Bloomberght
SON DAKİKA
Bloomberg HT Görüş Emre Alkin Keşke biz de böyle 5 yesek

Keşke biz de böyle 5 yesek

12 Şubat 2011, 12:10 Güncelleme :

Çok değil birkaç ay önce Barcelona'nın Real Madrid'i darmadağın ederek 5 gol

attığı maçı seyretmiştik. Genellikle futboldan uzak durmaya çalışan

kadınların bile bu maça ilgi duyarak izlediğini hatırlıyorum. Kolay değil;

bir tarafta 400 milyon Euro geliri olan Real Madrid, diğer tarafta 366

milyon Euro gelire sahip olan Barcelona. O akşam birkaç milyar Euro'luk bir

çarpışma izledik ekranlarda ve sahadan başı öne eğik şekilde ayrılan takım

Real Madrid oldu. Ancak, Deloitte'un yaptığı geçen yıl bu zamanlarda "Avrupa

Para Ligi" araştırmasına göre; Madrid'in gözde takımı finansal açıdan başını

en dik tutabilen spor kulübü ve bu hali ile en yakın rakibi olan

Barcelona'dan at başı önde giderken, en zengin İngiliz kulübü olan

Manchester United'a ciddi bir fark atıyor.

2008-2009 rakamlarına bakılırsa, Avrupa'daki en zengin 20 takımın sonuncusu

olan Newcastle United'ın 101 milyon Euro geliri varken, Real Madrid

neredeyse bu rakamın 4 katı kadar bir gelire ulaşmış durumda. Ancak, Real

Madrid'in bu başarısı bir rastlantı değil. Çünkü beşinci sezondur Madrid üst

üste birincilik elde ediyor. Manchester United bu unvanı 1997-2004 yılları

arasında sürekli elinde bulunduruyordu. 2009 yılına kadar Manchester

United'ın gerisinde olan Barcelona ise 2008-2009'da bu defa 366 milyon

Euroluk geliri ile ikinci sıraya yerleşmiş durumda. Manchester United'ın 327

milyon Euro ile üçüncülüğe düşmesi belki ilginç gelebilir ama Bayern

Münih'in son beş yıldır sürekli yükselerek dördüncü sıraya oturması da

gözlerden kaçmayacak bir gelişme oldu. Fakat, ilk üç sıraya oturan

kulüplerin haricinde Bayern Münih de dahil olmak üzere, neredeyse tüm

kulüplerin 2008-2009 sezonunda bir önceki yıla göre gelir kaybına uğradığı

görülüyor. Örneğin; Chelsea, AC Milan, Arsenal, AS Roma, Olympique Lyon,

Shalke 04, Newcastle United gibi kulüplerin gelirlerinde belki de küresel

krizinde etkisi ile ciddi düşüşler yaşandığını söylemek gerekiyor.Bir önceki

yazıda belirttiğim gibi, 2007-2008 sezonunda 111.3 milyon Euro ile on

dokuzuncu sırada bulunan Fenerbahçe'nin 2008-2009 sezonunda otuzuncu sıraya

gerilediği görülüyor.

Deloitte, bugünlerde yeni bir rapor daha çıkardı ve 2009-2010 rakamlarını

açıklamak üzere. Her yılın Şubat ayında açıklanan rapordan önce yapılan

araştırmaların sonuçlarına göre; Real Madrid gelirini 439 milyon Euro'ya,

Barcelona 398 milyon Euro'ya, Manchester United 350 milyon Euro'ya, Bayern

Münih 323 milyon Euro'ya çıkarmış bulunuyor. Bu yıl da Fenerbahçe,

Galatasaray ya da Beşiktaş'ın ilk 20'ye giremediği gözüküyor.

Basına parça parça açıklanmakta olan rapora göre, 2009 yılının kötü

etkilerini üzerinden atmış gözüken futbol kulüpleri gelirlerini de hızlı bir

şekilde arttırmış gözüküyorlar. Geçen yılın rakamlarını analiz edersek, 3

önemli gelir kaynağı göze çarpıyor. Bunlardan ilki elbette koltuk ve bilet

satışı, ikincisi ticari gelirler, üçüncüsü ise canlı yayın gelirleri.

Ülkeden ülkeye farklılık gösteren bu gelir kalemleri ile ilgili şöyle bir

açıklama yapabiliriz: Bazı futbol kulüplerinin ticari ve canlı yayın

gelirlerinin koltuk ve bilet satışından çok daha yüksek olduğunu

görebiliyoruz. Örneğin mali açıdan sıkıntıları olan Liverpool'un canlı yayın

gelirleri toplam gelirinin %40'ı, ticari gelirleri %37'sini oluştururken,

koltuk ve bilet satışı sadece %23'ünü oluşturmakta. Ancak Chelsea'ye

geldiğimizde koltuk ve bilet satışının canlı yayına neredeyse eşit olduğunu

görüp, ticari gelire göre çok yukarıda olduğunu görebiliyoruz. Hatta

Arsenal, toplam gelirin %45'ine varan koltuk ve bilet satışı ile %34'lük

orana sahip canlı yayın gelirini uzak ara geçerken, %21'lik bir ticari gelir

oranı ile dikkat çekiyor. Büyük ihtimalle R.Madrid ve Barcelona'yı merak

etmişsinizdir: Her iki kulübün de (şaşıracaksınız ama) maç günü gelirleri

toplam gelirlerinin %25-26 civarında. Ancak canlı yayın gelirleri, toplam

gelirlerinin %40-43'ü arasında bulunuyor. Ticari gelirler ise %30-35

nispetinde. Manchester United'ın bu açıdan bakıldığında diğer zengin

kulüplere göre daha dengeli bir dağılım içerisinde olduğu gözlerden

kaçmıyor.

Şunu hatırlatmak gerekiyor; Manchester United'ı bu sağlıklı yapısına

kavuşturan kişi futbolun efsane ismi olan Peter Kenyon. Manchester United'ın

bugünkü sağlıklı yapısına kavuşması Sir Alex Ferguson'ın istifadan dönerek

uzun vadeli bir kontrat imzalaması, hep Peter Kenyon'ın başarıları arasında

yer aldı. Peter Kenyon'un, Chelsea'nin de dünyanın en zengin kulüpleri

arasında yer almasını sağladığını da söylemek gerekiyor. Barcelona'nın

arkasındaki başarı da futbol pazarlamasının saygın ismi Esteve Calzada'dır.

Bugün Barcelona yıllık 400 milyon Euro'luk bir gelire ulaşmışsa Calzada'nın

payı büyüktür. İşin ilginç tarafı, ne Kenyon ne Calzada'nın profesyonel ya

da amatör anlamda futbolculukları yoktur. Ancak futbol ekonomisini çok iyi

bilirler ve gösterdikleri başarı ile futboldaki klişe yaklaşımları yok

etmişlerdir.

Son olarak şunu da hatırlatmak gerekiyor. Kenyon ve Calzada, 2010 yılında

yapılan Galatasaray'ın seçimli genel kurulunda Adnan Polat'ın karşısındaki

listenin yanında yer alacaklarını ve yeni bir vizyonla Galatasaray'ı Avrupa

para ve başarı liginde üst sıralara yerleştirmek için çalışacaklarını

söylemişlerdi. Geçen yılın Mart ayında Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde

2000'i aşkın davetliye bu iki olağanüstü insanı tanıtma fırsatını

yakaladığım için fevkalade mutlu olmuştum. Bu iki efsane ismin İstanbul'a

kadar gelip, Galatasaray için çalışacaklarını söylemelerine rağmen

Galatasaray'ın Genel Kurulu geleneksel hoşgörüsünü göstererek eski

paradigmayı temsil eden Sn. Polat'ı seçti ve aslında çok önemli bir fırsatı

da tepmiş oldu.

Bir önceki yazıda da belirttiğim gibi; Türkiye Süper Ligi takımlarının,

zenginler kulübünün en son sırasında yer alan üyesine bile bir hayli uzaktan

bakmaları kimse için şaşırtıcı olmamalı.