi sonrası yaralarını sarmaya çalışıyor. Pandemi süresince gerek maliyet yönetimi gerekse alternatif gelir kaynakları yaratmaya çalışarak en az hasarı almayı denediler. Küresel tarafta pandeminin başlangıcı denebilecek 2020 Mart ayında MSCI Dünya Havacılık endeksi yüzde 35 değer kaybederek tarihinin en kötü ayını yaşadı. Dünya genelinde binlerce uçuşun iptal olması, mobilitenin sıfıra yakınsaması ve belirsizliğin ciddi oranda artması sektörde işlem gören hisse senetlerinde ciddi değer kayıplarına yol açtı. Fakat sonrasında aşının bulunması ve yeni varyatların baş vermesi küresel havacılık hisse senetlerinde ciddi volatiliteye sebep oldu. Aşının haberlerinin öne çıkması ve uygulanacağı tarihe yönelik beklentilerin oluşması 2020 Ağustos ve Kasım aylarında sırasıyla yüzde 20 ve 28 aylık bazda MSCI Dünya Havcılık endeksinin değer kazanmasına sebep oldu. Fakat delta varyantı gibi yeni varyantlar dönemsel negatif performanslara neden olurken, son Omikron varyantında bu süreç gözlemlenmedi. 2021 yılı Kasım ayında yüzde 9 gerileyen endeks, ölüm sayılarının düşük kalmasıyla son 1,5 aydır ciddi toparlanmaya sebep oldu. Yılbaşından bu yana sadece 5 işlem gününde MSCI Dünya Havacılık endeksi yüzde 4 değer kazandı.

Yurt içerisindeki havacılık sektöründe işlem gören hisse senetlerinde de benzer senaryo yaşandı. Geçen hafta Borsa İstanbul’daki yükselişe en önemli katkıyı sağlayan ulaştırma endeksinin getirisi haftalık bazda yüzde 20’yi aştı. Yılbaşından bu yana Türk Hava Yolları’nın getirisi yüzde 30’u aşarken, TL bazlı tarihi zirvelerinden işlem görüyor.

Pegasus'un son 6 işlem günündeki getirisi yüzde 23 seviyesinde iken, Kazakistan’daki gelişmelerden kısmen olumsuz etkilenen Tav Havalimanları’nın getirisi yüzde 18 civarındadır. 10 Mart 2020 tarihinden bu yana ulaştırma endeksi yüzde 17 dolar bazında getiri sağlarken, bu dönemde MSCI Dünya Havacılık endeksi yüzde 11,5 aşağıda işlem görüyor. Fitch Ratings Kasım sonunda paylaştığı raporda kilometre başı yolcu gelirinin tahminin yüzde 55, 30 ve 10 sırasıyla 2021, 2022 ve 2023 yıllarında pandemi öncesi seviyesine gelmesini bekliyor.