TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Alana iniş tamamsa pilot kemerleri çözmeye neden izin vermiyor?

Son açıklanan büyüme rakamları iç talebin tamamen kontrol altına alındığını gösteriyor. Cari açık ve dış ticaret verilerindeki iyileşme, enflasyondaki düşüş büyüme rakamlarıyla paralel bir gidiş sergiliyor. Dünya ekonomisindeki gelişmeler Türkiye ekonomisinin bu gidişine destek veriyor. Büyüme oranları aşağı çekiliyor, emtia ve petrol fiyatları düşüyor, küresel bazda enflasyon geriliyor. İç ve dış konjonktür, aşırı ısınan ve cari açık ile enflasyon tahdidi altındaki ekonomide ilk kez yumuşak iniş gerçekleşti. Hedef yumuşak inişse buna varıldı. Bu aşamada yeni hedef ne olmalı?
BAŞÇI NE DİYOR: Elazığ'da geçen haftanın son günü konuşan Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı bu soruya şu yanıtı verdi:
"Yumuşak inişi tamamladık. Kemerlerimizi çözüp uçağın içinde dolaşmaya başlayalım mı? Henüz değil... Avrupa tarafındaki problem zor bir problem. O yüzden biraz bekleyip oradaki gelişmeleri izleyelim. Şu anki gidişat gayet iyi. Herkes ne yapıyorsa aynen yapmaya devam etsin.''
Başçı konuşmasının para politikasında bir değişiklik sinyali içermediğini, 19 Temmuz'daki Para Politikası Kurulu ve 26 Temmuz'daki Enflasyon Raporu'nun beklenmesini söyledi.
Erdem Başçı döviz kurunun seyri konusunda da şunları kaydetti:
"İniş çıkışlar her zaman olacak. Sabit kur rejimi değil serbest kur rejimi uyguluyoruz. Herhangi bir hedef söz konusu değil. Ancak biz burada döviz kuru karşısında tamamen de serbest değiliz. Aslında rüzgârın seyrine bırakmıyoruz, biraz da dikkat ediyoruz. Kurun istikrarlı olmasından yanayız. Fiyat hedefi vermiyoruz ama bundan sonra daha az oynak bir TL, güçlü olmaya devam edecek."
KORUMA DUVARI NE: Bu sözlerden Merkez Bankası'nın ihtiyatlı tutumunu sürdürdüğü, parasal gevşeme ve faiz düşürme konusunda beklediği bazı gelişmeler olduğu anlaşılıyor. Başkan Avrupa'yı işaret ediyor. İzlediği veya tedbiri elden bırakmadığı gelişmeleri oradan bekliyor. Avrupa'dan gelecek herhangi bir kötüleşme veya radikal bir karar almaya karşı "nispeten yüksek faiz ve az değerlenmiş TL, yüksek zorunlu karşılıklarla" girmek istiyor. Böyle bir durum karşısında Türkiye ekonomisini, faizleri düşürerek, zorunlu karşılıkları azaltarak ve kısmen de TL'nin değerini düşürerek koruyacak. Başçı'nın tam da TL'nin değerlenebileceği bir süreçte "TL'yi rüzgârın seyrine bırakmayız" demesi, aşırı değerlenmeye sıcak bakmadığını gösteriyor. Zaten sepet kura göre yüzde 5 dolayında bir değer artışı söz konusu. Bu oranı daha fazla artırma yanlısı değil.
AVRUPA BEKLENİYOR: Bu durum ihracatçılar için destekleyici olacak. Çünkü sepet kur 2.02'ye kadar indi. Avrupa pazarının talep daralmasından dolayı iyice zayıflaması, Türkiye'nin ihracatındaki payını yüzde 36.2'e kadar düşürdü. Yeni pazarlara girmekte olan ihracatçılar için kurun en azından dezavantaj oluşturmaması lazım. Cari açıktaki düşüşün sürdürülmesi açısından da ihracat artışı zorunlu.
Bu gelişmeler ışığında tabloyu Avrupa'dan yeni bir atak gelmediği takdirde Merkez Bankası'nın faizleri aşağı çekebileceğini, ancak o durumda kurun artmamasına ya da pozitif gelişmelerden dolayı kurun daha fazla düşmemesine dikkat edecekleri şeklinde okuyorum. Yani bir müddet beklenecek, dış olumsuz gelişmeler devreye girmezse harekete geçilecek.

 

Düşen petrol, enflasyon, cari açık, yükselen ihracat ve not artışı ile pozitif döngü

Avrupa'dan yeni bir atak da gelse bir süre önce başlayan Türkiye'nin pozitif ayrışmasının devam edebileceğini düşünüyoruz. Çünkü bu ayrışmaya yol açan dünya konjonktürünün kısa sürede değişmesini beklemiyoruz.
■ Petrol, doğalgaz ve diğer emtia fiyatları, dünya ekonomilerinin düşük büyümeye geçeceğinin anlaşılmasıyla geriledi. Küresel ekonomide yeni bir canlanma zaman alacak. Canlanma veya küresel likiditede büyük bir bolluk olmadan fiyatların yönünün yukarı çevrilmesi zor.
■ Türkiye ekonomisinin göreli olarak hem daha yüksek büyüyor, hem de cari açık ve enflasyonunu düşürüyor. Dış finansman ihtiyacını azaltıyor ama dışarıda kaynak sağlama ortamı da yeniden iyileşiyor. Bu, Türkiye için ideal bir durumu ifade ediyor.
■ Krizin Avrupa'da olması en büyük handikapımız. Ancak bu bölgeye yapılan ihracatın toplam içindeki payı yüzde 50'den fazla iken mayıs ayı itibarıyla yüzde 36'ya kadar düştü. Geçen yıla göre 10 puanlık düşüş sağlandı. İhracatçıların Avrupa dışında yeni pazarlar bulabildiği oranda Türkiye ekonomisi de kendisini Avrupa krizinden soyutlayabilecek. 2007'de başlayan küresel krizin Avrupa ile birlikte yaşanmakta olan ikinci ayağında Türkiye'ye düşen en büyük imtihan da bu. Bu konuda şimdiye kadar alınan mesafe iyi ve umut verici.
■ Pozitif gelişmelerin yan yana konulması Türkiye'yi finansal piyasalarda hem pozitif ayrıştırıyor hem de kredi notunun yükselmesine yol açıyor. Notun yeniden yükselme ihtimali de, piyasaları bir kez daha ateşlerken pozitif bir döngüye yol açıyor. Türkiye'yi yakından izleyen Fitch Rating's geçen hafta Bloomberg HT'ye "notunuzu üç ay içinde yeniden görüşüceğiz" dedi.
■ Böyle bir konjonktürün sonunda eğer Türkiye'nin kredi notu yatırım yapılabilir seviyeye çıkarsa, küresel krizin ikinci ayağını birincisine oranla çok daha az hasarla geçeceğiz. Üstelik yeni pazarlara girmek gibi, çok önemli bir kazanç da sağlayacağız ve toplamda süreci taçlandırmış olacağız. Doğrudan sermaye çekmede yeni bir aşamaya geçeceğiz.

SONUÇ: "Talihsizlik sırasında bile, talih açık kapı bırakır." Cervantes

 

 

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
10 Temmuz 2012 Salı, 01:56 Misafir sayın yıldırım.son 6 aylık surede ırana yapılan altın ıhracatının aslında yalan oldugu,bunun ırana petrol ve dogalgaz ucretı olarak odenıp ıhracat yapılmıs gosterıldıgını bılıyormusunuz.artık devletınn kendısı hayalı ıhracat yapıyor.daha kımbılır ne masallar sattılar.
09 Temmuz 2012 Pazartesi, 21:39 Misafir bir atasözü derdi, hayatta hersey göründüğü gibi değildir.
Yukarı