Advertisement

Avusturya, Belçika, Litvanya, Lüksemburg ve İspanya bloğunun iklim şefi Frans Timmermans ve AB Komisyonu Enerjiden sorumlu üyesi Kadri Simson tarafından imzalanan ortak bir mektuba göre, bloğun 2030 yılına kadar bölgede en az 1.000 gigawattlık fotavoltaik sistem kurması gerekiyor. Bu rakam yaklaşık olarak dünyanın mevcut kapasitesine eşdeğer düzeyde seyrediyor.

Ülkelerin enerji bakanları tarafından imzalanan ve Bloomberg tarafından görülen Çarşamba tarihli mektupta, “Yeni inşa edilen evler ve büyük bir tadilattan geçen evler için güneş çatıları standart hale getirilmeli. Her fotovoltaik panel, Rusya'ya olan enerji bağımlılığımızı anında ve doğrudan azaltır” cümleleri yer aldı.

2021'de 166 gigawattlık kurulu güneş enerjisi kapasitesine sahip olan Avrupa Birliği, on yılın sonuna kadar en az 70 milyon güneş enerjisi çatısı yerleştirebileceğini söyledi.

Avrupa Komisyonu'nun Rus gazına olan bağımlılığını azaltma planını açıklamasına sadece haftalar kaldı. Blok, yapacağı açıklamada yenilenebilir enerji kaynaklarının yayılmasını hızlandırmaktan rüzgar ve güneş çiftlikleri için bürokrasiyi azaltmaya kadar bir dizi önlemin ana hatlarını çizecek.

Bloomberg HT’ye yayınlanmaya başlayan Elektrik 4.0 programının konuğu Schneider Electric Türkiye ve Orta Asya Bölge Başkanı Bora Tuncer oldu.

Tuncer, elektrik 4.0’ın ne demek olduğunu, önemini ve bu bağlamda sürdürülebilirlik ve verimlilik açısından ne tür kazançlar sağlayacağını anlattı.

“Elektrik 4.0 akıllı ve temiz enerji demek”

Elektriğin günümüze kadarki yolculuğu hakkında bilgi veren Tuncer, şunları söyledi:

Sanayi devrimi elektrik devrimi ile paralel çalışan kardeş fonksiyonlar. Kısacası sanayi devriminde elektrikle ilgili gelişmelere olmadan olamaz. Sanayide üretimin artması seri üretimin gelmesi paralelinde de çevre ekolojik denge fonksiyonlarını getirdi atıkların insan hayatına etkilerini yaşamaya başladık. O zaman gündeme yenilenebilir enerji kavramı geldi. Bu dönemde elektrik 3.0 diyoruz. 4.0 aslında dijital çağ. Nesnelerin interneti, uçtan uca bağlantı, akıllı güvenilir sistemler vasıtasıyla ilk tedarikten son kullanıcıya kadar entegre sistemler kullanılırken diğer taraftan da bunu sağlayan buna destek veren 2 alan var birisi dijital dönüşüm diğeri elektrifikasyon bu sebeple bu döneme elektrik 4.0 diyoruz. McKinsey’in yaptığı araştırmada önümüzdeki 5 yılda ABD ve Almanya’da yeni araç taleplerinin yüzde 35-40’ı, Uluslararası Enerji Ajansı’nın yaptığı araştırmaya göre Çin’deki önümüzdeki dönem araç sahiplerinin yüzde 35-40’ı elektrikli araçlara gelecek. Elektrik 4.0 dijitalin birleştiği daha temiz daha akıllı daha sürdürülebilir, bir enerji yolculuğu oldu.

Karbon ayak izini azaltmak için 3 önemli noktaya dikkat çeken Tuncer, “Teknoloji artarak hayatımızın içinde. Elektrikli bir araca bindiğiniz zaman yazılımlarla karşılaşıyorsunuz. Dijital teknolojilerin varlığı için elektrik sürekliliğine ihtiyacınız var. Bu ikisi birlikte hareket ediyor. Karbon ayak izini azaltmak içinde analiz etme, modelleme geriye dönük öğrenme ve çözümler yaratmanın ekosisteme önemli katkısı var” diye ekledi.

“Enerjiyi korumak üretmekten daha kolay”

Tuncer, enerjiye erişimi arttırmak için mikro kanalların olmasını gerektiğini söyleyerek, “Bugün enerjinin yüzde 80’ni fosil kaynaklardan karşılanıyor. Elektrik dağıtım networkumuzun yüzde 95’i tek yönlü o yüzden enerji iklim krizinin en önemli yerinde yer alıyorsa, bizim uçtan uca tüm değer zincirlerinin tüm halkalarını gözden geçirmemiz gerekiyor. Üretimi daha temiz yapmalıyız. Micro şebekeler yaratmalıyız. Böylelikle enerjiye erişimi de arttırmalıyız. Farkındalığı arttırmalıyız. İsrafı azaltmalıyız. Kullanılan enerjinin yüzde 60 verimli kullanılmıyor. Karbon salınımına katkı sağlananın en iyi yolu budur. Birim enerjiyi korumak aynı birim enerjiyi üretmekten çok daha kolaydır” dedi.

"Manisa fabrikamız Schneider Electric içinde Avrupa’daki ilk ve tek akıllı fabrika seçildi"

Son olarak Schneider Electric’ın dünyada Türkiye’de ve müşterilerine yaptığı projelere de değinen Tuncer şunları söyledi:

Schneider Electric olarak sıfır karbon projemiz var. En büyük 1000 yan sanayicimizin önümüzdeki 10 yıl içinde 800 milyon ton karbon azaltmasını sağlamasını hedefliyoruz. Bir taraftan ekonomik fayda sağlarken diğer taraftan çevreye fayda sağlayacağız. Yatırım yapma imkânı olmayan belediyelere veya endüstriyel kurumlara tasarla inşa et ve hizmet olarak sat modelimiz var. 9 bin kişiden oluşan 9 milyon metre kullanan, 400 binası olan Maryland eyaletinin Montegor şehri Schneider Electric tarafından kurulmuş süründürülebilir enerji sistemini hizmet olarak satın alıyor. Manisa fabrikamız, 2021 yılında Schneider Electric içinde Avrupa’daki ilk ve tek akıllı fabrika seçildi. Uçtan uca kendi çözümlerimizle 2021 yılında 500 kilograma yakın karbon salınımını engelledik. Enerji ve Tabii kaynaklar bakanlığı tarafından onaylanan ilk enerji verimliliği danışmanlarından biriyiz. 550 tesiste enerji verimliliği hakkında çalışmalar yaptık ve raporlar hazırladık. Bu raporların sonucunda 3 milyon ağacın temizleyebildiği karbon salınımının net edebilecek 2 milyon kwatt saat enerji temizliğine denk geliyor.

Teknolojik olarak imkanlar mevcut. Biraz daha standartların hazırlandığı dönemlere girdik. Amerika yapılan standardizasyon ile Tesla’nın değeri inanılmaz arttı. Ülkemizde yerli elektrikli aramızı yaparken, şarj hizmet yönetim ve istasyon regülasyonu da yayınlandı

Sürdürülebilirlik ve biyolojik çeşitlilik konusunda farkındalık oluşturmak ya da en azından durum tespiti yapmak için dünya genelinde 125'in üzerinde gün kutlanıyor. Bunlar arasında Dünya Çevre Günü, Uluslararası E- Atık Günü, Sıfır Emisyon Günü ve hiç araba kullanılmayan Dünya Arabasız Günü gibi küresel çaptaki etkinliklerin yanında Japonya’nın Yunus Günü ve Ulusal Temizlik Günü gibi ülkeye özel günler de bulunuyor. Bunların herbiri çevreyi korumaya yönelik atılacak adımlara ve alınacak aksiyonlara ilham oluyor.

Sanayileşme ve kentleşme konusundaki gelişmeler büyük zorlukları da peşi sıra getiriyor.

Gezegenimizin geleceği için sürdürülebilirlik hedeflerimize ulaşmak konusunda farkındalık yaratacak özel günler ilan etmenin ötesinde somut adımlar atmamız gerekiyor. Paris Anlaşması’nda uzun vadeli bir hedef olarak belirlenen küresel ortalama sıcaklık artışının sanayileşme öncesi döneme göre 2 °C (3,6 °F) altında tutulması ve bu artışın 1,5 °C (2,7 °F) ile sınırlandırılması iklim değişiklğinin etkilerini önemli ölçüde azaltacaktır. Bu amaca ulaşmanın en önemli itici güçlerinden biri, enerji verimliliğini sağlayarak enerji denklemi dediğimiz şeyi çözmektir.

Hindistan'ın elektrik tüketimi, dünyanın toplam elektrik tüketiminin yaklaşık %4'ünü oluşturuyor ve yılda %8 ila %10 arasında artış gösteriyor. Hindistan şu anda Çin, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği'nden sonra dördüncü en büyük küresel enerji tüketicisi konumunda.

Dünya genelinde karbon emisyonlarını durdurmaya yönelik çabaların bir parçası olarak biz de Hindistan'da hem sanayide hem de binalarda kullanılan enerjiyi ve bu enerjinin üretimi ve tüketimini daha verimli hale getirmek üzere bir değişim başlattık. Mevcut enerji talebini karşılamaya devam ederken enerji kaynaklı emisyonları düşürmemizi sağlayacak cesur, eyleme geçirilebilir yol haritaları ve çözümleri geliştirmemiz ve uygulamamız gerekiyor.

Geleceğin 'Yeni Hindistan'ının binaları için iyi hazırlanmış, standartları belirlenmiş yeni elektrik şartnameleri benimsenmelidir.

Elektrik 4.0'ın sanayi tarafından binalar özelinde de etkin bir şekilde benimsenmesi ve uygulanması, enerji altyapımızı daha verimli ve sürdürülebilir kılacak kapsamlı bir dönüşümü başlatabilir.

Dünyadaki CO2 emisyonlarının neredeyse üçte biri binalardan kaynaklanıyor; ki inşaat aşaması da hesaba katıldığında bu oran neredeyse %40'a çıkıyor. PNAS'ta (Ulusal Bilimler Akademisi Bildiriler Kitabı) yayımlanan bir rapora göre, kısa süre içinde sera gazı emisyonunun en büyük tek kaynağı gelişmekte olan ülkelerdeki konutlar olacak.

Artan bu tüketimi yönetebilmenin bir yolu, yeni binalar için standartlar ve yönetmelikler oluşturmak ve bunların hızla benimsenmesini sağlamaktır. Bina Enerji Performansı Direktifi (EPBD) kapsamında Avrupa'da, 2021'den itibaren yapılan tüm yeni binaların neredeyse Net Sıfır Enerjili Bina (NZEB) olması şart koşuluyor. Hindistan'da ise enerji verimliliğini tasarlarken ya da yeni bina inşa ederken, en asgari zorunlulukları içeren 2017 yılının 'Enerji Tasarrufu Bina Yönetmeliği’ (ECBC) geçerli. Biz yeni binaları enerji açısından daha verimli hale getirecek yönetmeliklere odaklanırken, on yıl ve üzeri bir süre öncesinde inşa edilmiş binalara ne olacak? Bu nedenle, eski binalarda büyük yapısal değişiklikler getiremeyebiliriz. Ancak, enerji denetimi açısından binalardaki kritik bölümleri ele alabiliriz, elektrik dağıtım sistemine enerji verimliği sağlayan teknolojiler entegre edebilir, bina yönetim uygulamaları getirebiliriz.

Yeni elektrik yoğun dünyada dijital çözümler

Schneider Electric olarak elektrifikasyon ve dijitalleştirmeyi sürdürülebilirliğin ayrılmaz kritik bir parçası olarak görüyoruz.

Veri ve yapay zeka gibi dijital teknolojiler, bu sürdürülebilirlik dönüşümüne ivme katabilir. Attığımız adımları ne kadar hızlı ve bütünsel bir bakış açısıyla atarsak o kadar iyi olacaktır. Bir binadaki DG (dizel jenaratör) setlerinden klimaya, aydınlatmadan akıllı prizlere kadar tüm nesnelerin interneti (IoT) sistemlerinin hepsinin son teknoloji dijital yazılım çözümleriyle yönetilmesi durumunda, sürdürülebilirlik tam anlamıyla mümkün olacak. Binaların farklı bölümlerinin enerji kullanımı verilerini analiz etmek, etkin enerji yönetimi için eyleme geçirilebilir girdiler sağlayacaktır. Bu, birden çok binalı ve çok kiracılı tesisleri olan büyük teknoloji parkları göz önüne alındığında daha da önemli bir konudur. Hele ki, bu teknoloji parkları, mikro şebekelerden elde edeceği yenilenebilir enerjiyi kullanarak, kendi enerji ihtiyaçlarını kendileri karşılayabilirse yüksek enerji verimliliği seviyelerine kolaylıkla ulaşılabilir.

Yarını güçlendirmek

Uzun bir süredir enerji üretimindeki en temel kaynak fosil yakıtlar, özellikle de kömür oldu. 2018-19 mali yılında ülke elektriğinin yaklaşık dörtte üçü kömür kullanılarak elde edildi. Fosil yakıtlara ve diğer mevcut kaynaklara baktığımızda, en verimli enerji şekli elektrik. Bu yüzden elektriğin çok daha yoğun şekilde kullanılacağı bir dünyaya hazır olun. Ama bu bugünkü gibi bir elektrik olmayacak; yenilenebilir kaynaklardan üretilecek bir elektrik olacak. Elektrik, bugün sahip olduğumuzdan çok daha iyi bir gelecek inşa edecek; yeşil bir gelecek… Güneş enerjisinin, mikro şebekelerin, net sıfır binaların ve elektrikli araçların olduğu bir gelecek düşünün.

Bugün inovasyon ve dijitalleşme ile elektriğin daha yoğun kullanıldığı bir dünya için müşterilerimizle iş birliği yapıyoruz. Daha sürdürülebilir ve yeşil enerji kullanımı için güçlerimizi birleştiriyoruz. All Electric (tamamen elektrikli) ve All Digital (tamamen dijital) bir dünyaya yönelik çözümlerimiz, müşterilerimizin enerji verimliliği sağlamasına ve böylece sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasına destek oluyor. Örneğin açık IoT platformumuz EcoStruxure™ binalarda, veri merkezlerinde, sanayide ve elektrik şebekelerinde kullanılan enerji ve kaynakları optimize etmek için bağlantılı ürünler, Edge kontrolü, yazılım ve analitik gibi dijital araçlardan yararlanıyor.

Schneider Electric olarak misyonumuzu, “Sürdürülebilirlik ve Verimlilik için müşterilerimizin dijital ortağı olmak” olarak belirledik.

İklim değişikliği gündemi en çok meşgul eden konu olduğundan, 2050 yılına kadar karbon nötr olmak dünya için vazgeçilmez bir öncelik haline geldi. İklim değişikliğinin bizden daha hızlı hareket ettiği ve her yarım derecenin dünya kadar fark yarattığı, aşırı kritik bir kavşaktayız.

Hepimizin bildiği gibi, yükselen emisyon oranlarından büyük ölçüde şirketler sorumlu; bu yüzden şirketlerin zararlı emisyonları azaltmak ve karbon nötr olmak için çaba göstermeleri hayati önem taşıyor. Ancak, bazı şirketler hala bu konuda nasıl yol alması gerektiğini bilmiyor. Bu nedenle, detaylı olarak karbon nötr olmanın süreçlerine geçmeden önce, karbon nötrlük tanımını ve buna ulaşmada şirketlerin rolünü anlayalım.

Karbon nötr olmak, en basit ifadeyle, bir şirketin faaliyetleri nedeniyle atmosfere saldığı karbondioksite eşdeğer miktarda karbondioksiti uzaklaştırarak dengelemesi anlamına geliyor. Sıfır karbon ekonomisine yönelik gerçekçi ve somut planlar sunmak, yenilikçi ve sağlam çözümleri yaygınlaştırmak için şirketlere önemli bir rol düşüyor. İş dünyasının hırslı liderleri, sonunda sağlıklı ve sürdürülebilir ekonomiler ve işletmeler inşa etmenin pratik yollarından birinin bir kurumsal ilkim eylem planı oluşturup, karbon nötrlüğü sağlamak olduğunu fark etti ve anladı.

Karbon Nötr Olmak ne demek?

İşletmeniz tamamen yenilenebilir enerjiye geçmedikçe, karbon emisyonlarınızın sıfır olması pek olası değildir. "Karbon nötr" olmak, ticari faaliyetleriniz sebebiyle atmosfere saldığınız karbondioksite eşdeğer miktarda karbondioksiti başka yollarla dengelemeniz anlamına gelir. Bazı şirketler, proaktif bir şekilde yenilikçi stratejiler geliştirmeye ve dijitalleşme, makine öğrenmesi, yapay zeka gibi ileri teknolojileri kullanarak karbon nötr bir şirket olma yolunda çalışmaya başladı bile. Özetle, karbon nötrlüğe ulaşmak, işletmenizin karbon emisyonlarının çevre üzerinde nötr bir etkisi olması demektir.

Artık karbon nötrlüğünün ne olduğu, karbon nötr olmanın ne anlama geldiği konusunda net bir anlayışa sahip olduğumuza göre, daha derine inmenin ve karbon nötr bir şirket olmanın temel süreçlerini anlamanın zamanı geldi.

Karbon Nötrlüğe ulaşmak: Nasıl karbon nötr bir işletme olursunuz?
Bütün şirketlerin, 2050 yılına kadar net sıfır emisyona geçiş hedefine öncülük etme potansiyeli bulunuyor. Her birinin bugün aldığı kararlar ve attığı adımlar, önümüzdeki yıllarda hem toplum hem ekonomi için çok önemli. Bu nedenle, şirketlerin karbon nötr olma hedeflerine ulaşmasına yardımcı olacak birkaç adımı aşağıda listeledik:

1. Taahhüt

Karbon nötrlüğüne ulaşmanın ilk adımı olarak, şirketlerin net sıfır emisyon gibi iddialı hedefler belirlemesi ve dünyanın ihtiyaçlarını dikkate alan bir kurumsal iklim eylemi veya geçiş planı hazırlaması gerekiyor. Bu, şirketlerin karbon azaltma stratejilerini organize ve planlı bir şekilde uygulaması için de bir kılavuz olacaktır.

2. İş birliği

Teknolojik ve stratejik iş birlikleri yapmak, bu konularda desteğe ihtiyaç duyan firmaların karbon nötr olma hedeflerine ulaşmada faydalı olabilir. Somut verilere dayalı emisyon analizinden sağlam iklim değişikliğinin etkilerini azaltma stratejileri geliştirmeye ve bunların uygulanmasına kadar, yolculukları boyunca birçok konuda destek alabilirler. Bu nedenle, bu konularda deneyimli şirketlerle iş birliği yapmak değişimi başlatmaya, emisyonları azaltmaya ve atılan adımların etkisini artırmaya önemli ölçüde yardımcı olacaktır.

3. Yatırım

Güvenilir ve esnek teknolojik çözümler uygulamak, inovasyonu güçlendirmek ve karbon azaltma stratejilerine yatırımı artırmak, şirketlerin iddialı karbon nötr hedeflerine ulaşmada önemli bir role sahip. Ayrıca, karbon emisyonlarının çoğu enerji tüketiminden kaynaklandığı için işletmeler, karbon nötrlüğe ulaşmak amacıyla enerji üretme, yönetme ve kullanma şekillerini değiştirmek zorundadır. Bu nedenle, enerjinin nasıl ve nerede tüketildiğini veya boşa harcandığını, dijital teknolojilerin nerede önemli rol oynayadığını anlamakla başlamak mantıklı olacaktır. Performansı izleyebilen sensörler, operasyonları BT sistemlerine bağlayan yazılım çözümleri, analitik ve otomasyon, bireyler ve işletmelere ortamlarını daha iyi optimize etme ve yönetme becerisi kazandıracaktır. İyi haber şu ki, biz halihazırda enerji ve dijital otomasyon teknolojisine sahibiz.

4. Sonuçları paylaşmak savunucusu olmak

Son olarak, şirketlerin karbon nötr olma hedeflerine ulaşmak için aldıkları aksiyonların sonuçlarını paylaşması gerekir. Bunu, iddialı ve bilime dayalı bir iklim politikası planı izleyerek, İklim Grubu'nun EP100 ve EV 100 girişimlerinin bir parçası olarak ve diğer küresel girişimlere katılarak yapabilirler. 2050 yılına kadar karbon nötr olmak tüm şirketler için acil ve önemli bir sorumluluk olduğundan, her bir şirketin faaliyetlerini, stratejilerini ve gelişimlerini proaktif bir şekilde duyurması önemlidir. Bu, karbon nötr bir şirket olmak için çok önemli bir konu.

Toplu halde Karbon Nötr Olmaya Doğru

Dünyanın 2050 yılına kadar karbon nötr olabilmesi için gerçek anlamda küresel bir iş birliği gerekiyor. Her şirket, finans kurumu, şehir ve ülke net sıfır emisyon için stratejiler oluşturmalı, bunları uygulamaya koymalı ve küresel emisyonları keserek bu hedef doğrultusunda hemen şimdi harekete geçmeli. Neyse ki, teknoloji bizden yana. Bugün, kömür yakıtlı santral işletmek, sıfırdan yeni bir yenilenebilir santral inşa etmekten daha maliyetli. Bu nedenle, iddialı hedefler belirlemenin, karbon nötr olma yolunda yapılandırılmış bir plan oluşturmanın, mevcut teknolojiyi kullanmanın, küresel olarak 2050 yılına kadar karbon nötr olma hedefine ulaşmak için akıllıca yatırım yapmanın ve nihayetinde değişime öncülük etmenin tam zamanı.