Advertisement

Çin’in Vuhan şehrinden dünyaya yayılan ve tüm ülkelerin tek gündemi halini alan Covid-19 salgını, sosyal ve ekonomik yaşamı temelden sarstı. 17 Mayıs tarihi itibariyle 312 bin cana mal olan pandemi, milyonlarca insanın yaşam ve tüketim alışkanlıklarını bir anda değiştirdi.

Dünya nüfusunun tamamına etki eden salgın ülke ekonomilerine de telafisi zor kayıplar yaşattı IMF geçtiğimiz ay yaptığı tahminde salgına karşı alınan sosyal mesafe önlemlerinin bir sonucu olarak dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 3 küçülmesini öngörmüştü. Salgının, 2020 ve 2021’de küresel ekonomiye maliyetinin 8,5 trilyon dolara ulaşabileceğini belirten Birleşmiş Milletler raporunda ise yaşanan krizin 2016’dan bu yana elde edilen tüm kazanımları silebileceği ifade edildi. Oluşan bu karamsar tablo içerisinde hükümetlerin, salgınla mücadele kapsamında aldığı mali önlemler dünya gayrisafi yurt içi hasılasının neredeyse yüzde 10’una kadar ulaştı.

Yaşanan buhran döneminin ülkemizdeki etkileri de her geçen gün daha fazla hissediliyor. Yabancı yatırımcılar tarafından 2020 başından bu yana net 2 milyar 950 milyon dolarlık hisse senedi, 5 milyar 360 milyon dolarlık tahvil satışı yapılması ile toplam sermaye çıkışı 9,9 milyar dolara ulaştı. Mart ayındaki yabancı çıkışlarıyla Merkez Bankası Döviz rezervleri 16,5 milyar dolar azalarak, 2006 Şubat ayından bu yana en düşük seviyeye indi. İlk iki ayda Merkez Bankası’ndan transferlerle desteklenen bütçe ise Mart ayında tam 43.7 milyar TL’lik açık verdi.

Pandemi süreci ile oluşan ekonomik tablonun ardından devlet tarafından iş dünyası için açıklanan destek programı kapsamında; Kredi Garanti Fonu destekli ‘İşe Devam Kredisi’ ile 190 binden fazla firmaya toplam 137 milyar lira destek verilirken, yaklaşık 1 milyon esnaf için 23 Milyar liralık finansman desteği sağlandı. Ekonomik istikrar paketi kapsamında sunulan bu destekleri yüksek seviyede kullanılabilir ve faydalı görmekle beraber kapsamın mutlaka genişletilmesi ve iyileştirilmesini arzu ediyoruz.

Rakamların da ortaya koyduğu kriz tablosunun bir an önce değiştirilebilmesi, reel sektörün yaralarını sarabilmesi için; özellikle kredi imkânlarının iyileştirilmesi, vergi alanında uzun dönemli erteleme ve borçların silinmesi, destek kapsamına giren sektörlerin genişletilmesi, sicil affı, sektöre özel kalkınma paketleri ile şirketlerin çalışan maliyetlerini azaltmaya yönelik uygulamaların getirilmesinin elzem olduğunu düşünüyoruz.

İçinde bulunduğumuz bu zorlu süreçte devletimizin sağladığı desteklerin yanında TOBB Başkanı Sayın Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun öncülüğü, 365 oda ve Borsamızın çalışmaları sonucunda hayata geçirilen ‘Nefes Kredisi’ iş dünyamızın soluklanmasını sağladı. Ödemeleri gelecek yıl başlayacak ve 20 taksitte ödenebilecek bu kredinin yanı sıra Halkbank tarafından düzenlenen ‘Can Suyu Kredisi’ ve diğer kamu bankalarının kredi programları, iş dünyası için sağlanan önemli destekler arasında yer aldı.

“Özel Bankalar Sorumluluktan Kaçmamalı”

Burada altını çizmek istediğim önemli bir husus ise bazı özel bankaların süreçteki rolü hakkında olacak. Özellikle yakın zamanda şehrimizi ciddi şekilde etkileyen 24 Ocak depremi ve sonrasında gelişen pandemi süreci, iş dünyasındaki büyük finansal sorunları da beraberinde getirdi. Ardı ardına krizler yaşadığımız bu dönemde, bazı bankaların sorumluluktan olabildiğince kaçtığını, kredi başvurularında geçmiş dönemlere nazaran birçok konuda zorluklar çıkarıldığını, kâr paylarının öncelediğini iş dünyası temsilcileri olarak duyuyor, gözlemliyoruz. 8 bin 500 üyesi bulunan Malatya Ticaret ve Sanayi Odası adına, iş dünyasının güçlü bir hafızası olduğunu hatırlatarak; tüm bankaların bu dönemde ellerini taşın altına koyması gerektiğini yineliyor, özellikle bireysel destek başvurularında daha pozitif bir yaklaşımda bulunmalarını ve iş dünyasının yanında olmalarını umuyoruz. Unutulmamalıdır ki bankacılık sektörünün geleceğini yine reel sektörün durumu tayin edecektir.

“Normalleşme Süreci ile Oluşacak Küresel Potansiyelden Yararlanabiliriz”

Yeni normalleşme süreci ile yeniden başlayan sosyal hareketliliğin ikinci bir yayılım dalgası yaratabileceği endişesi hem zihinlerde hem de piyasalarda büyük kaygı oluşturuyor. Olumlu veya olumsuz, gelecek süreçte salgının göstereceği seyir, ekonomik ve sosyal hayatta yeni tedbir ve aksiyonlar alınmasını gerektirebilir.

Kriz yönetimi ve üretim kabiliyetimiz konusunda ciddi sınav verdiğimiz bu süreçte, tanı-tedavideki başarı ile güçlü sağlık altyapısının yanı sıra; özellikle solunum cihazlarında gösterdiğimiz hızlı üretim refleksimiz, yeni gelecekteki Türkiye imajı açısından önemli bir parametre olacaktır.

Bu bağlamda, dünyanın birçok noktasında başlayan normalleşme dönemi ile birlikte, küresel ekonomik yapıda ortaya çıkacak potansiyeli en iyi kullanabilecek ülkelerin başında geldiğimizi düşünüyor, tedarik zincirinin kısalmasıyla, özellikle Avrupa ülkelerinin yatırım tercihleri arasında Türkiye’nin öne çıkacağını değerlendiriyoruz.

Dijital Dönüşümde Yerlilik Büyük Önem Taşıyor

Yakın zamanda geride bırakmayı umduğumuz pandemi sürecinde edinilen tecrübelerin, küresel çapta yeni bir dönemin kapısını aralayacağına dair olan inancımız mevcut koşullarda şansı en yüksek öngörümüz gibi duruyor. Covid-19 salgınının, küresel bir krizde; yerli üretim, tarım ve tarım politikaları ile kendi kendine yetebilmenin ne denli önem arz ettiğini, dünya savaşlarından bu yana böylesine ciddi tecrübe etmemiş bir nesil için önemli bir uyaran olacağına inanıyorum.

Son olarak, sosyal karantina altında olduğumuz şu dönemlerde, bireylerin, kurum ve kuruluşların önemini daha fazla kavradığı iletişim teknolojilerinin gelecek süreçte özellikle üretim, çalışma ve eğitim alışkanlıklarımızı büyük ölçüde değiştireceği aşikâr.

Büyük bir dönüşümün eşiğinde olduğumuz şu dönemde özellikle yakın gelecekte, sanayi ve ekonomimizi büyük oranda etkileyecek yeni dijitalleşme akımlarının iyi takip edilmesi gerektiğini, özellikle de 5G teknolojisi ve bu alanda yerlileşme konusunun büyük önem arz ettiğini düşünüyorum.

Tüm insanlığı etkileyen bu zorlu süreci; azim, dayanışma, istişare ruhu ile bilimin ışığında, en hızlı sürede atlatmamız temennisi ile.

Oğuzhan Ata Sadıkoğlu
Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı
TOBB Yönetim Kurulu Üyesi