Venezuela'nın petrol hikayesi bir gecede sil-baştan yazılabilir mi?
-
Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'nun Caracas'ta ABD tarafından eşi ile birlikte yakalanıp New York'a götürülmelerinin ardından ülkenin petrol rezervleri en çok konuşulanlardan oldu.
-
Venezuela, dünyanın en büyük ispatlanmış petrol rezervlerine sahip olmasına rağmen, yüksek sondaj–rafinaj maliyetleri, yaptırımlar ve yıllar içinde aşınmış üretim altyapısı nedeniyle taşıdığı potansiyeli yalnızca mütevazı bir ekonomik çıktıya dönüştürebiliyor.
UFUK OLGUN
Venezuela konusunda konuşulanlar ağırlıklı olarak ispatlanmış petrol rezervleri ile ilgili. Dünyanın en büyük ispatlı petrol rezervleri, 303,8 milyar varil, Venezuela'da yer alsa da rezervlerin hacmi kadar kalitesi, sondaj ve rafinaj maliyeti de önemli.
Bir varil petrolün sondaj maliyeti Venezuela'da 20 dolar seviyelerinin üzerine, bakım-onarım ve iyileştirme maliyetleri ile 40 doların üzerine kadar çıkabilirken bu rakam dünya petrol rezervleri bakımından 2. sırada bulunan Suudi Arabistan'da 10'da 1'inin altına kadar inebiliyor.
Venezuela'da yer alan Orinoco Oil Belt'te mevcut bitümlü kum (katran kumu) rezervlerinden kimi kaynaklara göre 600 milyar varil (maksimum) petrol üretimi bile mümkün. Ancak bu rezervlerde bulunan ve 'heavy' olarak sınıflandırılan bu petrolün rafinaj maliyeti de kendisi gibi ağır, 10-20 dolar/varil aralığında. Suudi Arabistan'da 3 dolar seviyelerine kadar inen bir maliyet.
ABD yıllardır Venezuela'dakilere benzer rezervleri işleyebilmiş bir altyapıya sahip. Zaten Venezuela'da petrol sondajı yapabilecek ve bu petrolü işleyerek küresel ticari standartlarda ürün elde edebilecek çok sayıda ülke de yok.
ABD'nin şeyl petrolü üretimi ile karşılaştırıldığında, Venezuela'nın petrol rezervleri coğrafi olarak muazzam büyüklükte. Yapısal olarak ağır ve karışık. Ancak yine de esnek ve hızlı üretilebilen, varil başına üretim maliyeti 45-50 dolarları aşınca kârsız bir hal alarak üretimi yavaşlatılıp durdurulabilen ABD şeyl petrolüne kıyasla lojistik maliyetleri, bakım maliyetleri ve yaptırımların getirdiği yükler nedeniyle şeyl petrolünden daha az arzulanabilen bir emtia konumunda.
Venezuela'da petrol ihracatı gelirleri 2012 yılında pik gördükten sonra 2013'te önceki Devlet Başkanı Hugo Chavez'in ölümünün ardından keskin biçimde geriledi. 2021 ve 2022'de sıfıra yakınsadı. Üretim ve ihracat da benzer trendleri takip etti ve mevcut altyapısı ile ülke 1 milyon varil/gün seviyelerinde (çoğu zaman altında) üretim ve ihracat yapabiliyor.
Venezuela'nın petrolüne olan talep de ağırlıklı olarak Çin'den geliyor
Halihazırda Venezuela devlet petrol şirketi PDVSA, ABD'li Chevron, İspanya'dan Repsol, İtalya'dan Eni ülkede petrol üretim faaliyetleri yürütüyorlar. Venezuela'nın mevcut ekonomisi ve altyapısı ile birlikte düşünüldüğünde, ülkenin petrol hikayesinin 1 günde değişemeyeceği, sürdürülebilir bir üretim için gerekli altyapı yatırımlarının yıllar alabileceği de bir gerçek.
Kısacası, Venezuela petrolü ABD karantinasında kalsa dahi petrol fiyatlarında Rusya-Ukrayna savaşının başlamasıyla görülen bir sıçrama olabilmesi pek mümkün görünmüyor. Karantinanın kalkması durumundaysa artan üretimle birlikte yüzde 4’lük bir fiyat düşüşü olabileceği hesaplanıyor. Aynı zamanda, büyük rezervlerine rağmen düşük kârlılığı nedeniyle Venezuela'nın petrolünün Suudi Arabistan gibi üretim ve rafineri maliyeti düşük ülkelerdeki ekonomik etkiyi yapması da pek mümkün değil.
Venezuela'nın petrolüne olan talep de ağırlıklı olarak Çin'den geliyor. Bu durum, yani ağırlıklı olarak tek bir alıcının olması da ülkenin petrol ablukasında olup olmaması, üretimindeki olası artış veya ihracatında keskin volatiliteyi küresel petrol piyasası için 'sınırlı' bir etken olarak konumlandırıyor.
Venezuela'da yaşananlar, yer altında ham rezerv halinde bulunan bir emtianın yapısının, yer üstüne çıkarılma ve işlenme maliyetlerinin ne denli önemli olduklarını bize gösteriyor. Muazzam büyüklükte bir rezerv oldukça mütevazı bir ekonomik etki gösterebiliyor.