Advertisement
HABERLER ABONE OL

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları şöyle:

Avrupa'da spor dallarında başarı elde eden takımları ve sporcuları tebrik eden Kılıçdaroğlu, "Ankaragücü ve Rizespor Süper Lig'e geldi, tebrik ve teşekkür ediyoruz. Camiye, kışlaya, adliyeye siyaset girmesin dediğimiz gibi, spora da siyaset girmesin." dedi.

"Siyasal idamların toplumların belleğinde yer etiğini kabul etmemiz gerekiyor" diyen Kılıçdaroğlu, "Bugün idamların olmaması toplumdaki derin yarılmaların olmamasında önemlidir. Bizler Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan'ı, Yusuf Aslan'ı unutmayacağız. Cumhuriyet Gazetesi, 97'nci yılını kutladı, ismini Mustafa Kemal Atatürk koymuştur. Her dönem darbelere, zulme direnmiştir. Bugün de Cumhuriyet Gazetesi basın özgürlüğünü savunmaya devam etmektedir." diye konuştu.

FRANSA'DAKİ SKANDAL BİLDİRİ

"İnançların siyasete malzeme edilmemesi gerektiğini biliyoruz" diyen Kılıçdaroğlu, "Fransa'da bir grup sanatçınında bulunduğu bir grup, 'Kur'an-ı Kerim'den bazı ayetleri çıkarmak gerekiyor.' diyor. Neymiş, Kur'an-ı Kerim'in bazı ayetleri çağ dışıymış. Çağ dışı kalmış olan sizlersiniz. Sizin bu söylemleriniz El- Kaide, IŞİD gibi terör örgütlerine destek veriyor. Bu örgütlere destek vermek istiyorsanız, bu söyleme devam edin. İslam barış dinidir. Bunlara söylemek isterim, bu açıklamayı yapanlar İslamiyet'in ne olduğunu bilmiyorlar. Sevgili Peygamberimizin veda hutbesini okuyunuz. Tarihte ilk insan hakları beyannamesi olan veda hutbesini okuyun." dedi.

" MUHARREM İNCE İLE EZBER BOZDUK"

İnce'nin adaylığını değerlendiren Kılıçdaroğlu, "Geçen hafta yine ezberleri bozduk. Muharrem İnce'yi açıkladık. Beklemiyorlardı, orada bir yarış oldu, birbirlerini mahvedecekler sanıyorlardı. Neden mahvedelim? Muharrem İnce sorunları ve sorunların kaynağını çok iyi bilen bir kişidir. Sen, ben ayrımı yapmaz. 80 milyonu kucaklar. Rozetini bana emanet etti, ben de Türkiye rozetini onun göğsüne taktım. Akılları yine ermedi. Biz en başından beri cumhurbaşkanı tarafsız olmalıdır dedik. CHP'nin önerdiği isim 80 milyonun cumhurbaşkanı adayı olmak için yola çıkmalıdır. İnce, bölge, vatandaş, sen, bizdensin, değilsin diye ayrım yapmadı. Böyle bir kişi cumhurbaşkanı olmayı hakediyor. Muharrem Bey, milleti bölmek istemiyor. Bunu yapan adam cumhurbaşkanlığı koltuğunu işgal etmiş durumda. Eğer 80 milyonun cumhurbaşkanı değilsen, kimse kusura bakmasın, sen cumhurbaşkanı değilsin kardeşim. İnce ne istiyor, kavga etmek istemiyor. Oturalım, konuşalım diyor. Bu cumhurun işaretidir. Gideceğim hepsini ziyaret edeceğim diyor. Demirtaş için Adalet Bakanlığı'ndan izin isteyeceğim, izin ver onu da ziyaret edeyim diyor. " ifadelerini kullandı.

"İNCE'Yİ VEKİL OLMADAN ÖNCE TANIRDIM"

"Muharrem İnce'nin bir başka özelliği var" diyen Kılıçdaroğlu, "Bir öğretmen, binlerce çocuğa ders verdi. Hayatı, ufku, fiziği, matematiği öğretti. Öğretmenin çilesini en iyi bilen kişi İnce'dir. Bütün anne, baba ve öğretmenlere sesleniyorum, siz Muharrem İnce'ye sahip çıkmak zorundasınız. Onu cumhurbaşkanı yapmak zorundasınız. Muharrem İnce işini çok iyi biliyor. Öğretmeni baş tacı yapmayan toplumun geleceği karanlıktır. Muharrem İnce ne diyor, tüm öğretmenleri baş tacı yapacağım diyor." şeklinde konuştu.

"Milletvekili seçilmeden önce tanırdım Muharrem İnce'yi" diyen Kılıçdaroğlu,"Kendisi bildiğiniz bir halk adamıdır. Milletvekili oldu, köyünden, köylüsünden vazgeçmedi. Aristokrat bir aileden gelen bir kişi değildir. Köyüne de, köylüsüne de ihanet etmedi. Birilerinin yaptığı gibi, yırtık ayakkabı ile siyasete girdim, sarayda oturuyorum, 3 bin kişi beni koruyor. Muharrem İnce bunu reddediyor. 3 bin kişi ile gezen cumhurbaşkanı mı olur ya? Kendi halkından korkan cumhurbaşkanı olur mu ya? Kahveye gidemiyor. Meclis'e geldim, her yer polis, 'bir şey mi oldu?' dedim, 'yok' dediler. Milletinden korkan cumhurbaşkanı mı olur ya? Muharrem İnce, 3 bin polisi kaldıracağım, halkın içinde yürüyeceğim diyor. Tek adam olacağım, herkesin ağzından lokmasını alacağım, o bunu kabul etmez. Bir öğretmen, bir baba bunu kabul etmez. O halkı ile yola çıkmak istiyor. Beyefendi çıkmış, 'İnce'den nasıl aday olur?' diyor, senden çok, çok, çok daha iyi aday olur." dedi.

"8 MADDEDE BEKA SORUNUNUN NEDENİ"

Erdoğan'ı eleştiren Kılıçdaroğlu, "Sen dış güçlerin oyuncağı mısın? Her şeyi dış güçler yaptı diyorsun. Dış güçler sana bir şey yapıyorsa, hemen Kemal kardeşine haber ver. Yanında olacağım. 15 yılın sonunda ne oldu da beka sorunundan bahsetmeye başladılar? 8 maddede beka sorununun nedenini sayacağım. Tüm belediye başkanları, il, ilçe başkanları bunları herkese anlatacaksınız. 1- Devlette liyakat sistemini yok ettiler. Dış güçler mi dedi sana 'liyakatı bitir' diye. Müsteşar olmak için diploma yetmiyor, 12 yıl devlette çalışmak gerekiyor. Bunlar liyakatı bitirdi, sadakati getirdiler. 2- Devlet yönetimi keyfilik egemen oldu. Keyfilik hakim, sarayın emriyle oraya gelmiş. Böylece kanun ve yönetmelikler çalışmadı. 3- Sarayın tek belirleyici olması devletin işlerini alt üst etti. TEOG kalksın dedi, kalktı. Devlette çürüme başladı. 4- sarayın aşırı yetkilendirilmesi sorunları çözmüyor. Sorunlara kaynaklık yapıyor. Güçler ayrılığı ilkesi yıkılmış oluyor. Bütün yetkileri verin, ben yöneteyim, bu dünyada hiçbir yerde yok. Bugün istese bir kişi Türkiye'yi ateşe atabilir. 5- bizim dış politikada yurtta sulh, cihanda sulh diye bir dış politikamız vardı. Ortadoğu'da bir sorun çıkınca bizim kapımızı çalarlardı. Bu Suriyeliler niye buraya geldi, senin yanlış politikaların yüzünden. Bunlar bir yerden sonra yeraltına da kayacaklar. Bizim vatandaşımız ikinci sınıf oldu. Bana kızıyorlar bunu söylüyorum diye, yanına ister doktorunu al, ister alma söyleyeceğim kardeşim. 6- İhbar politikası. Kimin kimi ihbar ettiği belli değil. İhbara göre devlet yönetecek, karar vereceksiniz. İhbarcılıkla devlet yönetilir mi? Bütün vatandaşlarıma sesleniyorum, söylediklerimin hangisi yanlış? Bir dönem komünist derler diye korkarlardı, şimdi FETÖ'cü derler diye korkuyor insanlar. Devlet ile vatandaş arasında güven sorunu çıkar, orada beka sorunu çıkar. 7- Devleti ağır ağır çürüten yolsuzluklar. Yolsuzluklar AK Parti yönetimi ile ortaya çıktı. Bir ülkede yolsuzluk kurumsal hale geldiyse orada sorun vardır. 8- Medyanın kontrol altına alınması. Medyanın görevi gücü eleştirmek gücü. Devleti kim yönetiyorsa medyanın görevi onu eleştirmek, yönlendirmektir. Havuz medyasının bütün manşetleri aynı, satılık patron ve kalemler var. Satılık patronların tamamı devlet ihalesi ile besleniyor. " diye konuştu.

"BEN FABRİKA DİYORDUM, SEN BİNA DİYORDUN"

Vatandaşlarıma sesleniyorum diyen Kılıçdaroğlu, "8 maddeden hangisi yanlış? Yönetiyorlar, bir şey olunca dış güçler yaptı diyorlar. Dış güçler bir şey yapıyorsa söyle kardeşim, söz veriyorum birlikte mücadele edelim. Erdoğan, beni dinliyor. Vallahi billahi ona yalan söylemeyen bir kişi benim. Ahdim olsun diye bir konuşma yaptı, anladım ki bu beni dinliyor. Bugüne kadar bir sürü yaptık olmadı, bir de bu adamın söylediklerini dinleyelim diyor. Kendine güvenmiyor orada da. Yanına doktorunu al sana bir şey söyleyeceğim, Enerjide dışa bağımlılık azalacak diyor, artacak. Dışa bağımlılık artacak. Şimdi söyle bakalım kendine, Kılıçdaroğlu mu doğru söylüyor, sen mi? Enerji konusunda bir devlete bu kadar yüksek oranda bağlı bir devlet daha yok. Ben diyorum fabrikalar, sen diyordun binalar. Sana inanmıyorum, neden sattın şeker fabrikalarını. Şimdi benim söylediklerimi söylüyor. Teşvik yapacakmış, bölge bazlı fabrika açılacakmış. İşsizlik azalacakmış." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıkladığı AK Parti'nin seçim manifestosuna ilişkin eleştirilerde bulunan CHP lideri, "'Bundan sonra güvenlik hukuk devletinin güvencesi altında olacak' diyor. Düne kadar bu memleketi sen yönetmiyor muydun? 'Bu memlekette can ve mal güvenliği yok' dediğim zaman hep beraber üstüme gelmediniz mi? Şmdi benin söylediğimi söylüyorsunuz" dedi.

"FAİZLERİ NASIL DÜŞÜRECEK?"

Erdoğan'ın "Faizler düşecek" sözünü eleştiren Kılıçdaroğlu, "Galiba başına taş düşmüş, Nasıl düşürülecek, o belli değil. Niçin? Kılıçdaroğlu demiş ya faizleri düşür... 'Kılıçdaroğlu dediğine göre mutlaka haklıdır' diyor. Ama faizleri düşürümedi. 151 milyar dolar dışarı ödenen faiz. Merkez Bankası artırdı faizleri. Yani düşüremedi, düşüremezler" diye konuştu.

"Cari açığın düşmesi gerektiğini sonunda anladı" diyen CHP lideri, "'Dar gelirli vatandaşlarımızın hayat standartları artacak' demiş. Çok şükür. Demek ki dar gelirli vatandaş var, saraydan fark etmiş bunu. Ama Kılıçdaroğlu dediği için fark etmiş. Sarayda oturduğu için Türkiye'yi tanımıyor. Badem sütüyle beslenirsen fakirin fukaranın halinden anlayamazsın" ifadelerini kullandı.

Erdoğan'ın vergi yükünün azaltılmasına yönelik vaatleri eleştiren CHP lideri, "Dar gelirli vatandaşın üzerinden vergi yükü düşecek. Bu ne demek? 'Vergi, dar gelirli vatandaşın omuzunda' demek. Dar gelirli vatandaşın üzerine bu kadar vergiyi nasıl yıktın, 16 yıldır yönetiyorsun. 'Asgari ücretliden vergiyi kaldıracağız' diyemiyor. Onu biz söylüyoruz. Havuzcuların hem vergisini hem vergi cezalarını kaldırdın. Fakir fukaranın kaldıramazsın, benim söylediklerimi söylersin ama kaldırmazsın" diye konuştu.

"VALLAHİ DE, BİLLAHİ DE BENİ DİNLİYOR"

Kılıçdaroğlu, manifestodaki adalet vurgusuna ilişkin olarak da "'Adalet olacak memlekette' diyor. Bu 'Adalet yok' demek. Ben demiyor muydum, 'Bu memlekette adalet kalmadı' diye. Vallahi de billahi de beni dinliyor" dedi.

Erdoğan'ın yargılama ile ilgili sözlerini hatırlatan CHP lideri, "'Kişi adil yargılanacak, hakkındaki suçlama ne olursa olsun' diyor. Erdoğan söylediği için çok önemli. Bu da benim inanacağım türden bir yalan değil. Türkiye'yi BM'ye ihbar ettiği dilekçeyi çekmesi lazım. 'Ben Türkiye'de adil yargılama yapmayacağım' diyor. Altındaki imza Türkiye Cumhuriyet hükümeti adına atılmış bir imza" dedi.

Erdoğan'ın AK Parti grup toplantısındaki Muharrem İnce'ye yönelik eleştirilerini anımsatan CHP lideri, "Şimdi bugün konuşma yapmış, 'Muharrem İnce gelince asfaltları mı sökecek' demiş. Çünkü kendi dünyası o kadar, asfalt" ifadelerini kullandı.

"Bütün bu söylediklerine inanmadığını bir cümle ile gösteriyor" diyen CHP lideri, "'Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele etmek en önemli hedeflerimiz olmaya devam edecek' diyor. Maşallah, keşke bunu söylemeseydin. Daha önceki söylediklerini yalanladın bununla. Aile boyu yolsuzluk yapan adam yolsuzlukla mücadele eder mi?" diye konuştu.

CHP lideri mahkeme, maliye ve medyadan oluştuğunu ileri sürdüğü "3M" ile Erdoğan'ın kızdığı kişiyi içeri attırdığını, maliye ile işadamları üzerinde baskı kurduğunu ve medya ile de linç kampanyasını yürütüldüğünü ileri sürdü.

CHP lideri, "Devlette liyakat esasını getirmek, bu ülkeye huzuru barışı getirmek benim namus borcumdur" ifadeleriyle konuşmasını bitirdi.

Haberturk.com