WEF/ Aytuğ Göksu: Küresel ajanda Davos'ta şekilleniyor
-
WEF Sanayi 4.0 Küresel Network Müdürü Aytuğ Göksu, Davos'un temel amacının, 2026 yılına girerken küresel ajandayı oluşturmak olduğunu vurguladı.
-
Göksu, şirketler ve KOBİ'ler açısından yapay zekâ uyumunun istenilen seviyede olmadığını, bu sebeple doğrudan ekonomiye kazandırdığı değerin çok düşük olduğunu söyledi.
WEF Sanayi 4.0 Küresel Network Müdürü Aytuğ Göksu, Dünya Ekonomik Forumu’nun (Davos) bu yıl katılımcı profili açısından dikkat çekici bir seviyeye ulaştığını belirtti. Göksu, zirveye 65 ülkeden cumhurbaşkanı ve başbakanın katıldığını ifade etti.
G7 ülkeleri açısından bakıldığında, yedi ülkeden beşinin liderinin Davos’ta olacağını söyleyen Göksu, zirvenin adeta “mini bir G7 zirvesi” niteliği taşıdığını belirtti. Toplamda 400’e yakın siyasi liderin zirvede yer alacağını aktaran Göksu, geçen yıl bu sayının yaklaşık 300 olduğunu hatırlattı.
Zirveye katılacak isimler arasında Donald Trump, Kanada Başbakanı, Arjantin Devlet Başkanı, Avrupa Komisyonu Başkanı, Fransa Cumhurbaşkanı, Almanya Şansölyesi, İtalya ve İspanya başbakanları ile Ukrayna Cumhurbaşkanı yer alıyor. Çin’den başbakan yardımcısının ve Suriye Cumhurbaşkanı’nın da zirveye katılması bekleniyor.
Ana Tema: Diyalog
Zirvenin ana temasının yaklaşık 6–7 ay önce belirlendiğini ifade eden Göksu, bu temanın merkezinde diyalog ihtiyacının bulunduğunu söyledi. Tarafsız bir platformda, iş dünyası, siyaset ve akademi temsilcilerinin aynı masa etrafında bir araya gelmesinin önemine dikkat çekti.
Jeopolitik kırılmaların derinleştiği, ekonomik ve ticari gerilimlerin arttığı bir dönemde bu ihtiyacın daha da belirgin hâle geldiğini belirten Göksu, Davos’un bu anlamda önemli bir buluşma zemini sunduğunu ifade etti.
Davos’un amacı: Yılın ajandasını belirlemek
Göksu, Davos’ta katılımcıların belirli temalar çerçevesinde samimi bir ortamda bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunduğunu, bu görüşmelerin sonuçlarının yıl içinde somut biçimde hissedilebildiğini söyledi.
Davos’un temel amacının, 2026 yılına girerken küresel ajandayı oluşturmak olduğunu vurgulayan Göksu, kısa vadede genellikle iki yıllık bir perspektifle risklerin ele alındığını, uzun vadede ise yapay zekâ, çevre ve iklim koşullarının öne çıktığını belirtti.
Yapay zekâda KOBİ’lerin uyumu kritik
Günlük yaşamda yapay zekânın yaygın biçimde kullanıldığını ifade eden Göksu, buna rağmen özellikle şirketler ve KOBİ’ler açısından yapay zekâ uyumunun istenilen seviyede olmadığını söyledi.
Birçok ülkede KOBİ’lerde yapay zekâ adaptasyonunun hâlâ zayıf olduğunu belirten Göksu, bu uyumun artmaması durumunda yapay zekânın ekonomiyi etkileme hızının da yavaşlayacağını ifade etti.
“Minilateralizm” ve “Yapay zeka çöplüğü”
Göksu, 2026 yılı ve sonrasında uluslararası ilişkiler ve teknoloji alanında daha sık gündeme gelmesi beklenen iki yeni kavrama dikkat çekti.
Göksu, 2026 yılı ve sonrasında literatürde daha fazla yer bulması öngörülen “Minilateralizm” ve “Yapay Zeka Çöplüğü” kavramlarını paylaştı. Küresel sistemde yaşanan dönüşüme işaret eden bu kavramların, uluslararası ilişkilerden teknoloji kullanımına kadar geniş bir etki alanı oluşturacağı belirtildi.
Göksu, "Minilateralizm, çok taraflı uluslararası sistemin yerini, daha bölgesel ölçekte ve sınırlı sayıda ülkenin bir araya gelerek oluşturduğu iş birliği modellerine bırakmasını ifade ediyor. Bu yaklaşımın, küresel karar alma süreçlerinde yeni bir denge yaratması bekleniyor" dedi.
Diğer bir kavram “Yapay Zeka Çöplüğü” için ise Göksu "derinliği olmayan ve herhangi bir amaca hizmet etmeyen içerik, fotoğraf ve videoların yapay zeka aracılığıyla kontrolsüz biçimde üretilmesi ve bu durumun hem dijital kirliliğe hem de ciddi bir enerji israfına yol açtığına dikkat çekiliyor" dedi.
Göksu, 2030 yılına kadar birçok iş kolunun dönüşeceğini ya da tamamen ortadan kalkacağını hatırlatarak, yeni teknolojilerin sunduğu fırsatların yanı sıra barındırdığı risklerin de doğru şekilde yönetilmesi gerektiğini vurguladı.