Advertisement

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Halk Bankası'nın halka arzı başta olmak üzere, özelleştirme konusunda düzenlediği basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bakan Şimşek, özelleştirme gelirlerinin bütçeye yansımasıyla ilgili soruyu yanıtlarken, özelleştirmelerin bütçe finansmanına olumlu yansımasının olduğunu, ancak bütçede arızi gelirlerden çok yapısal, kalıcı düzenlemelere önem verdiklerini söyledi.

Türkiye'nin eğitimde, altyapıda büyük ihtiyaçları bulunduğunu anlatan Şimşek, ''Zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması çok ciddi yatırım gerektiriyor. Bu, ülkemizin hak ettiği ve olması gereken bir şey. Çünkü birden bire Türkiye dünya ile arayı kapatmış olacak. Bu nedenle bütçeyle ilgili bizim değerlendirmelerimizde bu türden kalemler ve gelirler önemli olmakla birlikte biz daha çok yapısal boyutuna bakacağız'' dedi.

Bakan Şimşek, bir soru üzerine Halkbank'ın blok satışının şu anda gündemde olmadığını ama orta ve uzun vadede yapılabileceğini söyledi. Zaten yüzde 51'inin Hazine'de tutulmasının bir sebebinin de bu olduğunu belirten Şimşek, ''Çünkü kontrol hissesinin satışı bir primle oluyor. Dolayısıyla o tutuldu. Yani ileride, önümüzdeki yıllarda bu husus değerlendirilebilir, piyasa şartlarına göre, talebe göre tabi ki gündeme gelebilir'' diye konuştu.

Halkbank'ın halka arzında hangi bölgelerden ne kadar talep geldiğine ilişkin soru üzerine de Bakan Şimşek, İngiltere'den yüzde 55, ABD'den yüzde 20, Singapur'dan yüzde 9, diğer bazı Avrupa ülkelerinden de yüzde 3 civarı talep geldiğini ifade etti.



-Akdeniz Elektrik Dağıtım'ın özelleştirilmesi

Akdeniz Elektrik Dağıtım'ın özelleştirilmesi ihalesinde fiyatın bir önceki ihaleye göre yüzde 50 düşük olduğu yönünde eleştirileri hatırlatan Bakan Şimşek, şöyle konuştu:

''Burada birkaç husus var. Biz bunların belirli süre için işletme hakkını veriyoruz. Şimdi aradan 2-3 yıl geçmiş dolayısıyla bunlara denk gelen bir pay söz konusu. Birinci husus, bu süre kısalmış. İkinci olarak o dönemde yapılan özelleştirmelere çok yoğun talep geldi ama sonradan hemen hemen hiç bir tanesi parayı ödeyemedi veya ödemedi. Onu da dikkate almak lazım. Demek ki hesaplar doğru yapılsaydı o zaman o devirler en azından bazı şirketler açısından tamamlanırdı. Türkiye'nin en büyük grupları bu dönemde teminatlarını yaktılar. O dönemde 300 milyon dolar civarında biz teminatı nakde çevirdik.''