Analiz: Küresel rekabet üstünlüğü çiftçinin refahından geçiyor

Analiz: Küresel rekabet üstünlüğü çiftçinin refahından geçiyor

TÜSİAD’ın raporu gıda güvenliği açısından tarım sektörünün stratejik önemine vurgu yapıyor. Rapora göre tarımda küresel rekabetin gücü çiftçinin refahından geçiyor

27 Kasım 2014 Perşembe, 19:29 Güncelleme: 01 Aralık 2014 Pazartesi, 12:38

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) tarafından yayımlanan son raporda Türkiye’de tarım sektörüne yönelik önemli tespitlerde bulunuldu.

 “Gıda, Tarım ve Hayvancılık Rekabet Gücü Temel Bulgular” başlıklı raporda gıda güvenliği, tarımsal üretim, tarımın istihdamdaki payı, kırsal kalkınma, iklim değişikliği, rekabet gücü ve Ar-Ge gibi konular ön plana çıktı.

Raporun sunulduğu Gıda, Tarım ve Hayvancılık Rekabet Gücü Konferansı’nda aldığımız notlar, gıda güvenliği konusunun tarım ve su kullanımını stratejik bir noktaya getirdiğini bir kez daha net şekilde ortaya koydu.

Tarım, kırsal kalkınma boyutunun ötesinde ekonomilerin vazgeçilmez bir itici gücü.

Bu açıdan tarım arazileri ve su kaynaklarının korunması her geçen gün daha önemli hale geliyor.

- Tarımda yapısal reformlara ihtiyaç var -

Raporun sunumunda, uluslar arası alanda daha rekabetçi bir tarım sektörü için yapısal reformların şart olduğuna dikkat çekildi.

Üzerinde ısrarla durulan nokta ise tarımsal üretimde sürdürülebilir verimliliği sağlamak ve kalitenin artırılması çiftçinin refahının sağlanması ile mümkün.  

Tarımsal ölçek büyüklüğünün sınırlı olduğuna dikkat çekilen konferansta, tarıma yönelik Ar-Ge harcamalarında OECD ülkelerine oranla Türkiye’nin oldukça geride kaldığına vurgu yapıldı.  

Tarımda ve gıdada belirlenen hedeflere ulaşmak için Ar-Ge yatırımlarının artırılması gerektiği üzerinde durulurken, güçlü bir tarım sektörünün oluşması için kooperatifleşmenin desteklenmesinin kritik önemde olduğuna dikkat çekildi.

Piyasa aksaklığının da tespit edilmeye çalışıldığı rapora göre, üreticilerin dağınık yapısı ve organize olamaması kırsal kesimi ve üretimdeki verimliliği olumsuz etkiliyor.

- Türkiye’de ‘Vahşi Kentleşme Olgusu’ hakim -

Dünyanın birçok yerinde yaşanan ‘vahşi kentleşme olgusu’nun Türkiye’de de var olduğuna dikkat çekilen konferansta, iklim değişikliği, gıda güvenliği, aşırı kentleşme, ulaşım altyapısı ve sanayileşme için tarım arazileri ve su kaynaklarının azalıyor olmasının gıda güvenliği ve rekabet gücü açısından büyük tehdit yarattığına vurgu yapıldı.

Konferansta, tıpkı enerji için arz güvenliği gibi gıda güvenliğinin de artık birçok ülkenin öncelikli gündem maddesi olduğu belirtildi.

- Ülkelerin öncelikli gündem maddesi: Gıda güvenliği -

Konferansta raporla ilgili aldığımız notlar ve öne çıkan tespitler ise şöyle:

- Türkiye’de üretici kesimin refahında ve rekabet gücünde problem var. Sürdürülebilir bir tarımsal üretim için sosyal adalet ve üreticinin refahı göz önünde bulundurulmalı. Küresel rekabette avantaj sağlamanın yolu çiftçinin refahından geçiyor. Üreticinin ekonomik-sosyal gücünün artması ve gelirin dengeli dağılımı rekabet gücünü artırır.

- Türkiye, mevzuatını reformlarla büyük oranda AB sürecine adapte ediyor ama halen atılması gereken adımlar var. Tarımda gelişmiş ekonomilerden alınan örnek mevzuatların ülke şartlarına uygun hale getirilmesi ve adapte edilmesi lazım. ‘Al ve aynen uygula’ yöntemi doğru değil.

- Tarım ürünleri fiyatlarında çiftçi lehine gibi gözüken ancak aslında öyle olmayan bir durum söz konusu. Tarım ve gıda sektörlerinde piyasa ekonomisinin düzgün çalışmaması fiyat istikrarı ve enflasyon açısından risk oluşturuyor.

-  Başta Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Enerji Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı olmak üzere terminolojilerde ve izlenen politikalarda bakanlıklar arası uyum, kordinasyon ve ortak tanım eksikliği giderilmeli. Gıda güvenliği ve güvenilirliği konularında tek yetkili bakanlık ihtiyacı söz konusu.

- Gıda güvenilirliği konusunda bilgi kirliliği var. Bunun giderilmesi için ‘Yeminli Gıda Kontrol Mekanizması’ kurulmalı. Gıda güvenilirliği tüm politikaların merkezine oturtulmalı. Denetim sayısı ve kalitesi artırılmalı.

-  Her geçen gün azalan tarımsal alanları diğer sektörlere kaptırma riski ile karşı karşıyayız.

- Tarım arazilerini toplulaştırmak adına önemli aşamalar kaydedildi ancak bu uzun bir süreç ve ara tedbirlerle bu süreç desteklenmeli ve sürmeli.

- Gıda güvenilirliği açısından bakıldığında daha kalitesiz ürün üretimine yönelik dibe doğru bir kayış söz konusu.

- Gıda güvenilirliği adına uzun vadeli öngörülebilir stratejiler oluşturulmalı.

- Tarımda sözleşmeli üretim sektör açısından kısmen mikro regülasyon niteliğinde. Sözleşmeli tarımın yaygınlaştırılması öngörülebilir arz ve talebin oluşmasına katkıda bulunacak, izlenebilirliği mümkün kılacaktır. Ticaret Borsalarının ve lisanslı depoculuk sisteminin gelişmesine katkı verecektir.

- İktisadi etkinlik açısından ölçek ekonomisinin etkinliğinin artırılması hem üretici tarafında verim ve karlılığı artırırken, diğer taraftan devletin verdiği destekleme yükünü hafifletir. Mevzuatın, teşvik sisteminin ve çiftçilerin ölçek ekonomisinin yetersiz ve dağınık olması, mevcut potansiyelden yararlanılamamasının birincil nedeni.

- Tarımda ihmal edilen yeni üretim teknolojileri, marka, patent, Ar-Ge ve inovasyona yönelik çalışmalar artırılmalı. Devlet desteği, kamu-özel sektör işbirliği modelleri etkinleştirilmeli.

Aslına bakarsanız raporda öne çıkanlar, bilinmedik tespitler değil ancak bu konuların TÜSİAD gibi önemli bir kuruluş tarafından gündeme getirilmesini önemsiyoruz.

Bloomberg HT Editörü

İrfan Donat

idonat@bloomberght.com

 

 

ÖNE ÇIKAN HABERLER
PİYASA ÖZET
Son %
BIST 100 91.686 0,00
USD/TRY 5,3871 0,01
EUR/TRY 6,1290 -0,03
EUR/USD 1,1379 0,08
FAİZ 20,70 0,00
ALTIN/ONS 1.221,31 -0,03
BRENT 63,56 1,65
Yukarı