Advertisement

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Türk hava sahasını ihlal ettiği için düşürülen Rus savaş uçağının, yaşanan Suriye krizinin son maliyetlerinden biri olarak görülmesi gerektiğini söyledi.

Kalın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlediği basın toplantısında, açıklamalarda bulundu, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Sözlerine, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile ilgili bir kaç duyuruyla başlamak istediğini ifade eden Kalın, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından bugün, törenle verileceğini anımsattı. Kalın, yapılacak törenin ödül sahiplerinin eserlerinin daha iyi korunması, bunların gelecek nesillere aktarılması konusunda da önemli bir vesile teşkil edeceğini ifade etti.

Külliyenin vatandaşların ziyaretine açılması

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin vatandaşların ziyaretine açılması konusu ile ilgili çalışmaların tamamlandığını bildiren Kalın, internet ile yapılan başvuruların değerlendirmesinin sürdüğünü ve vatandaşların ilk ziyaretinin de cuma günü Halkla İlişkiler Başkanlığı koordinasyonunda ve rehberliğinde gerçekleştirileceğini ifade etti.

Geçen hafta duyurulan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ziyareti açıklamasının ardından vatandaşların ilgisinin de memnuniyet verici olduğunu belirten Kalın, başvuruların belirli bir sistematik çerçeve içinde ele alınacağını kaydetti.

Bu şekilde, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ni ziyaret eden vatandaşların sayısında ciddi bir artışın olacağını dile getiren Kalın, muhtarların, sanatçıların, din adamlarının, bürokratların, hükümet yetkililerinin buraya belirli bir program içinde geldiklerini söyledi.

Kalın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin vatandaşlara açılmak suretiyle, Cumhurbaşkanı-millet kaynaşmasını biraz daha güçlendireceğine inandıklarını vurgulayarak, ziyaretçilerin rehberler eşliğinde hem buranın mimari yapısı hem de burada yapılan çalışmalar hakkında bilgi alacaklarını ifade etti.

Suriye krizi

Basın toplantısında, Suriye krizine de değinen Kalın, bu krizin bölgede "büyük bir kanayan yara" olmaya devam ettiğini vurguladı. Kalın, "Bizim Suriye konusunda baştan beri çözüm ile ilgili ortaya koyduğumuz çerçeve belli. Gerek Cenevre 1 ve 2 toplantılarında, gerekse 2 tane yapılan Viyana toplantılarında ortaya konulan çerçeveyi de biz benimsemiş durumdayız" dedi.

Suriye'de siyasi geçiş sürecinin sağlanması ve bunun için şartların olgunlaştırılmasının esas olduğuna vurgu yapan Kalın, Suriye'de nihai kararı, Suriye halkının vereceğinin altını çizdi. Devam eden savaş içerisinde Suriye halkının iradesinin nasıl tecelli edeceğinin temel meselelerden biri olarak önlerinde durduğunu belirten Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Milyonlarca insanın mülteci haline geldiği, 370 binden fazla insanın hayatını kaybettiği, yakın tarihin en büyük insani dramlarından birinin yaşandığı Suriye krizinden bahsediyoruz. Burada gerek bölge ülkeleriyle gerekse uluslararası toplumla beraber hareket eden Türkiye, bu siyasi geçiş sürecinin sağlanması için gerekli çalışmaları, koordinasyonu müttefiklerimizle yapmaya devam etmektedir. Önümüzdeki günlerde yapılması planlanan Viyana toplantısına, Dışişleri Bakanımız katılmaya devam edecektir. Bu çerçevede dörtlü olarak başlayan Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya ve Suudi Arabistan koordinasyonunda Viyana toplantıları da siyasi geçiş sürecinin şartlarının olgunlaştırma noktasında önemli bir platform görevi görmektedir."

"Suriye'nin geleceğinde Esed'in yerinin olmadığı inancını koruyoruz"

İbrahim Kalın, Türkiye'nin, Fransa, Amerika, Suudi Arabistan gibi müttefikleriyle birlikte Suriye'nin geleceğinde Beşşar Esed'in yerinin olmadığı inancını koruduğunu bildirerek, bu ilkeden vazgeçmeyeceklerini de ifade etti. Kalın, "Savaş suçu işlemiş, kendi halkına karşı kimyasal silahlardan ve varil bombalarına varana kadar her tür şiddeti uygulamış bir diktatörün, eli kanlı bir liderin Suriye'nin geleceğinde söz sahibi olması, sadece Suriye'deki krizi uzatır, derinleştirir, insani dramı biraz daha arttırır. Bununla ilgili çalışmalar devam ediyor" diye konuştu.

Suriye muhalefeti ile ilgili yürütülen faaliyetlerin içinde olduklarına dikkati çeken Kalın, "Şu anda Suudi Arabistan'da yapılmakta olan Suriye muhaliflerinin bir araya gelme toplantılarını Suudi Arabistanlı yetkililerle yakın bir şekilde koordine ettik. Buradan inşallah iyi bir netice çıkmasını bekliyoruz. Çünkü Suriye muhalefetinin birlik, beraberlik içinde olması, bu bahsettiğimiz Cenevre 1-2, Viyana toplantılarının başarıya ulaşması açısından da ayrı bir önem arz ediyor" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, "Buradaki temel sorun şu anda önümüzde duran terör meselesi, Suriye kaynaklı, DAİŞ kaynaklı terör meselesi, gerekse de Avrupa kapılarına dayanan küresel bir dram haline gelen mülteci meselesi, Suriye krizi sona erdirilmeden ortadan kalkmayacaktır. DAİŞ kaynaklı terör örgütlerinin ortadan kalkmasını istiyorsak öncelikle bu bataklığı ortadan kaldırmamız lazım. Bu bataklık da şu anda Suriye'de devam eden savaştır. İkinci olarak mülteciler konusunda ortaya çıkan insani dram da doğrudan Suriye'de yaşanan süreçle ilgilidir" diye konuştu.

"Rus uçağının düşürülmesi, Suriye krizinin son maliyeti"

"24 Kasım'da düşürülen Rus savaş uçağının da yaşanan Suriye krizinin son maliyetlerinden biri olarak görülmesi gerekir" diyen Kalın, Rusya ile ilişkiler konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun açıklamaları olduğunu hatırlattı. Kalın, şunları söyledi:

"Şunun altını özellikle çizmek isterim, biz gerelim siyasetinin yanında değiliz. Rusya ile ilişkileri düzeltmek, bu savaş uçağı meselesini çözmek için de elimizde diplomatik imkanlar ve kanallar bulunmaktadır. Bunların kullanılması, devreye sokulması büyük önem arz etmektedir. Onun dışında birtakım açıklamaların, psikolojik dozu yüksek tepkilerin Türk-Rus ilişkilerine katkı sunmayacağı ortadır. Ama Türkiye elbette hava sahası ihlal edilmiş bir ülke olarak bu konuda kendi ilke ve prensipleri konusunda net bir duruşa sahiptir.

Rus savaş uçaklarının, Suriye'de DAEŞ ile mücadele adı altında, Suriyeli muhalifleri hedef aldığının bilinen bir gerçek olduğunu ifade eden Kalın, şunları kaydetti:

"Rus saldırılarının yüzde 90'dan fazlası, ılımlı Suriyeli muhalifleri ve sivilleri hedef almıştır, gerek Bayırbucak Türkmenleri olsun, gerekse diğer bölgeler olsun. Ancak yüzde 9-10 kadar direk DAİŞ hedeflerini vurmuştur. Bizim, Rusya'nın DAİŞ hedeflerini vurmasıyla herhangi bir sorunumuz yoktur, tam tersine Türkiye, DAİŞ ile Mücadele Uluslararası Koalisyon'un bir parçasıdır. DAİŞ'e karşı etkin bir mücadele vermektedir. Hava sahamız, uluslararası koalisyon uçaklarına açılmıştır. İncirlik Üssü, bu çalışmada kullanılmaktadır. Burada özellikle DAİŞ'le mücadele konusunda Türkiye'nin üstlendiği rolün altını bir kez daha çizmek isterim. Zira zaman zaman ülkemize yönelik, son derece haksız, yersiz, gerçeklerle ilgisi, alakası olmayan birtakım ithamlar ortaya atılmaktadır."

Yabancı savaşçılar konusu

Kalın, Suriye'ye giden yabancı "terörist" savaşçılar konusunda Türkiye'nin aldığı son derece kapsamlı tedbirler bulunduğuna dikkati çekerek, "Suriye ve Irak bağlamında bin 300 kilometreden fazla sınırımızın olduğu ve güvenlik zaaflarının, savaşın yaşandığı bir coğrafyadan bahsediyoruz. Bu zor şartlar içinde Türkiye kendi sınır güvenliğini sağlamak, Suriye ile olsun Irak ile olsun gerekse de dünyanın başka ülkelerinden gelen yabancı savaşçılara karşı mücadele konusunda son derece etkin tedbirler almıştır, almaya da devam etmektedir" diye konuştu.

BM Güvenlik Konseyinin verilerine göre, Irak ve Suriye'de DAEŞ saflarında 100'den fazla ülkeden 25 bin civarında savaşçının olduğunun tahmin edildiğine dikkati çeken Kalın, "Buna Suriye ve Irak'taki militanları de eklediğiniz zaman bu sayının, 40-50 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir. Burada önemli olan nokta şu: Yabancı savaşçıların çok önemli bir bölümü Avrupa ülkelerinden gelmektedir. Zaten Avrupalı liderler de bunları itiraf etmektedirler" dedi.

Kalın, Avrupa'dan gelen yabancı savaşçıların DAEŞ saflarında savaştıklarını bildiklerini dile getirdi.