Advertisement

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "Pek çok şirket ve kuruluş büyümek ve işlerini geliştirmek istiyorsa, asıl büyük potansiyel bundan sonra gelişmiş ülkelerde değil, gelişmekte olan ülkelerde olacak" dedi.

Ernst&Young Stratejik Büyüme Forumu Türkiye 2013'te konuşan Babacan, dünya ekonomisinin oldukça enteresan bir dönemden geçtiğini belirterek, dünyada ekonomik güç dengesinin hızla değiştiğini söyledi.

Babacan, Geçen yıl sonu itibariyle artık gelişmekte olan ülkelerin dünya ekonomisinden almış olduğu payın, yani dünyadaki toplam GSYH'dan aldığı payın, gelişmiş ülkelerle eşitlendiğini ifade etti.

Bu yıldan itibaren de bu dengenin gelişmekte olan ülkeler lehine bozulacağını kaydeden Babacan, şunları söyledi:

"Pek çok şirket ve kuruluş özellikle büyümek istiyorsa, özellikle işlerini geliştirmek istiyorlarsa asıl büyük potansiyel bundan sonra gelişmiş ülkelerde değil gelişmekte olan ülkelerde olacak.

Şöyle bir dünyaya bakıldığında Türkiye bu gelişmekte olan ülke grubu içerinde oldukça ön plan çıkan ülkelerden bir tanesi. Hele hele bizim içinde bulunduğumuz coğrafyada ekonomisi oldukça sıkıntılı bir tablo gösteren Avrupa'nın hemen yanı başında ama ciddi bir büyüme potansiyeli olan bir ülke olarak pek çok yatırımcının finans kurumunun ilgisini çekmekte."

Türkiye'nin tarihi, kültürel, ekonomik, ticari ve güvenlik konularındaki pek çok mekanizmanın içinde yer aldığına değinen Babacan, "Türkiye bulunduğu coğrafyanın da maksimum özelliklerini kullanacak şekilde çevre yapılarla bağlarını oluşturmuş durumda" dedi.

Türkiye'nin geçen yıl 2,5 milyar dolarlık dış yardım yapan bir ülke olduğunu belirten Babacan, Tüm OECD ülkeleri içerisinde dış yardımını en hızlı artıran ülkenin Türkiye olduğunu söyledi.

Türkiye'nin Orta Doğu ülkelerine 2,8 milyar dolarlık kredi açtığını ifade eden Babacan, "Hibelerin dışında, Mısır, Tunus, Libya, Yemen gibi bu dönüşüm sürecindeki ülkelere transfer desteği veriyoruz. Ayn zamanda tecrübe paylaşımı yapıyoruz" diye konuştu.

Türkiye'nin bu pozisyonunu kendi içinde yaptığı reformların, Türkiye'nin bölgedeki algısını çok çok güçlendirdiğini dile getiren Babacan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Pek çok ülke için Türkiye bir ilham kaynağı. Türkiye, nüfusunun yüzde 99'unun Müslüman olduğu bir ülke. Aynı zamanda en yüksek standartlarda demokrasiyi hedeflemiş, en yüksek standartlarda bir hukuk devleti olmayı hedeflemiş, temel haklar ve özgürlükler konusunda en yüksek standartları hedeflemiş bir ülke ve bu konularda çok önemli adımlar attık."

Ali Babacan, Türkiye'nin önemli reformlar gerçekleştirdiğini belirterek, "Ama önümüzde daha uzun bir yapılacaklar listesi var" dedi.

Türkiye'nin ekonomide yapmış olduğu reformlarla ön plana çıkan bir ülke olduğunu vurgulayan Babacan şunları kaydetti:

"2002-2008 döneminde, küresel krizden önceki dönemde, Türkiye'de çok önemli adımlar attık. Türkiye'nin bütçe açığını, borç stokunu çok makul seviyelere indirdik. Türkiye'de fiyat istikrarı konusunda önemli bir noktaya vardık. Türkiye'de bankacılık alanında sosyal güvenlik alanında, sağlık alanında, kamu mali yönetimi ve kontrolü anlamında önemli reformlar gerçekleştirdik.

Kriz daha gelmeden ekonomik yapımızı çok çok sağlam bir yapıya ulaştırdık. 2008-2009 yıllarında krizin en derin yıllarında Türkiye ekonomisi pek çok ülke ile mukayese edildiğinde krizden en az etkilenen ülkelerden biri oldu."

-"Londra ve Nasdaq ile stratejik işbirliği görüşmelerini şu anda yapıyoruz"

Çok uluslu şirketlerin Türkiye'deki profesyonellerinin bir müddet sonra Türkiye operasyonundan Bölge operasyonlarının başına getirildiğini söyleyen Babacan, İstanbul gibi bir noktadan Orta Asya, Rusya, Orta Doğu ve Afrika ile iş becerilerini geliştirdikten sonra dünyanın her yerinde iş yapabilme kabiliyetine sahip olunacağını ifade etti.

Babacan, ekonomi ile ilgili verilecek kararların bazen çok zor kararlar olduğunu belirterek, "Popüler kararlar olmayabiliyor. Kısa vadede bundan rahatsızlık duyanlar çok olabiliyor. Ama uzun vadeli bir perspektifle gereken ne ise gözünü kırpmadan yapıp geçmek ekonomi yönetimi açısından çok önemli" dedi.

Şu anda ''Mali disiplin mi? Büyüme mi?'' diye bir tartışma olduğunu anımsatan Babacan, bazı ülkelerin bunlardan sadece birini seçebildiğini, Türkiye'nin ise mali disiplin ve büyümeyi birlikte tercih ettiğini söyledi.

Babacan, Borsaların tek bir çatı altında toplandığını anımsatarak, "Borsa İstanbul'un uluslararası ilişkilerini çok önemsiyoruz. Tokyo, Singapur ve Hong Kong'la anlaşmalar imzaladık son bir yıl içerisinde. Londra ve Nasdaq ile stratejik işbirliği görüşmelerini şu anda yapıyoruz. Çünkü biz İstanbul'un 2023 yılında dünyanın en önemli 10 finans merkezinden birisi olmasını hedefliyoruz" diye konuştu.

Türkiye'nin NATO üyesi olmasına karşın Rusya ve Çin ile askeri ilişkiler kurulabildiğini ifade eden Babacan, bu dengeyi kurabilen az ülkeden biri olunduğunu sözlerine ekledi.

AA