Advertisement

Gündem Teknoloji programına konuk olan Harvard Sabri Ülker Metabolik Araştırma Merkezi Başkanı Prof.Dr.Gökhan Hotamışlıgil, kalp, diabet gibi metabolik hastalıkların dünya ekonomilerine maliyetinin 50 trilyon dolar olduğunu, pandeminin de buna ek külfet yüklediğini söyledi. Prof.Dr.Hotamışlıgil, Harvard’da pandemik hastalıklara karşı ilaç çalışmaları yaptıklarını da dile getirdi.

‘’Metabolik hastalıkların maliyeti 50 trilyon dolara ulaşıyor’’

Harvard Üniversitesi James Stevens Simmons genetik ve metabolizma profesörü Gökhan Hotamışlıgil ‘’2025 itibarı ile pandemi öncesi yapılan öngörülere göre kalp, damar, diabet gibi metabolik hastalıkların dünya ekonomilerine maliyetinin 50 trilyon dolar olarak hesaplanmıştı. Üzerine gelen covid pandemisi bu maliyeti çok daha artırmış gözüküyor.50 trilyon dolar dünya gayri safi hasılasının yarısına karşılık geliyor ve bu külfeti karşılayacak bir kaynak mevcut değil.Önceden kalp, diabet gibi hastalıkların çözümü sağlanmış olsaydı bugün başta covid olmak üzere pandemik hastalıkların bedeli bu kadar yüksek olmazdı.Bu maliyet yükü milyonlarca insanın tıbbi bakımdan faydalanamayacağını gösteriyor.Bu hastalıklar pandemiyle içice girince bu sürecin planlamaları hızlandırarak çok daha acil bir çözüm bulunması gerekliliğini ortaya koyuyor’’ dedi.

‘’Covid’e karşı koruyucu ilaç çalışmalarımız devam ediyor’’

Çalışmalarına değinen Prof.Dr.Gökhan Hotamışlıgil ‘’Metabolik hastalıklar üzerindeki çalışmalarımız devam ederken pandemiyle Covid’e karşı koruyucu ilaç çalışmalarımızı projeye entegre ettik.5 yıl içerisinde metabolik hastalıklara dair insan için geliştirdiğimiz çalışmalarımızın sonucunu görmeyi umuyorum.Bir araştırmacının yıllık araştırma maliyeti 100 ile 300bin dolar arasında değişirken ortalama bir ekibin yıllık maliyeti ise 1 ile 6 milyon dolar civarında.Artık MIT, Harvard gibi kurumlar ortak platformlarda işbirliği yapıyor.Araştırmanın başarısında en önemli faktörler ekosistem, özgür düşünmeyi sağlayan iklim, yeterli finansmanla biraraya gelince başarı geliyor’’ şeklinde özetledi.

‘’Pandemi çalışma tempomuzu değiştirdi’’

Pandeminin çalışma tempolarını değiştirdiğini belirten Hotamışlıgil ‘’Pandemiden önce laboratuvarımız 7 gün, 24 saat açık iken pandemiyle birlikte 2.5 hafta kapalı kaldık. Ancak ilk açılan laboratuvar bizimki oldu. Pandeminin ilk dönemlerinde tedarik zincirinde sıkıntılar oldu ve operasyonlarımızı etkiledi. Plastik malzeme, koruyucu ekipmanları bulmada ilk aylarda zorlandık. İnsan kaynağı açısından genç biliminsanlarının bu pandemide motivasyonu kırıldı.Zaten Trump döneminde göçmenlikle ilgili yasa biliminsanlarını olumsuz etkilemişti.Bizim amacımız genç biliminsanlarını yeniden motive edip, onları uzun soluklu araştırma yolculuğunda kuvvetli kılmak.Bilimde özgür ortam çok değerli dolayısıyla bu ekosistemi oluşturmak çok önemli’’ dedi.