İrfan Donat

Tarım ÜFE'deki rekor bize ne anlatıyor?

TÜİK, Mart ayına ilişkin tarım ürünleri üretici fiyat endeksini (Tarım-ÜFE) açıkladı.

Buna göre Tarım-ÜFE, 2019’un Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 1,75 artarken, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 27,3 yükseldi.

Endeks, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 13,2 artarken, on iki aylık ortalamalara göre ise yüzde 16,04 yükseliş gösterdi.

Böylece başlangıcı 2010’a dayanan Tarım-ÜFE endeksinde yıllık bazda tarihinin en yüksek seviyesi görüldü. 

Daha doğrusu rekor egale edildi. Çünkü Tarım-ÜFE endeksi Şubat ayında da yıllık bazda rekor kırmıştı.

Endeksin detaylarına baktığımızda bir önceki aya göre değişim; tarım ve avcılık ürünlerinde yüzde 1,88, ormancılık ürünlerinde ise yüzde 5,19 artış şeklinde gerçekleşti. Balıkçılıkta ise yüzde 4,71 azalış yaşandı.

Ana gruplarda bir önceki aya göre değişim; çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 6,62, tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 1,62 artış, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 0,63 azalış gerçekleşti.

Mart 2019'da endekste kapsanan 81 maddeden; 48 maddenin fiyatlarında artış, 27 maddenin fiyatlarında azalış, 6 maddenin fiyatlarında ise değişim olmadığı görüldü.

TARIM-ÜFE’Yİ NASIL OKUMAK LAZIM?

Üretici fiyatı, yurtiçinde üretimi yapılan ürünlerin, KDV ve benzeri vergiler hariç, peşin satış fiyatlarını ifade ediyor.

Endeksin fiyat kapsamı, çiftçinin Mart ayının 1 ile 31’i arasındaki pazarlama kanallarına sattığı ürünlerin fiyatlarını kapsıyor.

Buna daha öz ifadeyle "Çiftçinin Eline Geçen Fiyat Artışı” deniyor.

Yani son 1 yılı baz aldığımızda Mart 2019’da çiftçinin piyasaya arz ettiği ürünlerden eline geçen fiyat artışı yüzde 27,33 seviyesinde.

Peki aynı dönem içerisinde çiftçinin girdi maliyetlerindeki artış ne durumda?

Yani bir diğer deyişle “çiftçinin cebinden çıkan fiyat artışı” ne?

Gelin Mart aylarını kapsayacak şekilde yıllık bazda tarımsal girdi fiyatlarındaki artışlara bir göz atalım.

Mesela son 1 yılda mazot fiyatı yüzde 25 seviyelerinde arttı.

Son 1 yılda DAP ve ÜRE gübre fiyatları yüzde 55-60 civarında yükseldi.

Yine aynı dönemde zirai ilaç çeşitleri de yüzde 45-80 arasında zamlandı.

Hayvancılığın temel girdilerinin başında gelen süt ve besi yemi fiyatlarındaki artış da yüzde 40-45 arasında değişiyor.

Bu sıraladığımız girdilerin önemli bir kısmında ithalata bağımlı durumdayız.

Dolayısıyla kurdaki artış, çiftçilerin girdi maliyetlerini de aşırı artırdı.

Peki yine Mart aylarını kapsayacak şekilde yıllık bazda döviz ne kadar arttı?

Euro/TL kuru Mart ayında yıllık bazda yüzde 30 seviyesinde arttı.

Dolar/TL kurunun Mart ayındaki yıllık bazda artışı ise yüzde 41 civarında.

O yüzden çiftçinin satış fiyatındaki yüzde 27,3 artışı okurken, satışa konu olan tarım ürünlerinin üretim maliyetlerindeki artışa dikkat etmekte fayda var.

Zira veriler gösteriyor ki Tarım-ÜFE’deki yıllık yüzde 27,3’lük artışın içinde, üreticilerin girdi maliyetlerindeki artış tam olarak yansımış değil.

Mevcut tabloya göre, çiftçi reel olarak kazancını koruyamadı, tam tersine geriledi.

Deyim yerindeyse üretici cepten yiyor.

Tarım-ÜFE’deki rekor artış kırsaldaki dengelerin bozulduğunun ve normal bir dönemden geçilmediğinin belki de en önemli sinyali.

Çünkü, üretici fiyatları artarken üreticilerin memnuniyetsizliği de artıyor.

Ekilen tarım arazisi ile bu arazileri işleyen üretici sayısı geriliyor.

Dolayısıyla üretimde kayıplar yaşanıyor.

Aksi takdirde, para kazanan çiftçi üretimden neden kopsun?

Özetin özeti…

İthalata dayalı bir tarımsal üretim modelimiz var.

Dolar ve Euro ile üretip TL ile satıyoruz.

Yüksek girdi baskısıyla kırılganlık tarlada/çiftlikte başlıyor.

O yüzden tarımda gerçek bir yapısal reformdan bahsedeceksek, önce hikayenin en başına bakmamız lazım.

Kırsaldaki kırılganlık giderilmeden şehirdeki kırılganlık ortadan kalkmaz.

PEKİ ŞİMDİ NE OLACAK?

Şu ana kadar paylaştığımız veriler ve bilgiler düne kadar olanlardı.

Peki ya bugün ve sonrasına dair ne olacak?

Mesela Mart ayı içerisinde Çukurova ve civarında yazlık tarımsal üretim başladı.

Bazı bölgelerde çiftçi mısır ekmeye başladı.

Yağışlar dolayısıyla biraz geciken şeker pancarı ekimi Konya ve Kayseri’de yavaş yavaş başlıyor.

Artık bölgesel anlamda farklı ürün desenlerinde ekimler ya başladı ya da başlaması yakın.

Ama mevcut gübre ve ilaç fiyatlarıyla yapılacak tarımsal üretimin satış fiyatları ne olacak?

İşte bu sorunun yanıtı üretici kadar tüketiciyi de çok yakından ilgilendiriyor.

Fotoğrafın tamamına baktığımızda önümüzdeki döneme dair gıda fiyatlarını kalıcı ve sürdürülebilir şekilde aşağı çekecek bir ışık, sinyal göremiyoruz.

Umarım yanılırız…

İrfan Donat

Bloomberg HT Tarım Editörü

idonat@bloomberght.com

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
15 Nisan 2019 Pazartesi, 18:46 Misafir Küçükbaş hayvan üreticileri geçen yıl 800 tl ye aldıkları arpa sayesinde bu fiyatlarda üretimi sürdürebildiler, fakat buğday üretcisi bir kez daha mağdur edildi (soyuldu) . Haksız rekabet koşullarına rağmen bırakın dünya ile rekabeti, dünyada en ucuz buğday 1350 tl civarında iken 850 tl ye ürününü vermek zorunda kaldı. Toplam kayıbı 10 milyar tl civarında. Bir kesim şehirlerde yiyeceği ucuz yemeği, yapacağı tatili düşünürken diğer taraf can çekişiyor.
Yukarı