"Dünya artık kalıcı bir belirsizlik döneminde"
-
Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO'su Yılmaz Yıldız, Uluslararası Ekonomi Zirvesi 2026'da, Küresel Riskler Raporu'nun dünyanın artık istisnai değil kalıcı bir belirsizlik dönemine girdiğini net biçimde ortaya koyduğunu ifade etti.
Çoklu krizler çağında küresel riskler ve Türkiye’nin konumu tartışıldı
Uluslararası Ekonomi Zirvesi 2026 kapsamında Zurich Sigorta Grubu Türkiye katkısıyla düzenlenen panelde, küresel ölçekte artan belirsizlik, değişen güç dengeleri ve Türkiye’nin stratejik konumu çok boyutlu olarak ele alındı.
Uluslararası Ekonomi Zirvesi 2026 kapsamında Zurich Sigorta Grubu Türkiye’nin katkılarıyla gerçekleştirilen “Çoklu Krizler Çağında Küresel Düzen ve Riskler” başlıklı panelde, ekonomik, jeopolitik ve toplumsal kırılmaların küresel sisteme etkileri değerlendirildi. Moderatörlüğünü Ahu Tanrıkulu’nun üstlendiği panelde, Üsküdar Üniversitesi’nden Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, Özyeğin Üniversitesi’nden Prof. Dr. Evren Balta ve Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız konuşmacı olarak yer aldı.
Panelde yapılan değerlendirmelerde, küresel ölçekte eş zamanlı yaşanan krizlerin dünya düzeninde yapısal bir dönüşüme işaret ettiği vurgulandı. Artan belirsizlik ortamının yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda politik, sosyolojik ve psikolojik etkiler doğurduğu belirtilirken, özellikle jeopolitik gerilimlerin küresel riskleri derinleştirdiğine dikkat çekildi.
Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, Küresel Riskler Raporu’nun Küresel Riskler Raporu’nun dünyanın artık istisnai değil kalıcı bir belirsizlik dönemine girdiğini net biçimde ortaya koyduğunu ifade etti.
Yıldız, dünya genelinde geniş bir katılımcı kitlesiyle hazırlandığını belirterek, ekonomik karışıklık, silahlı çatışmalar, olağanüstü hava olayları, toplumsal kutuplaşma ile yanlış bilgilendirme ve dezenformasyonun öne çıkan başlıca riskler arasında yer aldığını ifade etti.
"Karar alıcılar arasında yüksek düzeyde karamsarlık gözlendi"
Önümüzdeki döneme ilişkin beklentilerde jeoekonomik riskler ve çatışmaların ağırlık kazandığına işaret edilirken, karar alıcılar arasında yüksek düzeyde karamsarlık gözlendiği aktarıldı.
Panelde ayrıca, çoklu kriz ortamında kurumların dayanıklılığını artırmasının önemine vurgu yapıldı. Değişen risk dinamiklerine karşı proaktif ve entegre stratejilerin gerekliliğine dikkat çekilirken, jeopolitik, ekonomik ve teknolojik gelişmelerin birlikte değerlendirilmesinin kritik olduğu belirtildi.
Türkiye’nin küresel ekonomiyle yüksek düzeyde entegre bir yapıya sahip olduğu ifade edilirken, yaklaşık 900 milyar dolarlık dış ticaret hacmiyle yeni dönemde stratejik konumunu güçlendirme potansiyeline sahip olduğu değerlendirildi. Doğru ekonomik ve politik adımların sürdürülmesi halinde Türkiye’nin küresel sistemdeki konumunu daha da yukarı taşıyabileceği belirtildi.