WBA/ Haverkamp: Şirketler taahhüt değil, gerçek performans göstermeli
-
Bloomberg HT'nin Davos 2026 özel yayınları kapsamında World Benchmarking Alliance (WBA) İcra Direktörü Gerbrand Haverkamp, şirketlerin yalnızca beyanlarına değil, gerçek performanslarına bakılması gerektiğini vurguladı.
Bloomberg HT’nin Davos 2026 özel yayınları kapsamında World Benchmarking Alliance (WBA) İcra Direktörü Gerbrand Haverkamp, küresel şirketlerin insanlar ve gezegen üzerindeki etkilerini, sürdürülebilirlik taahhütlerini ve 2026’ya girerken öne çıkan beklentileri değerlendirdi.
Haverkamp, World Benchmarking Alliance’ın temel amacının dünyanın en etkili 2 bin şirketinin insanlar ve gezegen üzerindeki etkilerini ölçmek ve karşılaştırmak olduğunu söyledi. Bu değerlendirmelerin, şirketlerin şeffaflığını artırmak amacıyla kamuoyuna açık şekilde paylaşıldığını belirtti.
Şirketlerin etkisi artık ülkelerle yarışıyor
Haverkamp, küresel şirketlerin ekonomik ve çevresel etkilerinin artık birçok ülkenin kapasitesiyle kıyaslanabilecek boyuta ulaştığını vurguladı.
WBA verilerine göre bu 2 bin şirketin tedarik zincirlerinde toplamda yarım milyardan fazla insan istihdam ediliyor. Haverkamp, bu büyüklüğün şirketlere önemli bir sorumluluk yüklediğine dikkat çekti.
Haverkamp, söz konusu şirketlerin yarattığı emisyon seviyelerinin, bazı ülkelerin toplam emisyonlarıyla karşılaştırılabilecek düzeyde olduğunu ifade ederek, bu etkinin yönetilmesinin kritik önem taşıdığını söyledi.
Bu ölçekte bir gücün yalnızca kâr amacıyla kullanılmaması gerektiğini belirten Haverkamp, şirketlerin etkilerini topluma ve gezegene fayda sağlayacak şekilde yönlendirmekle yükümlü olduğunu dile getirdi.
Taahhüt yeterli değil, uygulama şart
Haverkamp’a göre şirketlerin en üst düzeyde “net sıfır” veya “insan haklarına saygı” gibi taahhütlerde bulunması önemli olsa da asıl mesele bu sözlerin sahada karşılık bulması.
Şirketlerin yalnızca beyanlarına değil, gerçek performanslarına bakılması gerektiğini vurgulayan Haverkamp, WBA’nın oluşturduğu kıyaslamaların yatırımcılar, tüketiciler ve düzenleyiciler için bu taahhütlerin takibini sağlayan önemli bir araç olduğunu ifade etti.
Sürdürülebilirlik performansının sektörler arasında homojen dağılmadığını belirten Haverkamp, bazı alanlarda önemli ilerlemeler kaydedildiğini söyledi.
Haverkamp’a göre madencilik ve enerji hizmetleri sektörleri, sürdürülebilirlik ilkelerini daha fazla sahiplenmiş ve uygulama aşamasına geçmiş durumda.
Petrol, gaz ve büyük teknoloji zorlanıyor
Petrol ve gaz sektörünün dönüşümde ciddi zorluklar yaşadığını belirten Haverkamp, büyük teknoloji şirketlerinin ise etik yapay zeka ilkelerini hayata geçirme konusunda geride kaldığını ifade etti.
Giyim ve hızlı moda sektöründe asgari ücret ile “geçim ücreti” arasındaki farkın önemli bir sorun olduğuna dikkat çeken Haverkamp, şirketlerin üretimde çalışan insanların geçinebileceği bir gelir elde etmesini sağlayacak düzenlemeler yapmasının kritik bir sınav olduğunu söyledi.
2026 yılına girerken şirketlere verilen ana mesajın artık “uygulama ve teslimat” aşamasına geçilmesi olduğunu vurgulayan Haverkamp, sürdürülebilirlik hedeflerinin entegre geçiş planlarıyla desteklenmesi gerektiğini belirtti. Bu planların, iş gücünün dönüşüme nasıl adapte edileceğini açık ve somut biçimde ortaya koymasının önemine dikkat çekti.