Advertisement

Ünlü fon yöneticisi ve Allianz SE baş ekonomi danışmanı Muhammed El-Erian, petrol fiyatlarındaki düşüşü Bloomberg News'a değerlendirdi. El-Erian ayrıca, 2008 Financial Times/Goldman Sachs Yılın İş Dünyası Kitabı ödülünü kazanan, "When Markets Collide" adlı çok satan kitabın da yazarı.

El-Erian'ın değerlendirmesi şöyle;

Petrol fiyatlarında bu yıl görülen yüzde 28'lik düşüşün net genel etkisi küresel ekonomi için pozitif. Ancak bu evrensel değil, iyi anlaşılması gereken olumsuz boyutlarla gelir ve belki de faydalarını tersine çevirir.

İyi, petrol ithal eden ekonomilerdeki tüketiciler ve imalatçılara düşük petrol fiyatlarının sağladığı destek ile gelir. Özellikle Batılı tüketiciler için, uygun zamanda önemli bir vergi indirimi ile eş değerdedir. Ve bu faydanın bir kısmı petrol vergilerinin belli ülkelerde, özellike Avrupa'da, uygulanma şeklinde dolayı hükümetlere giderken, genel küresel etki, büyüme ve istihdamda uzun süredir sorunlarla başa çıkmaya çalışan ülkelerde tüketimi destekleme ve imalat maliyetlerini düşürme şeklinde olacaktır.

Bu ekonomilerde ayrıca, büyük olmaktan ziyade marjinal kalmakla birlikte, dağılıma yönelik pozitif bir etki de var. Enerji harcamalarının düşük gelirli ailelerin bütçelerinin daha büyük bir kısmını oluşturması nedeniyle, düşük petrol fiyatları, gelir, servet ve fırsat eşitsizliğini kötüleştiren bazı güçlerin dengelenmesine yardımcı olur.

Ancak düşük petrol fiyatlarından kaynaklanan riskleri göz ardı etmek saflık olur. Öncelikle, düşük fiyatlar, hem geleneksel sektörde, hem de geleceği parlak alternatif teknolojiler arasında, enerji şirketlerinin yatırım bütçelerini kısmalarına neden olur. Sonuç olarak, uzun vadeli enerji potansiyeli, hem genel olarak, hem de daha çevreye dost bileşenlerde, zayıflayacaktır.

Buna ek olarak, petrol ithal eden ülkelerde normal olarak "iyi" dezenflasyon üreten bir faktör olarak görülen düşük petrol fiyatları, Avrupa'da, kıtanın acil ve uzun dönemli esenliği için oldukça zararlı olabilecek genel deflasyonist eğilimi güçlendirebilir. Olumlu gelir etkilerinin bu tehdidi dengeleyeceğine inanıyorum, ancak Avrupa'nın halihazırda daha önce görülmemiş bir ekonomik durumda olduğu dikkate alındığında, bu tehdidi göz ardı etmek yanlış olacaktır.

Üçüncü risk finans piyasalarının belli segmentleri ile ilgili. Petrol fiyatlarındaki güçlü düşüşün emtia piyasaları için bir bütün olarak ve enerji şirketlerinin ve petrol ihraç eden ülkelerin arz ettiği menkul kıymetler için yıkıcı olmasına bakalım. Bazı gelişen piyasalarda ve yüksek getiri endekslerinde bu menkul kıymetlere yönelik yatırımların ağırlığı dikkate alındığında, sonuç, bu varlık sınıflarında satış için genelleştirilmiş bir baskı anlamına gelebilir.

Bu üç kötü sonucun yanında, bir de çirkin var: Fiyat düşüşlerinden özellikle ağır darbe almış bazı petrol üreten ülkelerin olası reaksiyonu. Bu durum hiçbir yerde Rusya'daki kadar önemli olamaz.

Yaptrımlar, hızla değer kaybeden para birimi ve büyük çaplı sermaye kaçışları ile dengesi bozulan Rusya, şimdi, petrol gelirlerindeki keskin azalmanın etkileri ile karşı karşıya. Yetkililerin tepki verme yeteneklerinin firmaların kendi gelirlerindeki düşüş ile perdelendiği zamanda, hükümet desteği aramaları şirketleri kasoun eşiğine getirebilir. fiyatlardaki düşüşün etkisi, Rusya'da resesyon, enflasyon ve finansal istikrarsızlık rüzgarlarını güçlendirecek.

Bu durumun küresel ekonomiyi nasıl etkileyeceği büyük ölçüde Devlet Başkanı Vladimir Putin'e bağlı. Şimdiye dek, Putin, iç ekonomi konusunda ülke içindeki rahatsızlıkları dengelemek ve kamuoyunun dikkatini başka yerlere çekmek için, en somut biçimde Ukrayna'da görüldüğü üzere, bölgesel jeopolitik maceralara atıldı. Putin bunu, Batı ülkelerinin yaptırım uygulamalarına rağmen yaptı.

İçerideki ilave kayıplar Putin'i Batılı yaptırımların kaldırılması ve ekonomi üzerindeki genel baskıların giderilmesi için, Ukrayna konusunda değişikliğe gitmeye yöneltecek mi? Ya da iç baskılar onu bölgesel maceralarını genişletmeye mi yöneltecek?

Eğer Putin ikinci yolu seçerse, Batı, enerji ve finans sektörlerini de içeren yeni yaptırımlara gidebilir ve Rusya muhtemelen Avrupa'ya enerji arzı konusunda karşı yaptırımlar uygulayacaktır. Bu Avrupa'yı resesyona itebilir ve bu durumda, düşük petrol fiyatlarının küresel ekonomi üzerindeki iyi etkisinin büyük bölümü ortadan kalkacaktır.