Advertisement

SEFER YÜKSEL

2021 yılında şu ana kadar 1 şirketin halka arzı sonuçlanıp, 1 şirketin de talep toplama süreci tamamlansa da, bu yıl 100'e yakın şirketin halka arz hazırlığı yaptığı, 35 şirketin ise SPK ve Borsa İstanbul'a başvurduğu kaydediliyor. Bu rakam 2008 yılı sonunda SPK, Borsa İstanbul ve TOBB arasında yapılan bir anlaşma ile başlayan ve Aralık 2012'de sona eren 'Halka Arz Seferberliği' döneminde borsaya gelen şirket sayısından bile daha fazla. Ancak, Borsa İstanbul'a son dönem gelen şirketlerin yanı sıra bu yıl gelmesi beklenen 100'e yakın şirketin büyük oranda, küçük veya orta ölçekli olması ister istemez akıllara 'Halka Arz Seferberliği'ni getiriyor.

Bu yönüyle, sermaye piyasalarının uzun vadede zarar görmemesi adına o dönemde yapılan bazı yanlışların tekrarlanmaması gerektiği de piyasa uzmanlarının kritik uyarıları arasında yerini alıyor. Kuşkusuz bu noktada sektörün düzenleyici otoritesi olan ve halka arz başvurularına vize veren kurum olan SPK'nın tavrı büyük önem taşıyor.

Bloomberg HT'nin SPK'ya yakın kaynaklardan edindiği bilgilere göre, Kurum son dönemde artan halka arz başvurularına vize vermek için aceleci davranmıyor. Geçmiş yıllarda eleştiri alan ve yatırımcıların mağduriyeti ile sonuçlanan bir çok halka arzı da göz önüne alan SPK'nın, gelen başvuruları ince eleyip sık dokuduğunu ifade eden kaynaklar, her ne kadar bu yıl 100'e yakın şirket halka arz için hazırlık yapsa da SPK'nın bu konuda çok titz davanacağı ve başvuran bütün şirketlere vize vermeyebilceğinin altını çiziyor.

İlk yılında 21 şirket kazandırdı, 37 şirket kaybettirdi

Peki 'Halka Arz Seferberliği' döneminde neler yaşanmıştı? Hatırlanacağı gibi borsadaki yatırımcı ve halka açık firma sayısını arttırmak amacıyla başlatılan 'Halka Arz Seferberliği' döneminde yapılan etkin çalışmalara, ayrılan hatırı sayılır pazarlama bütçelerine rağmen dört yılda Borsa İstanbul'a 76 şirket geldi. Yatırımcı sayısında ise belirgin bir artış yaşanmadı. Hatta seferberliğin son yılında yatırımcı sayısında düşüş bile oldu.

Küresel krizin de etkisi ile 2008 yılında 2, 2009 yılında ise sadece 1 şirket halka arz olurken, seferberlik kapsamında 2008-20012 yıllarında toplam 76 şirket borsaya geldi. Daha sonra bu şirketlerin 17'si borsa kotundan çıkarıldı. Şirketlerin halka arz edildikleri ilk yılki performanslarına bakıldığında ise 37 şirket yatırımcısına kaybettirirken sadece 21 şirket kazandırdı. Bir şirketin hisse fiyatı ise ilk bir yılın sonunda halka arz fiyatı ile aynı seviyedeydi. Yatırımcısına ilk yılında kazandıran şirketlerin ikisi dışındakilerin yıllık hisse performansı yüzde 75'in altında olurken, iki tanesinin getirisi (yüzde 336.6 ve 451) yıllık yüzde 100'ün üzerinde gerçekleşti.

76 şirketin halka arz hasılatı 1.8 milyar dolar oldu

Bu dönemde halka arzlardan toplam 7.5 milyar TL (Şirketlerin halka arz tarihindeki TCMB kuru ile 5.2 milyar dolar) hasılat toplanırken, bu tutarın yaklaşık 2.4 milyar TL'si (Halka arz tarihindeki kur ile 1.8 milyar dolar) Türk Telekom'un halka arzından geldi.

Hasılatların düşük olmasının ana nedeni ise daha çok İSO 1000'deki Türkiye'nin büyük şirketlerinin borsaya gelmesi için çıkılan seferberlikte, bunların yerine, borsadaki şirket sayısını artırmak adına, aralarında tost büfe zincirinin de yer aldığı bir çok küçük şirketin halka arz vizelerini kapması oldu. Hal böyle olunca da, hisse senedi piyasasına olan ilgi ve güven de uzun yıllar sürecek hasarlar bıraktı.

Bugün gelinen noktada ise 490 civarında şirketin işlem gördüğü hisse senedi piyasasında bireysel yatırımcı patlaması yaşanıyor. Türkiye'de uzun yıllar 1 milyon civarında kalan yerli yatırımcı sayısı 2 milyon 156 bine yükseldi. Uzmanlar, yeni gelen yerli yatırımcılarının çoğunluğunun ise halka arzlar için hisse senedi piyasasına katıldığı bilgisini veriyor.

Halka arz için tüm koşullar uygun

Halka arzlara ilginin zirvede olduğu içinden geçtiğimiz dönemin 'Halka Arz Seferberliği' döneminden faklı olduğunun altını çizen uzmanlar, şu an halka arzlara hem şirketlerin hem de yatırımcıların yoğun ilgisi olduğunu belirtiyor. Piyasa koşullarının da halka arzlar için çok uygun olduğunun altını çizen uzmanlar, 'Halka Arz Seferberliği' döneminde bu şartların tam olarak oluşmadığını hatırlatıyor.

Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesi, kaynakların gelecek ve teknoloji odaklı ve verimli alanlara yönlenmesi için sermaye piyasalarının etki alanını genişletip, derinleştirerek geliştirmesinin önemli olduğunu kaydeden uzmanlar, dünyada ise sermaye piyasalarının gelişimi, sermaye piyasalarının GSYH’ya oranı ile ölçüldüğünü hatırlatıyor.

Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği'nin çalışmalarına bakıldığında, sermaye piyasalarının piyasa değerinin GSYH’sına oranı ABD'de yüzde 244, Japonya ve Kore'de yüzde 137, Malezya’da yüzde 130 olurken Türkiye ise sadece yüzde 32 seviyeleri ile sınırlı kalmış durumda. GSYH büyüklüğü açısından dünyada 20'inci sırada yer alan Türkiye, piyasa değeri/GSYH oranı açısından ise 43’üncü sırada. Borsanın ekonomiyi temsilinin artması için piyasa değerinin artırılması gerektiğine işaret eden uzmanlara göre, yerli yatırımcının yanı sıra yabancı yatırımcıların da ilgisinin artmasıyla sadece küçük şirketlerin değil, büyük ölçekli şirketlerin de halka arzı gündeme almaları önemli.

Borsa İstanbul'un, şubat ayında Kotasyon Yönergesi’nde değişikliğe giderek, halka arz edilecek payların piyasa değerinin Alt Pazar için 20 milyon TL'den 40 milyon TL’ye, Ana Pazar için 50 milyon TL'den 75 milyon TL’ye, Yıldız Pazar için 200 milyon TL'den 300 milyon TL’ye yükseltilmesi, görece daha büyük şirketlerin halka açılmasını gerektirmesi ve işlem görmeye başlayacak paylarda derinliğin artmasını sağlaması açısından oldukça önemli bulunuyor.