İrfan Donat

GDO’suz Türk pamuğu neden para etmiyor?

Geçen hafta pamuk hasadına katılmak üzere Şanlıurfa’ydık.

Eyyübiye, Akçakale ve Harran’da üreticilerle bir araya geldik.

Hasat zamanı hem üretim koşullarını ve fiyat oluşumunu hem de gelecek sezona dair beklentileri konuştuk.

Son yıllarda devlet desteği ile artan pamuk üretimine karşın bu sezon çiftçiler fiyat konusunda hayal kırıklığı yaşıyor.

Zira çiftçinin beklediği fiyat açıklanmasına rağmen ürününü sattığı fiyat arasında ciddi bir fark oluştu.

Ne demek istiyoruz?

Örneğin Çukurova Pamuk, Yerfıstığı ve Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (ÇUKOBİRLİK) kütlü pamuk fiyatını en yüksek randımanda 4 lira 60 kuruş olarak açıkladı.

Ancak Türkiye’deki pamuk üretiminin neredeyse yarısını karşılayan Şanlıurfalı üreticiler, şuan fiyatların 3 lira 20 kuruş seviyelerinde olduğunu söylüyor.

Bu da üreticinin ortalama pamuk maliyetine denk gelen bir rakam.

Çukobirlik fiyat açıkladı açıklamasına ama bin bir umut ve emekle yetiştirilen pamuklar hasat edilirken alım tarafında herhangi bir hareket yok çünkü piyasada alıcı yok.

Şanlıurfa’da yaklaşık 300 çırçır fabrikası var.

Çırçır işletmelerini gezerken pamuktaki fiyat oluşumunu sorduk.

Fiyatların beklenen düzeyde oluşmamasının ana sebepleri arasında piyasadaki nakit sıkıntısı dile getiriliyor.

Nakit darlığı ve artan finansman maliyetleri sanayici tarafında da sorun yaratıyor, talepleri düşürüyor.

Dolayısıyla harman döneminde ödemesi olan çiftçi ürünlerini satmakta zorlanıyor, satanlar da ürününü düşük fiyattan vermek zorunda kalıyor.

Pamuğun kilogramına verilen 80 kuruşluk destek de son dönemde ciddi şekilde artan maliyetler göz önüne alındığında üreticiler açısından çok bir şey ifade etmiyor.

Çiftçinin bir diğer şikâyeti de piyasadaki fiyat oluşumunda tüccarlara mahkûm edilmeleri ve randımanların olduğundan düşük gösterilerek fiyatların daha da kırılması.

Çiftçiler pamuk gibi stratejik ürünlerde destekleme politikalarının 5 yıllık açıklanmasını ve bu alandaki alım/fiyat politikalarının günlük değil, orta ve uzun vadeli yapılması gerektiğini savunuyor.

EKİM ALANI VE ÜRETİM DÜŞEBİLİR

Tıpkı diğer ürünlerde olduğu gibi ‘beyaz altın’ olarak nitelenen pamukta da öngörülebilirlik sorunu var.

Son yıllarda devletin destekleme politikalarındaki olumlu adımlar neticesinde pamuk ekim alanları 2016 yılında 416 bin hektar iken 2017’de 501 bin hektara kadar çıktı.

Pamuk ekim alanında son 1 yılda yüzde 20’lik bir artış söz konusu.

TÜİK verilerine göre, ekim alanlarındaki artışa paralel olarak lif pamuk üretimi 756 bin ton seviyesinden 882 bin tona yükseldi.

Son 1 yılda pamuk üretimindeki artış ise yüzde 17 civarında.

Bu sezon 1 milyon ton üretim hedefinin yakalanması bekleniyordu ancak iklim, hastalık ve haşere etkisiyle rekoltenin geçen yıla yakın olacağı öngörülüyor.

Ama asıl önemli olan gelecek yılki durum…

Eğer çiftçi bu ürettiği pamuktan hak ettiği karşılığı alamazsa artan girdi maliyetlerini de göz önünde bulundurarak önümüzdeki sezon pamuk ekiminden vazgeçebilir.

Yani son yıllarda desteklemelerle birlikte ekim alanındaki artışa paralel olarak artan pamuk üretiminde trend yeniden tersine dönebilir.

Urfa’da konuştuğumuz bazı üreticiler bu riski yüksek sesle dile getiriyor

Piyasadaki fiyat oluşumuna tepki gösteren sadece Urfa yöresi değil.

Çukurova’da da benzer tepkiler var.

Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, geçen hafta sosyal medyadan yaptığı bir açıklamada, “Lif Pamuk dünyada 11.50 TL iken Türkiye’de 8.50 TL. Çiftçinin eline geçen kütlü fiyatı 4.50’den 3.20’ye geriledi. ‘Pamuk ekimini arttıralım, bizi ithal pamuğa mahkum etmeyin, siz ekin biz dünya fiyatıyla alalım’ diyen iplikçiler, tekstilciler neredesiniz? Biraz samimiyet lütfen” diyerek tepkisini dile getirmişti.

Bu konuda bir açıklama da geçen hafta Ulusal Pamuk Konseyi’nden gelmişti.

Ulusal Pamuk Konseyi (UPK) Yönetim Kurulu Başkanı Bertan Balçık, “Sezon öncesi eski mahsul alışverişlerde 11–11,50 TL fiyatlara kadar yükselen lif pamuk fiyatı hasadın başlamasıyla birlikte yüzde 30 düşerek 9,50–8,50 TL fiyattan işlem görüyor. İplik sanayicisinin lif pamuğa, yağ sanayicisinin pamuk çekirdeğine olan zayıf talebi ile birlikte faizlerin yüzde 40’lara yükselmesi pamuk fiyatının düşüşündeki ana nedenler olarak gösteriliyor. Bu durumda üreticinin eline geçecek olan fiyat da 4,50 TL’den 3,50 TL’ye düşerek neredeyse 2017 fiyatlarına yaklaşmış oldu” diyor.

40 MİLYAR DOLARLIK PAZARIN HAMMADDESİ

Pamuk öyle değerli ve stratejik bir ürün ki lifiyle tekstil sanayisinin, çekirdeği ile yağ ve yem sanayisinin, linteriyle de kağıt sanayisi başta olmak üzere pek çok ürünün hammaddesi niteliğinde.

Yarattığı katma değerle birlikte yaklaşık 40 milyar dolarlık bir pazarın hammaddesi olan bu üründe maalesef orta ve uzun vadeli bir stratejimizin olmaması üzücü.  

Bunun sonucunda da pamukta üretimin tüketimi karşılama oranı yıllardır yüzde 55-60 seviyelerini geçebilmiş değil.

Bu da bizi ithalata bağımlı kılmaya devam ediyor.

1.7 MİLYAR DOLARLIK İTHALAT

Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2017 yılında Türkiye, 115 milyon dolar değerinde 59 bin ton lif pamuk ihracatı gerçekleştirirken, 1.7 milyar dolar değerinde 914 bin tonluk ithalat yapmak zorunda kaldı.

2017 yılında bir önceki yıla göre değer bazında ihracat yüzde 22 azalırken, ithalat ise yüzde 11 arttı.

Türkiye 1,7 milyar dolarlık pamuk ithalatıyla en çok pamuk ithalatı yapan ilk beş ülke arasında yer alıyor.

Pamuk üretimine bu kadar elverişli topraklarımız varken, üretici önünü gördüğü sürece üretmeye istekliyken bu kadar yüksek dövizi her yıl yurtdışındaki çiftçilere ödemek ne kadar mantıklı ve sürdürülebilir?

GDO’SUZ TÜRK PAMUĞU

Bu arada şu notu da hatırlatmadan yazıyı bitirmeyelim.

İspanya ve Yunanistan ile birlikte dünyada pamuğu GDO’suz şekilde üreten 3 ülkeden birisiyiz.

Çok kaliteli bir pamuğumuz var ve dünyaya bunu “GDO’suz Türk Pamuğu” markasıyla pazarlayabilecek potansiyelimiz var.

Elimizdeki "beyaz altın"dan elde edeceğimiz katma değerlli ürünleri dünyaya “GDO’suz Türk Pamuğundan üretilmiştir” markası ile pazarlayıp bu işin kaymağını yemek varken, çiftçimizi maliyetine bir üretime mahkûm edip, üretime küstürüyoruz.

Sahi bizim bir pamuk stratejimiz var mı?

İrfan Donat

Bloomberg HT Tarım Editörü

idonat@bloomberght.com 

 

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
30 Ekim 2018 Salı, 20:45 Misafir İrfan bey; Ege Bölgesinde de durum Urfa’dan farklı değil. 2018 sezonunda girdi maliyetleri bugünkü kadar yüksek olmamasına rağmen çiftçi “Kütlü pamuğumu sattığımda, yapmış olduğum masraflarımı karşılasın, yani girdiğim kapıdan çıkayım. Ancak 80 Krş. Prim bana kalsın yeter.” Düşüncesindeyken, 2019 sezonunda ekilecek ürünlerde gübredeki artış 0’ler, tarım ilaçlarındaki artış %200’ler, motorindeki artış %45’ler civarındayken, satış fiyatını kestiremediğiniz bir ürünü (istediği kadar stratejik ürün olsun) dikmek kumar oynamakla eşdeğerdir. Çiftçimiz maalesef üretirken batıyor… Trafiğe çıkmayan aracın nasıl ki kaza yapma riski yoksa, üretim yapmayan çiftçinin de batma riski yoktur. ...
27 Ekim 2018 Cumartesi, 16:56 Misafir Devlet kurumu olan TARİŞ kapatıldı yanlış politikalar yüzünden zarara uğratıldı Çiftcileri tüccarların eline bırakıldı.Tüccarlarda birlik olup üreticiden pamuğa ucuza almak istiyor. Devletimiz buna bian önce el atması lazım ülkemizde stratejik öneme sahip olan pamuk tekrar eski yıllar gibi çiftçiyi küstürüp ekilmez ise daha da dışarı bağımlı olacağımız aşikardır.
26 Ekim 2018 Cuma, 21:59 Misafir Söylediklerinizin bir çoğuna katılmakla beraber, çiftçimizin de yanlışlarını söylemekte fayda var. Daha fazla kazanmak için pamuk nemliyken hasat eden, kütlüsünü sulayan, pamuğun dolayısıyla ondan üretilen ipliğin değerini fazlasıyla düşüren yabancı madde konusuna hiç dikkat etmeyen çiftçilerimiz tabi ki dünya fiyatlarında satamayacaklar pamuklarını.
Yukarı