Advertisement

Ukrayna ile Rusya arasındaki gerilim devam ederken İngiltere muhtemel bir işgale karşı koyması için Ukrayna'ya tank savar silahı gönderdi.

Ayrıca Kanada da, ülke basınında yer alan habere göre Ukrayna'ya az sayıda özel harekat askeri gönderdi.

Ukrayna'ya ait Kırım yarımadasını 2014 yılında işgal eden Rusya'nın sınıra asker yığmasının ardından Batı ülkeleri Moskova'nın yeni bir işgale hazırlandığı kaygılarını dile getirmeye başladı.

Rusya işgal hazırlığında olduğu iddiasını reddediyor olsa da, sınır komşusu Ukrayna'nın NATO'ya katılması ve Batılı ülkelerin taleplerini yerine getirmemesi halinde askeri bir adım atabileceğini geçen hafta açıklamıştı. Ukrayna ise silahlı kuvvetleri için Batılı ülkelerden yardım istemişti.

İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace, dün parlamentoda yaptığı konuşmada silahların dün Ukrayna'ya ulaştığını ayrıca eğitim için az sayıda İngiliz personelin kısa süreliğine gönderildiğini ifade ederek, "Ukrayna'ya hafif tank savar savunma silah sistemi sevk etme kararı aldık" dedi.

Kanadalı yayın kuruluşu Global News'da yer alan ve kaynaklara dayandırılan haberde, Ukrayna'ya olası bir Rus saldırısı halinde nasıl yardım edileceğini tespit etmek üzere az sayıda askeri ülkeye gönderildiği ifade edildi.

Rusya Baltık bölgesinde de askeri girişimlerini artırıyor

ABD ile müttefikleri ve Rusya arasındaki NATO müzakerelerinde diplomatik ilerleme kaydedilemezken Rusya’nın sadece Ukrayna’da değil Baltık bölgesinde de askeri aktivitelerini artırdığı haberleri geliyor.

Bloomberg'in haberine göre Ukraynalı yetkililer, Rusya’nın ülkenin doğusundaki kuvvetlerini güçlendirdiğini belirtti. İsveç ise Baltık Denizi’ndeki adası Gotland etrafında Rusya’nın artan askeri faaliyetlerine karşı kuvvetlerini güçlendirdiğini açıkladı. Hem İsveç hem de Finlandiya’da NATO üyeliğine başvuru yapılması gerekliliği artık daha fazla dile getirilmeye başlandı. Öte yandan geçtiğimiz hafta Ukrayna kamu kurumlarının internet sitelerine girişleri engelleyen siber saldırı konusunda ABD’den açıklama geldi.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan saldırının arkasında Rusya’nın olmasına şaşırmayacaklarını dile getirse de Rusya’ya doğrudan bir suçlama getirmekten kaçındı. Ukraynalı yetkililer ise “tüm kanıtların Rusya’ya işaret ettiğini” belirtiyor.

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) veya Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) tarafından yürütülen savunma sanayii projelerine ilişkin olarak yapılan teslim ve hizmetler 25 Aralık 2021 tarihinden itibaren katma değer vergisinden (KDV) muaf tutulacak.

Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanan katma değer vergisi genel uygulama tebliğinde yapılan değişikliğe göre, MSB ve SSB tarafından yürütülen ve istisna hükmünün yürürlüğe girdiği 25 Aralık 2021 tarihinden önce başlayan ve devam etmekte olan savunma sanayii projelerine ilişkin, bu tarihten sonra yapılan teslim ve hizmetler de istisna kapsamında olacak.

Düzenlemeye göre, istisna kapsamında mal ve hizmet temin etmek isteyen ulusal güvenlik kuruluşlarınca, söz konusu mal ve hizmetlerin istisna kapsamında olup olmadığı konusunda tereddüt bulunursa, Gelir İdaresi Başkanlığından görüş alınabilecek.

Teşvik belgesi kapsamındaki KDV iadesinde düzenleme

Tebliğle, imalat sanayiine yönelik yatırım teşvik belgesi kapsamındaki inşaat işlerinde yüklenilen ve indirim yoluyla giderilemeyen katma değer vergisi iadesi uygulanmasında düzenlemeye gidildi.

Tebliğle yapılan düzenlemeye göre, KDV genel uygulama tebliğinde, 2020 ve 2021 yılı için geçerli olan imalat sanayiine yönelik yatırım teşvik belgesi kapsamındaki inşaat işlerinde KDV iadesine yönelik uygulama, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında yüklenilen ve indirim yoluyla giderilemeyen katma değer vergisi için de geçerli olacak.

Fed’in Mart ayında faiz artıracağına dair beklentilerin artmasıyla 2 yıllık ABD Hazine tahvilinin faizi yüzde 1’in üzerine çıkarken 10 yıllıkların faizi yüzde 1,83’e çıktı.

Yatırımcıların ABD’de yükselen enflasyona dair endişeleri artarken swap piyasaları bir yıl içerisinde dört adet 25 baz puanlık faiz artırımını fiyatlamaya başladı.

Milyarder yatırımcı Bill Ackman Mart ayında 50 baz puanlık bir faiz artırımı beklerken Fed Politika Yapıcısı Christopher Waller enflasyona bağlı olarak bu yıl beş faiz artırımı olabileceğini söyledi.

Nomura Faiz Stratejisti Andrew Ticehurst, ABD’de bu yılın temasının yüksek faizler ve yataylaşan getiri eğrisi olacağını belirterek, “Tarih bize gösteriyor ki 10 yıllık tahvillerin faizi ilk faiz artırımından önce zirveye ulaşmıyor” dedi.

Faiz artırımları öncesinde kısa vadeli tahvillerin faizi uzun vadelilerinkinden daha hızlı yükselerek getiri eğirisinin daha yatay bir hale gelmesine neden oluyor. 10 yıllık tahvillerin faizi ile 2 yıllık tahvillerin faizi arasındaki fark 2022 yılında ilk defa 80 seviyesinin altına ilerliyor.

10 yıl vadeli ABD Hazine tahvilinin faizi 2020’nin Mart ayından bu yana 116 baz puan artarken 2 yıllık tahvillerin faizi 78 baz puan artış kaydetti.

Standard Chartered Bank, yayımladığı bir araştırma raporunda heterodoks para politikasının yüzde 36’lık yüksek enflasyon ile birleşince Türk lirası için yapısal kırılma yarattığını ve 2022 yıl sonu dolar/TL tahminlerini 12 seviyesinden 20’ye çıkardıklarını söyledi.

Aralık ayındaki fiyat hareketlerinden sonra Türk lirasındaki oynaklığın Bitcoin’i geçtiğine dikkat çeken banka, yazın turizmin canlanmasıyla yaşanacak toparlanmanın negatif net rezervlerden dolayı yapısal kırılmayı tersine çeviremeyebileceğini vurguladı.

Yeni duyurulan kur korumalı Türk lirası mevduatının beklenenin aksine dolarizasyonu düşürmediğini belirten Standard Chartered, yeni enstrümanın kamu maliyesi üzerinde risk oluşturduğunu dile getirdi.

2023’teki seçimler öncesinde ortodoks politikalara dönüş olmayacağını ve para politikasının genişlemeci kalacağını düşünen banka, sürpriz bir erken seçim ihtimalinin 2022'de Türk lirası için diğer negatif faktörlerden biri olacağını söyledi.

Standard Chartered 2022 sonu için dolar/TL tahminini 12 seviyesinden 20’ye çıkarırken 2023 sonunda dolar kurunun 28 seviyesine ulaşmasını bekliyor.

Altın fiyatları, yatırımcıların para politikasının yakında sıkılaşacağına ve Omikron varyantının küresel büyümeye yarattığı risklere odaklanmasıyla dalgalı bir seyir izliyor. Gram altın ise dolar/TL’deki geri çekilmeyle küresel altın fiyatlarındaki dalgalı seyri takip ediyor.

Politika yapıcıların mesajlarından sonra ABD Merkez Bankası Fed’in Mart ayında faizleri artırması beklenirken, yatırımcılar 10 yıldır faizleri artırmayan Avrupa Merkez Bankası’nın erken bir faiz artırımına gidebileceğini düşünüyor.

Ons altının işlem gördüğü fiyat aralığı 2021 yılı boyunca azalırken değerli metalin 50 ve 200 günlük hareketli ortalaması da neredeyse yatay bir hale geldi. Altının 30 günlük volatilitesi de salgın başından bu yana görülen en düşük seviyelere yakın bir seyir izliyor.

Saxo Bank Emtia Strateji Müdürü Ole Hansen, Fed politika yapıcılarından gelen mesajın faiz ve dolara en hassas emtia olan altın üzerinde sınırlı etkisi olduğunu belirterek “Bu sınırlı hareket Mart ayında başlayacak faiz indirimlerinin altın piyasasında çoktan fiyatlandığına işaret ediyor” dedi.

Altının 1.800 dolar seviyesini yeniden destek haline getirdiğini belirten Hansen, 1.830-35 dolar seviyesinin kırılmasıyla sonraki seviyelerin 1.850 ve 1.877 dolar olacağını söyledi.

Ons altın fiyatı

Ons altın geçen hafta neredeyse 1.830 dolara kadar ulaştıktan sonra kazançlarının bir kısmını silerek haftayı 1.816 dolardan kapatmıştı. Yeni haftaya dalgalı bir seyirle başlayan değerli metal, salı günü sabah saatlerinde 1.817 dolar civarında bulunuyor.

Gram altın fiyatı

Gram altın geçen hafta dolar/TL’deki düşüşle 773 TL’ye kadar geriledikten sonra haftayı 790 TL civarında kapatmıştı. Yeni haftaya yatay bir seyirle başlayan gram altın, dolar/TL’nin 13,45 civarında seyretmesiyle 785 TL civarında bulunuyor.

Fed’in daha hızlı sıkılaşabileceği temasının hakim olduğu piyasalarda hisse senetleri karışık bir görünüm sergilerken ABD vadelileri düşüyor.

Japonya Merkez Bankası'nın sözlü yönlendirme değişikliği sonrası Japonya’da Nikkei 225 yükseliş kaydediyor. Hong Kong Hang Seng endeksi ve Güney Kore Kospi ise kayıp yaşıyor.

ABD’de getirilerin 2020 seviyelerine yükselmesiyle birlikte vadeli piyasalarda Nasdaq 100 ve S&P 500 ekside işlem görüyor.

Getirilerle birlikte dolar da yükseliyor. Bloomberg Dolar Endeksi yüzde 0,2 yükselirken yen BOJ açıklamaları sonrası değer kaybediyor.

ABD tahvil getirilerinde yükseliş

Fed’in daha sert faiz artıracağı yönünde beklentiler ABD tahvil getirilerini eğri boyunca yükseltirken iki yıllık tahvil getirisi 2020’den bu yana ilk kez yüzde 1’in üzerine çıktı.

Pazartesi günkü tatilin ardından nakit işlemlerin başlaması sonrası iki yıllık getiri bir ara yaklaşık dokuz baz puan yükselerek yüzde 1,05’i aştı.

ABD 10 yıllık tahvil getirisi de bir ara yedi baz puana yakın artışla yüzde 1,8536’ya yükselerek Ocak 2020’den bu yana en yüksek seviyeyi buldu.

Yatırımcı Bill Ackman’ın Fed sıkılaşma döngüsüne 50 baz puanlık artışla başlama önerisi ve Fed üyesi Christopher Waller’in enflasyona bağlı olarak bu yıl beş faiz artışı yapabileceği yorumları Fed’den daha hızlı sıkılaştırma beklentilerini besliyor.

Swap piyasasında şimdilik piyasalar bu yıl dört kez 25 baz puanlık faiz artışını fiyatlamış durumda. Piyasalardaki ana temanın bu yıl daha yüksek ABD getirileri ve daha düz getiri eğrileri olduğunu belirten Nomura Faiz Stratejisti Andrew Ticehurst, “Tarih 10 yıllık getirilerde tepe noktasının bulunmasının ilk faiz artışı öncesi pek mümkün olmadığını gösteriyor” yorumunu yaptı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Genel Kurulu olağanüstü toplanacak.

Banka hissedarlarına olağanüstü genel kurulun 3 Şubat Perşembe günü 10:30'da yapılacağı duyuruldu.

Duyuruda genel kurulun gündemleri arasında 2021 yılı dönem kârından avans dağıtılması ve birikmiş ihtiyat akçesinin kâra katılarak dağıtılması konuları yer aldı.

Merkez Bankası'nın yıl sonu analitik bilançosuna göre, bankanın yaklaşık 60 milyar TL kâr yazdığı görülmüştü.

Analitik bilançoyu takip eden ekonomistler yılın son gününde yaşanan gelişmelere dikkat çekmişti.

Ekonomist Haluk Bürümcekçi sonuçlara ilişkin değerlendirmesinde şu yorumu yapmıştı:

Bilançodaki diğer kalemler hesabı 30 Aralık’ta uzun yıllardır ilk kez 70 milyar TL ile pozitif (dönem zararı pozitif işaretle, dönem kârı negatif işaretle bu hesaba giriyor) görünüyordu. Aslında bu hesap irili ufaklı birçok başka kalemin de konsolide edildiği bir hesap ama ağırlıklı değerini dönem kârı veya zararı belirliyor. Geçen yıl söz konusu hesap yılı eksi 39,1 milyar TL kapatırken Bankanın dönem karı 34,5 milyar TL olarak açıklanmıştı. Hesap artı 70 milyar TL düzeyinde yılı bitirmiş olsa TCMB yaklaşık 70 milyar TL zarar etmiş denebilirdi. Ancak 2021 yılının son günü bu hesabın eksi 60 milyar TL düzeyine değiştiğini, bunun karşılığında ise değerleme hesabının eksi 177 milyar TL’den eksi 53 milyar TL’ye indiğini görmekteyiz. Kısacası, yaklaşık 130 milyar TL’lik bir aktarım yapılmış, bunun olabilmesi için TCMB kanunu ilgili maddesi gereği döviz satışı yapılıp karın realize edilmesi gerekir. Oysa yılın son günü bu boyutta kamuoyuna duyurulmuş bir döviz satışı bilinmiyor. Önceki yıllarda da yılın son günü böyle büyük değişimler gözlenmiyor.

Önceki yıl 44 milyar TL'lik transfer yapılmıştı

TCMB, 2021'de temettü, ihtiyat akçesi ve kurumlar vergisi kalemlerini içeren toplamda 44 milyar TL’lik kaynağı Hazine’ye aktardı.

TCMB'nin 2020'de temettü, ihtiyat akçesi ve vergi olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı'na aktardığı toplam kaynak 55,8 milyar TL olmuştu. 2019’da ise rakam 88,9 milyar TL ile rekor kırmıştı.

Son üç yılda TCMB’nin temettü, ihtiyat akçesi ve kurumlar vergisi olarak Hazine’ye aktardığı toplam kaynak yaklaşık 188,8 milyar TL’ye ulaşmıştı.