Advertisement

GİZEM UZUNER GENÇTÜRK - BLOOMBERG HT ARAŞTIRMA

Uzun süredir devam eden Ukrayna ile Türkiye arasında Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerinde sona gelindi. İki ülke arasında yapılacak Serbest Ticaret Anlaşması neticesinde on milyar dolarlık ticaret hedefleniyor.

Ancak iki ülkenin arasında yapılacak ticarette özellikle çelik sektörü Ukrayna’nın Türkiye’ye ihraç edeceği çelik konusunda endişeli. 15-20 gün içerisinde Meclis’e sunularak detaylarını görmeyi bekledikleri Serbest Ticaret Anlaşması’nda; Ukrayna’ya karşı Türk çelik üreticisini koruyacak önlemler görmek istiyorlar.

“Ukrayna Türkiye’ye tarım ürünü ve çelikten başka bir şey satamaz”

Virtus Steel Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Öztürk, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi:

“Dünyada globalizm sona erdikten sonra; bütün ülkeler korumacılık politikalarını öne koydular. Bugün, Ukrayna ile Serbest Ticaret Anlaşması imzalayarak Türkiye’nin dış politikası adına önemli bir adım atıldı. Ancak bu Serbest Ticaret Anlaşması, Türk çelik sektörü için bir tehdit ve sektörün koruma altına alınması lazım. Türkiye, Avrupa’da Gümrük Birliği üyesi; ancak gerektiğinde Avrupa Birliği, Türk çelikçilerine kota koyuyor ve gerekirse anti-damping soruşturmalarını yapıyor. Daha önce Güney Kore ile Serbest Ticaret Anlaşması yaptığında, Türk çelik sektörü bunu hazmedebildi. Sonucuna baktığımızda, Güney Kore’nin Türkiye’ye ihracatı 1,2 milyar dolar; Türkiye’nin 10 milyon dolar.

Şimdi bir de Japonya ile Serbest Ticaret Anlaşması yapıyoruz. Japonya’da çok önemli bir çelik üreticisi. Yakında bir de Avrupa ve ABD’den karbon emisyonu sürecinde kota harici ek vergiler bile gelebilir. Şimdi bir de Ukrayna’da riski var. Çünkü, Ukrayna’nın 20 milyon kullanmadığı kapasite var. Sadece 10 milyon tonluk üretim artışına giderse Türk çelik sektörü bunu yönetemez. 2,5 milyar ihracatımız var; 2,5 milyar dolarda ithalat yapıyorduk. Bunun da büyük bölümü zaten çelik ürünü. Biz zaten Ukrayna’ya satabileceğimiz her şeyi satıyoruz. Ukrayna Türkiye’ye tarım ürünü ve çelikten başka bir şey satamaz. O yüzden bence bizim ihracatımız aynı kalacak, ama onlardan yaptığımız çelik ithalatının önü açık. Güney Kore ile yapılan Serbest Ticaret Anlaşması’na dayandık, ama Ukrayna hususunda gerekli önlemleri çelik sektörünü korumak adına acilen almalıyız.”

“Bu STA’nın Türk çelik sektörüne çok faydası olmaz”

SteelOrbis Genel Müdürü Murat Eryılmaz, çelik sektörünü bekleyen risklere dair değerlendirmesinde, “Çelik sektörü ile ilgili önemli bir risk söz konusu. Ukrayna’dan yaklaşık 2,5 milyon ton çelik ithalatımız var. Bununda yüzde 95’i dâhilde işleme rejimine tabi.” dedi.

Eryılmaz, sözlerine değerlendirmesine şöyle devam etti:

“Serbest Ticaret Anlaşması söz konusu olduğunda buradaki ithalatın ciddi oranda artması söz konusu olabilir. Bugüne kadar, Ukrayna’dan ithalatın bir milyon ton üstü sıcak sacdır. O yüzden bazı ürünlerde üretim yapan üreticileri özellikle negatif etkilenebilir. Bu Serbest Ticaret Anlaşması’nın Türkiye için faydası en fazla hurda ithalatı olabilir. Ukrayna’nın mevcut durumda uyguladığı ihracat vergisi yaklaşık 180 USD/ton. Şimdiye kadar Ukrayna ile yapılan Serbest Ticaret Anlaşması’na dair bildiklerimiz arasında bu verginin kaldırılacağını duymadık. O yüzden her halükarda bu STA’nın Türk çelik sektörüne çok faydası olmaz. Ama Türkiye, Ukrayna için çelikte potansiyel ihracat pazarı.”

“Devlet yetkililerinin azami ölçüde çalıştığını biliyoruz”

Türkiye Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Dr. Veysel Yayan, sektörün Ukrayna’ya karşı açık olduğu risklere dair gerekenin yapılacağını belirttiği konuşmasında, “Ukrayna ile yapılacak Serbest Ticaret Anlaşması’nda ülkelerin karşılıklı vergilerin sıfırlansa bile çelik sektörü için adaletli olamaz. Anlaşma, 15-20 gün içerisinde Meclis’e sunulabilir, o zaman detaylarını göreceğiz. Ancak, sektör için bu STA kapsamında hassasiyetlerimizin dikkate alınması için devlet yetkililerinin azami ölçüde çalıştığını biliyoruz. Güney Kore ve Çin’den sonra dünyada çelik sektörünün en dinamik olduğu Türkiye’nin Ukrayna’ya açılması söz konusu olamaz. Bundan sonra da yapılacak tüm Serbest Ticaret Anlaşmaları’nda da çelik sektörünün durumunun dikkate alınacağını düşünüyoruz.” dedi.

“Malesef bazı konularda önceden hazırlık yapmadığımız için fayda sağlayamıyoruz”

Serbest Ticaret Anlaşması imzalanmadan önce sektörlere etkisinin detaylı olarak değerlendirmesi gerektiğini düşünen Çelik İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Uğur Dalbeler, konuyu şu sözlerle yorumladı:

“Ukrayna’nın milli hasılasının üçte biri çelik üretiminden ve sadece üretimlerinin üçte birini tüketip, kalanı ihraç ediyorlar. Çelik sektöründe Ukrayna’nın doğal pazarıyız. Hammadde imkânları, sahip oldukları cevher, kömür, devlet tarafından sübvanse edilen iki büyük şirketi göz önüne alındığında rekabet etme şansımız yok. Oraya bir şey satabileceğimizi düşünmüyoruz ama en azından Bakanlık’a, Serbest Ticaret Anlaşması’nda zararı minimize etmek adına bir öneride bulunduk. İmzalanan anlaşmanın içeriğine haiz değiliz henüz; bizim önerimizin ne kadarının hayata geçtiğini bilmiyoruz.

Güney Kore ile yapılan Serbest Ticaret Anlaşması sonucunda biz hiçbir şey satamazken, Güney Kore bu anlaşmayı lehine çevirdi. Maalesef bazı konularda önceden hazırlık yapmadığımız için fayda sağlayamıyoruz. Normalde STA imzalanmadan önce sektör sektör etki analizi yapılması gerekiyor.

Ukrayna hammadde ihracatına çok ciddi bir vergi uyguluyor mesela. Bunun amacı da Türkiye’nin hammadeye ulaşmasını engellemek. Ukrayna’nın hurda ihracatına uyguladığı vergide değişikliğe gitmesi ancak bizim için avantaj olabilir. Hatta normalde hurdaya ihracat vergisi Dünya Ticaret Örgütü kurallarına göre aslında olmaması gerekir. Ama hem Rusya hem de Ukrayna bunu uyguluyor.”

Citi analistleri, paylaştıkları araştırma bir araştırma raporunda para politikasındaki belirsizlik ve Türk lirasında artan oynaklık göz önünde bulundurulduğunda Türkiye’de enflasyonun Mayıs ayında yüzde 50’yi aşarak zirveye ulaşacağını, sonrasında ise yüzde 30-35 civarında seyredeceğini öngördü.

2021’de yaşanan fiyat gelişmeler ve Ocak ayındaki yükseliş sonrasında bunun döngüsel değil sürekli bir konjonktüre işaret ettiğini belirten Citi, kurdaki geçişkenlik ve geçmiş verilere karşı hassasiyeti yüksek olan ileriye dönük beklentilerin de bu konjonktürü desteklediğini söyledi.

"Enflasyon görünümü önceki yıllara göre ciddi derecede bozuldu"

Citi, para politikası belirsizlik ve kurdaki oynaklıktan dolayı enflasyon görünümünün de önceki yıllara göre ciddi derecede bozulduğunu vurguladı.

Beklentileri ve fiyat istikrarını sağlamak için Merkez Bankası’nın gerçekten sıkı bir para politikası izlemesi gerektiğini söyleyen Citi analistleri, Türkiye için doğal faiz oranı ve enflasyon tahminlerine göre Merkez Bankası’nın para politikasını 2022’nin ilk çeyreğinde gözden geçirmek durumunda kalabileceğini dile getirdi.

"Rekabetçi kur tek başına yeterli değil"

Citi, hükümetin Türkiye Ekonomi Modeli ile ilgili de bir değerlendirme paylaştı. Rekabetçi reel döviz kurunun yapısal reformlarla desteklenmediği sürece tek başına cari dengeyi kalıcı olarak iyileştiremeyeceğini belirten kurum, Türkiye’nin 2021’de çift haneli bir büyüme kaydedeceğini ifade etti.

Merkez Bankası’nın Eylül 2021’den bu yana 500 baz puanlık faiz indirmesine rağmen tahvil faizleri ve banka kredi faizlerinin ciddi derecede arttığına değinen Citi analistleri, politika yapıcıların banka kredileriyle ekonomik aktiviteyi canlandırmada bu yıl zorlanabileceğini vurguladı.

Düşük politika faizi ve rekabetçi kurun döngüsel olarak ekonomiyi destekleyebileceğini fakat bunun tek başına bir ekonomik dönüşüm sağlamayacağını söyleyen Citi, yalnızca üretimdeki artışın kişi başına düşen milli geliri artırabileceğini ve insanların yaşam kalitesini iyileştirebileceğini belirtti.

TESK Genel Başkanı Palandöken, yapılan zamlarla esnafın elektrik faturalarının altından kalkamadığını belirterek, “Esnafımız en az 800 kilovatsaat elektrik tüketimi yaptığı için kademeli tarifede kademenin 210 kws’ye çıkartılması maalesef esnafımıza fayda sağlamadı. Akaryakıta gelen zamlar başta olmak üzere birçok kalemde yaşanan artışlar esnafımızı zaten zorlarken, kiradan çok gelen elektrik faturaları ödenemez hale geldi. Biriken borçlar nedeniyle de yapılandırması bozulan esnafımız zor zamanlardan geçiyor. Bu nedenle elektrikteki zamlar geri alınmalı. Esnafa özel bir tarife uygulanmalı. En azından belli bir süre bu zamların sübvanse edilmesi gerçekten esnafımızın en büyük beklentisi haline geldi” dedi.