Advertisement

Altın fiyatları, Fed toplantısı öncesinde 1.850 doların üzerine tırmandıktan sonra geriledi. Gram altın ise küresel altın fiyatlarındaki yükselişten destek bularak dün 800 TL’nin üzerine tırmandıktan sonra düşüş yaşadı.

Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) salı ve çarşamba günü toplanarak Ocak ayı için faiz kararını açıklayacak. Bloomberg anketine katılan ekonomistler Fed’in bu toplantıda Mart ayındaki faiz artırımının sinyalini vermesini beklediklerini belirtti.

Goldman Sachs ise Fed’in politika faizini Wall Street’in beklediğinden daha agresif bir şekilde artırma riski olduğunu söyledi. Goldman Sachs Baş Ekonomisti Jan Hatzius, haftasonu müşterileriyle paylaştığı bir notta Mart, Haziran, Eylül ve Aralık’ta olmak üzere 4 adet faiz artırımı beklediklerini söyledi.

Bloomberg Economics’in çalışmasına göre Arjantin Fed’in faiz artırımlarına karşı en kırılgan ülke konumunda bulunurken, Türkiye ikinci sırada yer alıyor. Arjantin ve Türkiye’nin ardından en fazla risk altında bulunan diğer ülkeler ise Güney Afrika, Kolombiya, Mısır ve Brezilya.

Ons altın fiyatı

Ons altın, geçen haftayı yüzde 1’e yakın yükselişle kapatarak son 6 haftanın 5’ini kazançla geçirmiş oldu. Haftaya yatay bir seyir başlayan ons altın, küresel piyasalardaki risk iştahının azalmasından destek bularak salı günü 1.853 dolara kadar tırmandı. Fed toplantısı öncesinde hafif bir gerileme kaydeden değerli metal, çarşamba günü 1.846 dolar seviyesinde bulunuyor.

Gram altın fiyatı

Gram altın, geçen hafta küresel altın fiyatlarındaki yüksek seyre rağmen Dolar/TL ’deki dalgalanmadan etkilenmişti. Yeni haftaya da dolar kurundaki yükselişi takip ederek başlayan gram altın, sonrasında küresel altın fiyatlarında yaşanan yükselişle salı günü 805 TL’ye kadar yükseldi.

Avrupa’da karbon izinlerinin fiyatı, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal edebileceğine dair endişelerin doğalgaz fiyatlarını artırmasıyla yükseldi. Doğalgaz fiyatlarının yükselmesiyle kömür gibi fosil yakıtlardan elektrik üretmek daha ucuz hale gelirken karbon izin kontratları da bundan destek buldu.

Avrupa’da karbon fiyatları ton başına 89,68 euroya kadar tırmanarak tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı. Inspired Energy paylaştığı bir notta, “Karbon fiyatlarının yükselmesi bölgesel doğalgaz tedarik krizinin etkilerinin bir kısmını yansıtıyor. Bu boyutta bir yükseliş enerji geçiş dinamiklerini de kötü etkileyebilir” dedi.

ABD ise Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi halinde Avrupa’ya daha fazla LNG sağlamak için Katar’ın da aralarında bulunduğu doğalgaz üreticileriyle görüşüyor.

Dünyanın en büyük LNG ihracatçılarından olan Katar halihazırda tam kapasitede üretim yapıyor ve kargolarının büyük kısmı uzun dönem kontratlar dahilinde Asya’ya gidiyor.

Bloomberg’e konuşan kaynaklar ise Avrupa ve ABD’ye LNG ihraç etmenin büyük siyasi kazanımları olsa da Katar’ın Asya’daki ortaklıklarından vazgeçmek istemeyeceğini belirtiyor.

Goldman Sachs stratejisti Peter Oppenheimer, beklentilerin yıl boyunca makul bir yükselişe işaret etmesine rağmen ABD endeks seviyelerindeki düşüşlerin alım fırsatı olarak görülmesi gerektiğini belirtti.

Piyasalardaki düzeltmelerin ayı piyasasına dönüşmeyeceğini düşündüğünü belirten Oppenheimer, sıkılaşma döngüsünün düşük ama pozitif hisse getirisi sağlayacağını belirtti.

"Yüksek reel faiz ve iyileşen kârlılık temelleri değer sektörlerini 'değer tuzağı'ndan 'değer fırsatları'na taşımalı" diyen Oppenheimer,ESG ve dekarbonizasyonun bu trendleri destekleyeceğini vurguladı.

Citigroup ise özellikle ABD endeksleri dışındaki hisselerin dipten alınması tavsiyesinde bulundu. Tüketici ürünleri, sağlık ve telekom gibi hisseleri öneren Citigroup, bu sektörlerin yüksek faizlere ve ekonomideki yavaşlamaya karşı daha az hassas olduğunu söyledi.

Döngüsel hisselerde yaşanan son düşüşün sert bir ekonomik yavaşlamadan ziyade kısa süreli bir piyasa satışına işaret ettiğini belirten Citigroup, sonraki düşüşlerde FTSE 100 ya da finansal hizmet şirketlerinin hisselerinin alınması tavsiyesinde bulundu.

Küresel piyasalarda risk iştahının azalması ve yaşanan satış dalgası sonrasında fon yöneticileri portföylerini hedgelemek için satım opsiyonlarına akın etti. S&P500'de satım opsiyonlarının hacmi pazartesi günü Mart 2020’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.

Avrupa’da ise Euro Stoxx 50 Endeksi’nin düşeceğine dair kontratların sayısı Aralık ayından beri ilk defa 1 milyonu geçti. Rusya’da Moskova Borsası Ukrayna üzerinden ABD ile Rusya arasında artan gerginliğin etkisiyle pazartesi günü yüzde 5 değer kaybetti. ABD’de vadeli piyasaslar ve Avrupa piyasaları da küresel risk iştahının azalmasıyla haftaya düşüşle başlamıştı.

Küresel piyasalar bu akşam Fed Başkanı Powell’ın vereceği mesajları beklerken, ABD vadeli endeksleri artıda, Asya endeksleri karışık, dolar yatay seyrediyor.

Salı günü Wall Street endekslerinde düşüşler etkili oldu. S&P 500 yüzde 1,22, Nasdaq 100 yüzde 2,48 geriledi. Yine gün içi dalga boylarının yüksek olduğu bir işlem günüydü. S&P 500’de kayıplar bir ara yüzde 3’e yaklaştı. Daha sonra toparlanan endeks, teknoloji hisselerine gelen satışların da etkisiyle yeniden baskı altında kaldı ve ekimden bu yana en düşük seviyesine indi.

Bilançosunu açıkladıktan sonra günü yüzde 2,66 düşüşle tamamlayan Microsoft Corp. hissesi, Azure bulut çözümleri işinin hala büyümeyi destekleyecek performansa sahip olduğunu açıklamasının ardından vadeli işlemlerde yükselişe geçti. Öncesinde şirket çeyreklik satışlarının ilk kez $50 milyonu geçtiğini, karının da tahminleri aştığını duyurmuştu. Ancak Azure gelirlerinin önceki çeyreklere göre düşmesi hissede satışa neden olmuştu.

Asya’da Japon Nikkei ve Çin CSI 300 yatay, Hong Kong Hang Seng artıda. ABD 10 yıllık tahvil getirisi Fed kararı öncesi yüzde 1,77’de yatay.

Fed kararı öncesi dolar bir çok G-10 para birimi karşısında değer kaybederken, Norveç kronu gibi petrol bağlantılı para birimleri değer kazandı. Bloomberg Dolar Endeksi bu sabah yatay. Dolar/TL dün yüzde 0,21 yükselişle 13,4832 seviyesinden kapandı.

Ukrayna belirsizliği gerginlik yaratmaya devam ediyor

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal edip etmeyeceği belirsizliğini korurken, geçen haftaki müzakerelerin sonuçsuz kalmasının ardından küresel piyasalar da jeopolitik riskleri fiyatlamalara dahil etmeye başladı.

Son olarak ABD Başkanı Joe Biden, Ukrayna’yı işgal etmesi durumunda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yaptırım uygulayabileceğini söyledi.

Salı akşamı Washington’da gazetecilerin sorularını yanıtlayan Biden, “Ukrayna’yı işgal ederse Putin’in kendisine yaptırım uygular mısınız?” sorusuna “Evet” yanıtını verdi.

NBC’nin haberine göre, ABD Başkanı Ukrayna stratejisini konusunda ve ABD’nin verebileceği yanıtın Amerikan halkını nasıl etkileyebileceği konusunda kamuoyunu bilgilendirmeyi düşünüyor.

Öte yandan Alman hükümeti, Bloomberg tarafından görülen belgelere göre, Ukrayna’nın işgal edilmesi halinde uygulanması öngörülen yaptırımlar kapsamında Rus bankaların dolar işlemlerinin engellenmesi planından, enerji sektörünün muaf tutulmasını talep ediyor.

Belgelere göre Almanya, muafiyet olmadan Avrupa’nın enerji arzının risk altında olacağından endişe duyuyor. Konuya yakın kaynaklar, diğer batı Avrupa ülkelerinin de benzer görüşte oldukları bilgisini paylaştılar.

Goldman Sachs Emtia Araştırmaları Direktörü Jeff Currie yaptırımların “karşılıklı imha garantisi” olacağını ve Ukrayna’dan enerji akışını durdurmanın kimseye faydası olmayacağını” belirtti. Kurumun baz senaryosu, Ukrayna krizi kaynaklı olarak herhangi bir enerji arzı sıkıntısı yaşanmayacağı yönünde.

Almanya, ABD’nin Rusya’ya yaptırım uygulaması halinde enerji sektörünün yaptırımlardan muaf olması için ısrarcı.

Bloomberg’in haberine göre, şu an için taraflar arasında dolaşan belgelerde yer alan muafiyet Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi halinde uygulanacak yaptırım paketinin son versiyonunda yer alacak.

Rusya, Ukrayna sınırındaki varlığını artırırken ABD ve Avrupa’daki müttefikleri ise ekonomik yaptırımların nasıl olacağı üzerinde çalışıyor. Fakat Almanya enerji tedariğine uygulanacak herhangi bir yaptırımın Avrupa’yı riske atması konusunda endişeli.

Bloomberg’e konuşan bir Avrupa Birliği yetkilisi seçenekler arasında Moskova’nın kur dönüştürme kabiliyetini kısıtlayacak, Batı ile ticaretini etkileyecek ve önemli teknolojilere erişimini sınırlandıracak seçeneklerin masada olduğunu belirtti.

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock geçen hafta yaptığı açıklamada verimli işlediği takdirde yaptırımların etkili olduğunu belirtirken ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken “En etkili yaptırımın hangisi olacağına dikkat etmeliyiz” dedi.

ABD Merkez Bankası Fed, faiz kararını bugün 22:00’de açıklayacak. Faiz aralığının %0-%0,25 bandında bırakılması bekleniyor. Fed Başkanı Jerome Powell 22:30’da basın toplantısı düzenleyecek, soruları yanıtlayacak.

Fed’in bu toplantıda Mart ayında faiz artıracağına dair bir sinyal vermesine neredeyse kesin gözüyle bakılıyor. Asıl merak edilen ise Powell’ın 50 baz puanlık bir faiz artırımı konusunda bir işaret verip vermeyeceği.

Fed Başkanı’nın aynı zamanda merkez bankası bilançosunun küçültülmesi sürecine ilişkin de daha ayrıntılı bir yol haritası sunabileceği tahmin ediliyor.

Powell iki hafta önceki konuşmasında enflasyonu dizginlemek için gerekeni yapacaklarını belirtmiş, ancak “Şu an bulunduğumuz yerden normale giden uzun bir yol var” ifadelerini kullanmıştı.

Teşviklerin geri çekilmesinde Şubat beklentisi

Standard Chartered’a göre Fed varlık alımlarının azaltımını Şubat ayında tamamlayabilir. Kurumun G-10 FX Araştırmaları Direktörü Steven Englander, “Bu, karar metninde şahin görünebilir, ancak Powell varlık alım azaltımında biraz daha hızlı giderek faizlerde biraz daha yavaş ilerleyebileceklerini umduklarını söylerse, o zaman piyasa dostu olur” değerlendirmesini yaptı.

Bununla birlikte kurumun baz senaryosu hala varlık alımları azaltımının mart ayında tamamlanması yönünde. Englander, “Powell, FOMC’nin enflasyonu rayına oturtmaya kararlı olduğunu ve hala bir miktar niceliksel sıkılaşma ile birlikte birkaç artışın yeterli olacağına dair umutlu olduğunu söylerse, bu piyasa fiyatlandırması için güvercin etki yaratır” dedi. Kurum bu yıl sadece iki faiz artırımı öngörüyor.

Bloomberg Economics faizlerin sabit kalmasını ve varlık alımlarının azaltılmasındaki mevcut patikanın Ocak toplantısında devam edeceğini öngörüyor. Bu toplantının temel hedefi Mart ayındaki faiz artışına ve bu yıl bilançonun küçültüleceğine ilişkin sinyal vermek. Omikron dalgasının ortasında olduğumuz dikkate alınırsa Fed'in büyümeye ilişkin belirsizliklere ve aşağı yönlü risklere vurgu yaparak temkinli olmasını bekliyoruz. Tom Orlik Bloomberg Economics Başekonomisti

Tahvil piyasaları nasıl tepki verecek?

Bazı stratejistlere göre, geçen hafta ABD hisse senedi piyasalarında yaşanan satış dalgası süresince yüksek faiz bekleyen yatırımcıların pozisyon kapatması, tahvil piyasalarının bugünkü Fed açıklamalarına daha makul bir tepki verebileceğine işaret ediyor.

İlgili haberler

JPMorgan Chase & Co.’nun müşterileri ile gerçekleştirdiği ve dün yayımladığı haftalık anket de tahvil pozisyonlarında ‘kısa’dan ‘nötr’e geçiş olduğuna işaret etti. Buna göre tüm müşterilerin tahvil kısa pozisyonları 7 yüzde puan düşerken, uzun pozisyonlar değişmedi. Aktif müşteri kısa pozisyonları da 12 yüzde puan geriledi ve yine uzun pozisyonlar aynı kaldı.

Citi stratejistleri Bill O’Donnell ve Ed Acton, “Hisse senedi piyasasındaki dalgalanmalar, bu yılın ilk birkaç haftasında ABD tahvillerinde oluşan ve aşırıya kaçmış durumda olan taktiksel açık pozisyon tabanını temizlemek için yeterli oldu” değerlendirmesini yaptı.

Stratejistler, piyasanın bugünkü Fed açıklamasına “uzun zamandır ilk kez” dengeli bir zeminde gidiyor gibi göründüğüne işaret etti. Açık pozisyona ilişkin CME Group Inc. verileri de - yatırımcıların pozisyon sahibi olduğu sözleşmelerin sayısı - geçen hafta ABD Hazine tahvili vadeli işlemlerinde fiyatlar yükseldikçe kısa pozisyonların kapatıldığı görüşüyle uyumlu olarak keskin düşüşler gösteriyor.

Bununla birlikte DBS Bank Ltd Stratejisti Eugene Leow’a göre yatırımcılar ABD enflasyonunun artışı karşısında gergin olduğu için, riskler getiri eğrisinin yakın tarafında daha yukarı yönlü olmaya devam ediyor.