Advertisement

Yunanistan krizinin gündemdeki yerini kaybetmesiyle küresel yatırımcılar dikkatini Fed’in faiz artışı ve bunun piyasalarda yaratacağı oynaklığa çevirdi. Bununla birlikte gözlerden kaçan ciddi bir tehlike var. O da küresel ticarette yaşanan durgunluk. Bu durumu gözden kaçırmanın maliyeti çok yüksek olabilir.

Dünya ticareti mayısta yüzde 1.2 geriledi. Ticaret ilk beş ayında dördünde gerilerken, son 12 aylık artış ise sadece yüzde 1.5 oldu. Söz konusu artış küresel büyümenin altında bir seviyeye işaret ederken, yüzde 7’lik uzun süreli ortalamanın çok uzağında kaldı. Üstelik söz konusu durum 2012’den beri sürüyor.

Ekonomistler ticaretteki düşüşü yorumlamakta ikiye ayrılıyor. Daha yaygın olarak kabul gören görüşe göre ticaretteki düşüş yapısal ve bu konuda endişe etmeye gerek yok. Bu görüşü savunanlar 1990 ve 2000’li yıllarda küresel büyümeyi ticaret odaklı hale getiren faktörlerin yarattığı etkinin artık sonuna gelindiğini belirtiyor. Bu faktörler ise neoliberalleşme sürecinde gümrük duvarlarının hızlı bir şekilde kaldırılması, düşen ulaştırma maliyetleri ve başta Çin olmak üzere gelişmekte olan ülkelerin dünya ticaret sistemine entegrasyonu olarak sıralanıyor.

Büyüme artık ticareti artırmıyor

IMF’nin bir araştırmasına göre 1990’larda küresel ekonomideki yüzde 1’lik bir artışı yüzde 2.5’lik bir ticaret artışı eşlik ediyordu. Artık böyle bir durum yok. Artan maliyetler, gelişen ülkelerin giderek daha fazla kendine yeter hale gelmesi ve otomasyon başta olmak üzere yeni üretim teknikleri bu oranı büyük oranda bozdu. Artan yüzde 1’lik bir küresel büyümede ticaret yalnızca yüzde 0.7 artıyor.

Bu durumu doğal gören uzmanların aksine, ticaretteki düşüşün sadece yapısal dönüşümlerle açıklanamayacağını düşünen ekonomistler de var. Bu ekonomistler kısa vadeli 3 trende dikkat çekiyor. Yatırımlardaki sert düşüş, küresel toparlanmanın dengesiz oluşu ve hükümetlerin sadece zayıf kur ile rekabetçiliklerini artırmaya çalışmasının ticareti kısa vadede olumsuz etkilediği düşünülüyor.

Türkiye’yi de etkileyebilir

Söz konusu etkilerin ortadan kalkması ile küresel ticaretin bir miktar toparlanma kaydedebileceği ancak hükümetlerin ihracat yolu ile ekonomilerini toparlama çabalarının başarılı olamayabileceği konuşuluyor. Bu durum 2000’li yıllarda küresel trendin desteği ile yüksek ihracat rakamları yakalayan Türkiye’nin aynı performansı tekrar göstermesinin zor olduğunu gösteriyor. Son yıllarda ortalama yüzde 3 civarında büyüyen Türkiye’nin ihracat rakamları da yerinde sayıyor. 2023’te yakalanması hedeflenen 500 milyar dolarlık ihracat hedefini dile getirenlerin sayısı giderek azalırken, küresel ticaret durgunluğu ihracatın ılımlı seviyelerde artmasının dahi önüne geçebilir.