Advertisement

Ticaret savaşı, bölgesel gerginlikler, Brexit sarmalı ve dünyanın birçok ülkesinde yerel gösteriler.

2020’de küresel ekonomiyi ve piyasaları neler sürükleyebilir? Eldekilerden yola çıkalım.

*

Başkan Obama’nın 2. döneminde  mevzu bahis ABD’de büyümenin sağlıklı şekilde devam etmesi ve Asya’da Çin’in yükselişiydi. Obama sonrası yapılan Clinton – Trump başkanlık yarışında ise gündem Amerika’yı hangi ekolün yöneteceğiydi. Cumhuriyetçiler mi yoksa Demokratlar mı… Sonradan anladık ki bu seçim daha fazlasıymış. Kısa vadede dünyanın gündemini belirleyecek kişi 3 milyon eksik oy ancak daha fazla etkili olan delege oylarıyla seçilmek üzereymiş.

2020’deki ABD Başkanlık seçimi bu yüzden herkesi yakından ilgilendiriyor. Sosyalizme göz kırpan ve çözümleri yüksek vergi olan Demokratlar (D) mı yoksa mevcut dünya politikasının mimarı Trump mu seçilecek? 2020’nin en büyük olayı ABD Başkanlık seçimi olacak. Trump kasımdaki seçimlere kadar halkın tepkisini çekebilecek gündemlerden uzak duracak, halkın sevmediği ülkelere karşı dostane dış politika uygulamayacak ve en önemlisi ekonomiyi ayakta tutmaya çalışacak.

Piyasaların konsensüsü mevcut Başkan’ın görevine devam edeceği yönünde. İlk dönem gördüğümüz ne varsa ikinci dönem katlanarak devam edecek demektir bu.

Bu, bizi doğrudan ticaret savaşlarına götürüyor.

Ticaret savaşları artık merkez bankalarının parasal genişlemelerinden, enerji fiyatlarından ya da herhangi bir küresel temadan daha baskın. Çin ve ABD kısmi ya da geçici de bir anlaşma imzalayacaklarsa bu bile piyasalar adına yeterli olacak. ABD Borsası S&P 500’deki %24’lük yıllık getiri ve Avrupa borsalarını temsilen Eurostoxx600’ün %20’lik rallisi bu yüzden.

Herkes bir anlaşma bekliyor. Aksi halde 2020 risk iştahının çakıldığı bir yıl olacak.

Trump seçilip ticaret barışının geçici de olsa yapıldığı yılda 3. tema küresel büyümenin geri dönüşü olacak.

2019 Çin’de 1,2 trilyon dolarlık kredi genişlemesi ile başlamış ancak Avrupa’nın otomotivdeki sorunları aşamaması, İngiltere’nin politik belirsizliği ve gelişen ülkelerdeki karışıklıklar sebebiyle küresel büyüme eş anlı olamamıştı. Tüm dünyada ticaret, üretim ve yatırımlar kaynaklı ekonomik zorluklar yaşanmıştı.

Küresel büyümeyi dengeleyen faktör gelişmiş ülkelerdeki rekor düşük işsizlikten destek alan hizmetler sektörü oldu. Şimdi bu sektör yanına dipten dönen üretimi, stok inşasını ve ticarette kısa dönemli sulh sağlanmasını alacak. Bunun yanına Asya’dan gelecek mali canlandırma paketlerini de ekleyelim…

2020’nin ilk yarısı küresel büyümenin eş anlı olarak dipten dönmesi hikayesi ile şenlenecek.

Büyüme sağlanacak sağlanmasına ama bu yeni model – düşük büyüme herkesi mutlu etmeyecek. Az sayıda insanın uzun süre mutsuz olduğu küremizde dengesizlikler birikmeye devam edecek. Geride kalanların gündemi hepimizi meşgul etmeyi sürdürecek. Söylemekten hiç keyif almıyorum ancak Şili’den İran’a, Kolombiya’dan Lübnan’a insanları 2019’da isyan ettiren ne vardıysa, 2020’de de olacak. Sosyal olaylar ve protestolar gelecek yılın belirleyici dinamiklerinden.

Sosyal medyanın gücü ve giderek artan küresel eşitsizlik ile yoğrulan genç nüfusun dünya çapında ‘şartları reddedişi’ sürecektir. 2020’de hangi ülkede ne kadar risk biriktiğini hesap etmek gerekecek. Sosyal olayların sürme potansiyeli azımsanmayacak derecede artık.

Son olarak, 2019’un hakim temalarında ‘benzerler arasında ayrışma’ 2020’nin sürükleyici faktörlerinden biri olacak.

Latin Amerika olaylar ile sarsılırken Brezilya’nın siyaseten olumlu ayrışıyor. Krizden yenik çıkan İspanya’nın bir türlü kalıcı hükümet kuramamasına rağmen stabil Almanya’dan ekonomik olarak pozitif yönde uzaklaşıyor. Örnek öğrenci Hindistan yatırımcıları korkutuyor, çok güvenilen Güney Afrika’nın kredi notları kırılıyor. Ortak tema arıyoruz ancak bulamıyoruz. Ülke ülke hatta her ülke için dönem dönem ayrışmanın olduğu garip bir döneme girdik.

Elmaların armutlaşması sürecek.

2020’nin kaotik, popülist ve fırsatçı doğası ile yıldızınız barışacak mı dersiniz?

Kapat