Advertisement

Eylül’de başlayan ve mayıs ayı itibariyle sona erecek olan narenciye sezonu bu yıl da üreticinin yüzünü pek güldüreceğe benzemiyor.

Kuraklık ve don gibi olumsuz iklim koşulları yüzünden bu yıl pek çok tarım ürününde düşük rekolte sıkıntısı yaşanırken narenciyede yaşanan arz fazlası üreticiyi zora sokuyor. Girdi maliyetleri altında ezilen üretici dalında para etmeyen, hak ettiği fiyatı bulamayan narenciye yüzünden bu yıl yine sıkıntılı bir sezon geçiriyor.
Akdeniz Bölgesi’nde üretici ve birlik yetkilileri ile yaptığımız görüşmelerde benzer sorun ve tespitler dikkat çekiyor.

Narenciyedeki mevcut durum ihracatçı açısından fırsat olarak görülebilir. Düşük fiyatlar sayesinde İspanya, İtalya, Yunanistan gibi rakiplere karşı rekabette avantaj sağlıyor. Ancak üreticinin zarar ettiği ya da para kazanamadığı bir ortamda bu avantajın orta ya da uzun vadede sürdürülebilir olması zor.
Bu yıl narenciyede en büyük sorun mandalina tarafında gözüküyor.
Sezon başında erkenci ürünler iyi fiyattan satıldı ancak bunun devamı gelmedi.

- Mandalina 25 kuruşa alıcı bekliyor

Bölgede yağan yağmurlarla birlikte mandalina kabardı ve dayanıklılığı azaldı.

Üreticiler, tüccarın bu yüzden ürünleri almamasından ya da zararına bir fiyat teklif etmesinden şikayetçi.
Üretici mandalinayı dalında yaklaşık 40 kuruşa satıyor. Yağmur yediği için kabaranların fiyatı 25 kuruşa kadar düşmüş durumda. Ürününü satamayan birçok üretici ağaçların üzerini naylon ile kapatarak mandalinanın olası bir yağmurda kabarmasını önlemeye çalışıyor. Bu da ek bir maliyet.

Limon dalında 70 kuruş ile 1 lira civarında.

Portakalda ise piyasayı belirleyecek fiyat henüz tam olarak oluşmadı.  Bir iki hafta içerisinde portakal fiyatlarının da oluşması bekleniyor.

Mevcut tabloda şuan en büyük sıkıntı mandalina tarafında.

Ulusal Turunçgil Konseyi Başkanı Kemal Kaçmaz, yaklaşık 50 bin ton mandalinanın risk altında olduğunu söylüyor.

Sektör temsilcileri şimdi tıpkı ‘Okul Sütü Projesi’ gibi mandalinaların da okullarda dağıtılması yönünde bir proje üzerinde çalışıyor.

Ancak bunu yapmak için de çok fazla zaman yok. En geç bir ay içinde bunun hayata geçirilmesi gerekiyor.  Aksi takdirde satılamayan mandalinalar dalında kalacak ve heba olacak.

- Narenciyede ihracat pazarı yetersiz kalıyor

Türkiye, narenciyede üretim fazlası olduğu için iç tüketim ile yetinemez, ihracata bağımlı durumda.
Kemal Kaçmaz, bu yıl narenciye rekoltesindeki fazlalığa dikkat çekerken, ihracat rakamlarında normal düzeyde artış yaşandığını söylüyor.

Düşük fiyatların üreticiyi mutlu etmediğini belirten Kaçmaz, “Narenciyede artık geleneksel türlerden vazgeçerek dünyanın aradığı daha kolay soyulabilir meyvelere yöneliş var. Geççi ve erkenci çeşitler piyasaların talep ettiği ürünler ve bu şekilde sezonu uzatma çalışmaları da var” diyor.
Kemal Kaçmaz, ihracat hedefini yakalamak için yeni pazar arayışlarının ve tanıtım faaliyetlerinin sürdüğünü söylüyor.
Türkiye’nin narenciyede en büyük ilk 5 ihracat pazarı ve payları sırasıyla Rusya (%32), Irak (%21), Ukrayna (%16), Suudi Arabistan (%5) ve Romanya (%4). Yani toplam narenciye ihracatımızın yaklaşık yüzde 78’i bu 5 ülkeye gerçekleşiyor.

Aslına bakarsanız doğru üretim politikalarına ek olarak ihracat pazarının çeşitlendirilmesi ve bu ürünlerde katma değer yaratarak fiyat istikrarı yakalamak mümkün.

Türkiye şuan yirmi ülkenin yoğun olduğu toplamda 50 civarında ülkeye narenciye ihracatı gerçekleştiriyor.

- Geçen yılki narenciye ihracatı 931 milyon $’ı buldu

2013 yılında toplam narenciye ihracatı 931 milyon doları buldu ancak ihracat pazarının çeşitlendirilmesi ve potansiyelin artırılması kaçınılmaz. Aksi takdirde fiyatların aşırı düşmesi üreticinin narenciye bahçelerini sökmesine neden olabilir.

Sektör temsilcilerinin dikkat çektiği bir başka konu ise yaşlanan bahçelerle ilgili.

Yaşlı bahçelerin yenilenirken endüstriyel çeşitlerin tercih edilmesi gerektiği üzerinde duran sektör temsilcileri, “Bizdeki meyve tipleri hep sofralık. Meyve suyu olabilecek şeker-asit oranı uygun türlere geçilirse bu ürünlerin pazarlanması daha kolay olur” diyor.

- “Üretici narenciyede endüstriyel türlere yönelmeli”

Türkiye’de narenciye üretiminin 3.7 milyon ton seviyelerinde olduğunu belirten sektör temsilcileri bunun 1 milyon tonunun endüstriyel ürün olması durumunda fiyat istikrarının sağlanacağı ve sorunun çözüleceği görüşünde.

Her geçen gün artan girdi maliyetleri, işçilik, nakliyenin oldukça pahalı olduğu sektörde aracılar da fiyatları ister istemez yükseltiyor.

Bugün dalında 25 kuruşa satılan ya da 40 kuruşa alıcı bulmakta zorlanan mandalina İstanbul’daki marketlerde 1.50-2 TL’den aşağı satılmıyorsa üretimden pazarlamaya kadar orta ve uzun vadeli politikaları yeniden gözden geçirmekte fayda var.

Bloomberg HT Editörü

İrfan Donat

idonat@bloomberght.com

BU HABERE YORUM YAZ
 
01 Aralık 2014 Pazartesi, 20:07 Misafir maalesef tarım standartı ve satış politikası konusunda sınıfta kalıyoruz. su anda bae'de kilosu 24 lira'ya ispanyol mandalini yiyoruz. kalitesi izmir narlıdere mandalini ile ayni. fiyati izmir bahçeden 48 kat pahalı. elbette nakliye ve aracılar fiyatı yükseltiyor ama bu mandalinin 50 kuruşa değil 5 liraya satmak mümkün.
01 Aralık 2014 Pazartesi, 16:36 Misafir eğer çiftçiler birlik oluşturup kendi ürettiklerini kendileri ihraç edemiyorsa ağlamaya gerek yok, her şeyi devletten bekleme devri çoktan geçti... artık profesyonelleşmek lazım.. üreticiler ağlayacağınıza kurun bir kooperatif geçirin başına dış pazarı bilen tanıyan bir profosyönel bakın nasıl satıyorsunuz ürnünüzü...
28 Kasım 2014 Cuma, 22:46 Misafir Ciftcinin elinde kaldi butun urettigi mandalinalar,dolarin ucuz olmasi birseye yaramiyor.Ihracat yok.Bir uretici olarak yazik cok yazik...