Advertisement

Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, bankacılık sektöründe sorunlu kredi oranının artmaya başladığının altını çizerek, ''Kredi kartlarında ve ihtiyaç kredilerinde çok net olarak bunu görmeye başladık'' dedi.

Özen, düzenlediği basın toplantısında yaptığı konuşmada, sektördeki mevduat/kredi oranına işaret etti. Özen, mevduatın önümüzdeki dönemde öneminin gittikçe artacağını söyledi.

Türk bankacılık sektörünün sermaye yapısının oldukça güçlü olduğunun altını çizen Özen, ''Ancak ileriye doğru baktığımızda burada da ciddi azalmalar görüyoruz. BDDK açıklamasına göre, herkesin ortalama (sermaye yeterlilik rasyosu) 1,40 düşecek. Artık bankacılık sektörü 13-14 gibi bir yerde konumlanmaya başlıyor. Dolayısıyla bankacılık sektörü üzerindeki ileriye dönük yükleri de ciddi oranda tartışmamız gerekiyor'' diye konuştu.

- BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİ

Özen, Tasarruf Paketi kapsamında açıklanan Bireysel Emeklilik Sistemi'nde (BES) devlet katkısına ilişkin, bireysel emeklilikle ilgili alınan son kararları çok desteklediğini ve devletin katkı payı sağlamasıyla birçok insanın bundan yararlanacağını düşündüğünü ifade etti.

Özen, ''Bireysel emeklilikte devletin yüzde 25'lik katkı payı sayesinde 5 yılda 2,5 milyon insan, ilave olarak beklediğimizin üzerine gelebilir. 25 milyar lira ilave fon büyüklüğü söz konusu olabilir. Bizim çalışmalarımız bunu gösteriyor. Bu, buralarda doğru işler yapıldığını gösteriyor'' diye konuştu. Ergun Özen, sistemde de önümüzdeki 5 yıl içinde toplam 7,5 milyon insana ulaşılmasını, fon büyüklüğünün de 88 milyar liraya ulaşmasını öngördüklerini bildirdi.

BES'te ikinci basamağın işveren destekli katkı payı olduğuna işaret eden Özen, ''Bunu zorunlu hale getirmeliyiz. Türkiye, bundan da kaçamayacaktır. Gelecektir. Eğer tasarruf oranlarını artırmak istiyorsak işveren de katkı yapacak. Yüzde 2-3... Biz bunu biliyoruz ve buna hazırlıklıyız'' yorumunu yaptı.

-BU SENE BÖYLE BİR SENE DEĞİL-

Ergun Özen, Merkez Bankası'nın faiz koridoru politikasına ilişkin soru üzerine, yumuşak inişi gerçekleştirmesi için Merkez Bankası'nın koridor politikasına alıştığının altını çizerek, burada iletişimin en önemli unsur olduğunu, Merkez Bankası'nın ne yapmak istediğini, piyasalarda ne olup bittiğini bankacıların anlamak zorunda olduğunu söyledi.

Hala bazı hatalar yapıldığını gördüğüne dikkati çeken Özen, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Çok net şekilde söyleyeyim; burada hep Merkez suçlanıyor, ama bankacılık sektörünün de suçu var. 'Olağanüstü gün dediğin nedir? 2 gün olur, 3 gün olur, 4 gün olur. Dolayısıyla biz mevduat faizlerini çok sıkı tutmuyoruz, kredi faizlerini ilk fırsatta düşürelim. Daha fazla hacim yapalım, pazar payı kapalım.' Bunları doğru okumak lazım. Bu sene böyle bir sene değil. Merkez Bankası çok net bir şekilde ''Finansal istikrarın yanında fiyat istikrarına da her zaman bakıyorum, bunun için bana daha fazla araç lazım. Bunun için faiz koridorunu yarattım' diyor. Artık bunu tartışmanın anlamı yok. Merkez Bankası ile birbirimizi çok iyi anlamamız lazım. Bankacılar olarak 'Olağanüstü günler 2 gündür, 3 gündür geçer. Sonra faizler hemen yumuşayıverir, kredi faizlerini indireyim' yaklaşımı, politikaların işlememesine neden oluyor. Merkez Bankası, kredi faizlerini indirmemizi istemiyor. Sıkı para politikası dediğimiz şey bu... Eğer enflasyonu hedefe doğru yaklaştıracaksak bu senenin birçok gününde olağanüstü günleri göreceğiz. Çok sıkı para politikası devam edecek. Bu söyleniyor. Bunu anlamak lazım. Birbirimizle uyum sağlayamazsak başımıza işler gelir.''

-SORUNLU KREDİLERDE TUTAR TAHSİLATLARDAN FAZLA OLACAK-

Bankacılık sektöründe 2012 karlılık beklentilerine dair de Özen, geçen yıl sorunlu kredi oranı kadar tahsilat da yaptıklarını belirterek, ''Dolayısıyla kar-zararımıza o kalem çok etki etti. Ama bu sene farklı. Bu sene bankacılık sektörü orada negatif yazacak. Bu net... Sorunlu kredilere katılım oranı tutar, yaptığımız tahsilatlardan daha fazla olacak. Dolayısıyla bu kalem, karlılığımızı aşağıya çekecek'' şeklinde konuştu.

Sektörün kar marjının şu anda iyi olduğunun altını çizen Özen, ''Merkez Bankası da bunu söylüyor. Ama Merkez Bankası bir tek yerde şu atlamayı yapıyor; marjımız iyi olabilir, ama hacimlerimiz yok. Marjınız istediğiniz kadar iyi olabilir, ama onun yanına hacim koyamazsan o marj karlılık anlamında aşağıya dahi çekebilir. Onun için sıkı para politikasının uygulandığını görmemiz lazım. En azından şu olan marjlarımızı korumamız lazım. Çünkü hacim yok'' yorumunu yaptı.

Net ücret ve komisyon gelirlerine de işaret eden Özen, ''Bazı komisyon kalemlerini vadeye doğru yaymamız ve fon yönetim ücretlerinin düşürülmesi sonucunda ancak geçen sene kadar yapabilirsek ne ala diyeceğiz'' diye konuştu.

-KREDİLERDE AŞAĞI YÖNLÜ REVİZE DÜŞÜNMÜYORUZ-

Temettü dağıtımına ilişkin Özen, ''Bunun Genel Kurul'da kararını aldık. 600 milyonluk temettü dağıtıyoruz'' dedi. Özen, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) bu konuda çok iyi bir denge kurduğunu vurguladı.

Enerji alanında olmaya devam edeceklerini dile getiren Özen, ''Toplam 9 milyar dolarlık kredimizin olduğu bir sektör... Bunu sürdüreceğiz. Ama doğru bir proje ve belli bir özkaynak tutarının olması gerekiyor'' dedi.

Kredilere ilişkin de Özen, kredi büyümesinde herhangi bir değişiklik yapmadıklarını, ilk 3 ayda öngörülerin gerisinde kalınmasına rağmen yılın tamamı için aşağı yönlü revize yapmadıklarını, yapmayı da şu anda düşünmediklerini bildirdi.

Özen, bir soru üzerine, kredilerde temkinli gideceklerini, büyümek istedikleri alanlarda fırsat olduğunda, makro ortam düzgün, fiyat ortamı adil olduğunda bunu değerlendireceklerini söyledi.

BU HABERE YORUM YAZ
 
25 Nisan 2012 Çarşamba, 11:03 Misafir reklamlarda en az faiz oranlarını gösterip gizli masraflarla vatandaşın canına okunduğu için kredi geri ödemelerinde sorunlar ortaya çıkmaya başlıyor. imzalar atılınca hesap işletim ücreti, dosya masrafı, ekspertiz ücreti ve diğer ilave gizli masraflar çıkınca vatandaşın canına okunmuş oluyor işi işten geçmiş oluyor haliyle.