Advertisement

Tüm dünyayı etkisi altına alan Koronavirüs salgınıyla mücadele ettiğimiz bu günlerde sadece yerel ve ulusal ölçekte değil insanlık olarak küresel ölçekte de önemli bir sınav vermekteyiz. Sınavın sonucundaysa kimlerin ayakta kalıp kimlerin sendeleyeceğini hatta kimlerin büyük bir sıçrama yakalayacağını bu gelişmelere yaklaşımımız ve onları nasıl yönettiğimiz belirleyecek.

“Yeni normal” olarak adlandırılan bu süreçte, devletimiz ve özellikle sağlık çalışanlarımızın üstün ve tüm dünyaya örnek teşkil edecek gayretlerini ne kadar övsek azdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın yerelleşmeye yaptığı vurgunun önemi, bu “yeni normal” sürecinde daha da iyi anlaşılmaktadır.

Ayrıca insan sağlığını ve dolayısıyla reel sektörü bu kadar kapsamlı bir şekilde etkisi altına alan Koronavirüs salgınının toplumun önemli bir kesiminde haklı olarak bir endişe ve kaygıya sebep olmasına ve reel sektörün bazı alanlarında ciddi sorunlara yol açmasına rağmen böylesi olağan dışı dönemler, özellikle yeni fırsatları da ortaya çıkarmaktadır.

Öncelikle küresel ticarette yaşanması beklenen ve an itibariyle etkisini gösteren duraksama yerel tedarik kanallarının önemini artırmaktadır. Küreselden yerele olan bu hareketliliğin Türkiye gibi tedarik ettiği ürünlerin çeşitliliği bakımından dünyanın en zengin ülkeleri arasında yer alan bir pazar için krizden çok fırsat doğurmaktadır. Devletimizin “biz bize yeteriz” sloganı bu bağlamda fevkalade kıymetlidir.

Bunun yanı sıra, e-ticaret ve dijital pazarlama gibi teknolojinin getirdiği imkanlardan faydalanmak artık bir tercih olmaktan çıkıp bir zarurete dönüşmüştür. Pandemi toplum genelinde olduğu gibi müşteri alışkanlıklarında da önemli değişikliklere yol açacaktır. Bu süreçte dijital pazarlama ve e-ticaret imkânlarından faydalanan işletmeler önemli bir rekabet avantajı yakalayacaktır.

Öte yandan özellikle virüsün son dönemde gördüğümüz virüslerin çoğunda olduğu gibi yine Çin kaynaklı olmasının küresel ölçekteki yatırım hareketleri konusunda da bazı değişikliklere yol açması beklenmektedir. Çin’den uzaklaşacak yatırımcılar için hem jeopolitik konumu hem de sunduğu yatırım kolaylıklarından ötürü ülkemiz parlayan bir yıldızdır. Bu bağlamda, Zafer Organize Sanayi Bölgesi gibi uluslararası ölçekte yeni yatırımlara uygun sanayi bölgeleriyle Kütahya yerli ve yabancı yatırımcılar açısından bir cazibe merkezi olacaktır. Buna ek olarak, seramik ürünlerinin ithalatının azaltılmasına yönelik düzenlemeyle birlikte, çini, seramik ve porselen sektörlerinde, uluslararası düzeyde kıymetli firmaların yer aldığı, önemli bir bölgesel kümenin oluştuğu Kütahya’da bu sektörlerin koronavirüs sürecinden avantajlı çıkmaları beklenmektedir.

Son olarak, içinde bulunduğumuz sürecin olumlu ve olumsuz etkilerini henüz görmeye başladığımızı unutmamak gerekiyor. İş insanlarımızın bu dönemin geçmesini bekleyerek belli ölçüde bir küçülmeyi göze almak yerine daha da çok çalışarak, yaratıcı bir şekilde üreten ve kendini geliştiren bir karakteri benimsemeleri gerekmektedir. Karamsarlığa kapılmayarak, başımızı dik tutup ilerlersek önümüzdeki fırsatları daha iyi görebilir ve bu süreçten en az zararla hatta daha da avantajlı bir şekilde çıkabiliriz. Devletimiz ve sağlık çalışanlarımızın gösterdiği olağanüstü gayretlere karşılık olarak, iş insanlarımızın da bu dönemde gereken özveriyi göstermesi büyük önem arz etmektedir.

İsmet Özotraç

Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası

Yönetim Kurulu Başkanı