Advertisement

Çağlayan, Standard&Poor's'un (S&P) Türkiye ilgili yapmış olduğu en son değerlendirmenin, bu tür derecelendirme kuruluşlarının itibarına ciddi şekilde zarar verdiğini bildirdi.

''Haritada rastlamayacağınız, sokaklarında gece yürüyemeyeceğiniz ülkelere olumlu not verirken, Türkiye'ye verilen bu notu hiçbir uluslararası çevre dikkate almadı. Uluslararası ve iç piyasa S&P'yi 'Ti'ye bile almamıştır'' diyen Çağlayan, şunları kaydetti:

''(Yerli derecelendirme kuruluşu) Peki bu konuda biz yapabilir miyiz? Keşke geçmişte yapsaydık. Bu konuda mutlaka yapılması... Bugün Türkiye'de bunu yerel bazda yapanlar var. Ama mesele bunun dünyadaki saygınlığını mutlak suretle oluşturmaktır. Firmalarımız da önce yerel, sonra bölgesel, sonra uluslararasına geçtiler. Aynı şekilde bizim bilhassa çalışma yapacak olan firmalarımızın ve yerel bazda çalışma yapan firmalarımız ümit ediyorum ki İnşallah bu konuda belli bir zaman içinde bununla ilgili çalışmalarını yapacaklar.

Bugünden başlamak bile bu iş için kardır. Bu konu sadece Türkiye'nin arayışı değildir, bugün bu derecelendirme kuruluşundan şikayet eden pek çok Avrupa ülkesi vardır. Bilhassa artık şaşı bakan, olayları değerlendiremeyen derecelendirme kuruluşlarından birçok ülke ciddi şekilde şikayet ediyor. Onlar kendi derecelendirme şirketlerini kurduğu bir ortamda tabii ki biz de kuracağız. Burada analiz yapacak, bu konuyla ilgili çalışacak, önemli değerlendirme yapacak, tarafsız olacak bir altyapıya ihtiyaç var.''

-Tasarruf oranları...-

Çağlayan Türkiye'de tasarruf oranlarının düşüklüğüne ilişkin şunları söyledi:

''Türkiye, maalesef bu tasarruf konusunda son yıllarda tasarruf oranı giderek düşen bir yapıda. Bizim ülkemizde yatırım yapılmayıp dışardan ithal etmek zorunda kaldığımız yapının da cari açığın temel nedenlerinden biri olarak tasarruf problemi de her fırsatta ifade edilir. Ben bu konuda çok karamsar değilim. Sayın Başbakanımız her fırsatta ifade ediyorlar. Türk insanı mutlaka ayağını yorganına göre uzatacak tedbirleri almalı. Tasarruf konusunda almamız gereken son derece önemli tedbirler var. Ancak şunu da kabul etmemiz gerek ki geçmiş dönemlerde Türkiye yaşayamadığı bazı şeyleri bugün itibariyle yaşıyor.

Türk insanın bundan 9 yıl evvel kişi başına milli geliri 3 bin 500 dolardı. Bugün gelmiş olduğumuz seviye satın alma gücü paritesine göre 16-16 bin dolarlar seviyesindedir. Milli gelir kişi başına 10 bin 444 dolardır. Türkiye'de geçen yıl itibariyle 1 milyar 755 milyon dolarlık cep telefonu ithalatı yapıldı. Türk insanın ortalama 11 ayda bir cep telefonu değiştirdiğini söylemiştim. Geçmiş dönemlerde Türk Lirası'nın aşırı değerlenmesi de bunu körükleyen faktörlerden biri olmuştur. İnsanlar ihtiyacı olmadığı halde çok önemli harcamalar, yurt dışından ithalat yapmışlardır. Otomotiv ve beyaz eşya sektöründe geçtiğimiz yıllarda bunu yaşadık.''

Bakan Çağlayan, Türk insanının mutlak surette tasarrufa yönelmesinin önemli olduğuna işaret ederek, bunun zamanla refleksle bir alışkanlığa döneceğinden şüphesi olmadığını kaydetti.